Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Sordu, Ecz. Sevil Ağalar Altınel Yanıtladı
SUNUŞ
Bir destek tedavisi ve “iyileşme hali” için Aromaterapi uygulamaları son yıllarda giderek yükseliyor…
Konuyu, ülkemizin Aromaterapiyle ilişkili en yetkin isimlerinden biriyle konuştuk.
Fakülteden arkadaşı olmaktan gurur duyduğum Ecz. Sevil Ağar Altınel, oldukça deneyimli bir serbest eczane sahibi eczacı. Aromaterapi Derneği Başkanı, Alliance Of İnternational Aromaterapist (AIA) in ülkemizdeki yetkili eğitimcisi, merkezi ABD’ de olan Airmid Institute “Gelecek Nesiller İçin Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Korunması, Yetiştirilmesi Ve Geleneksel Tıpta Kullanımını” destekleyen sivil toplum örgütünün Türkiye elçisi ve Nature and Nurture firmasının kurucusu.
Doğrusu, bu kadar görevi aynı anda nasıl yapıyor, ben de şaşırıyorum.
Eczacının Sesi ofiste buluştuk, tahmin edebileceğiniz gibi oldukça keyifli bir söyleşi oldu.
Söyleşiyi olabildiğince verimli olacak şekilde özetlemeye çalıştık.
Her zaman olduğu gibi, söyleşinin her aşamasında, gerçekleşmesinden yayımına kadar, emek sarf eden Eczacının Sesi asistanları Nurdan Akdaş ve Nilüfer Çanşalı’ na, Editörümüz Ecz. Özlem Demir' e teşekkür ederim.
Bu güzel söyleşi için Aromaterapi Derneği Başkanı Sayın Ecz. Sevil Ağalar Altınel’ e teşekkür ederiz.
Okumanız ve katkı sağlaması dileğiyle…
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu
SÖYLEŞİ- Aromaterapi ve Eczacılar
-Aromaterapi nedir? Hastalıkların tedavisindeki yeri nedir?
Öncelikle şunu söylemek isterim… Aromaterapi, temel bir tedavi yöntemi değildir. Tamamlayıcı ya da destek tedavisi denilebilir.
Aromaterapi, aromatik bitkilerin çeşitli distilasyon yöntemleriyle, örneğin buhar distilasyonu ya da soğuk sıkım gibi yöntemlerle fiziksel olarak elde edilen yağların fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlığı desteklemek için kullanılan tamamlayıcı ya da destekleyici bir tedavi yöntemidir. Tedavi yöntemi demek yanlış olur. Destekleyici, tamamlayıcı bir tedavi yöntemi temel bir tedavi yöntemi değildir. Konvansiyonel tedavi yöntemlerinin yanında, birçok ilacın dozunun azaltılmasını ya da ilacın kesilmesine yarayacak yöntemlerle destek tedavi yöntemleriyle aroma terapiyi uygulayabiliyoruz.
-Aromaterapi ürünleri nelerdir?
Aromaterapi denilince ilk başta hep uçucu yağlar akla geliyor. Sabit yağlar var. Çeşitli tuzlar var. Yanında aromatik karışımların içinde birçok doğal madde bulunur. Aromaterapinin başrol oyuncusu her zaman uçucu yağlardır.
Bitkilerin çiçek, yaprak, kabuk, gövde, tohum gibi ya da köklerinden farklı distilasyon yöntemleriyle oluşan elde edilen çok konsantre, kırılgan ve içlerinde birçok kimyasal madde barındıran yağlardır bunlar.
-Günümüzde Aromaterapinin yaygın kullanım alanları nelerdir?
Cilt problemlerinde çok rahat kullanılıyor. Egzamada, mantar tedavilerinde vb. Çok güzel, etkili sonuçlar alınabiliyor. Uyku problemlerinde, stres, gerginlik, ağrıda… Adale ağrısında ya da fibromiyalji dediğimiz psikolojinin de içine girdiği ağrılarda çok etkili sonuçlar elde edilebiliyor. Bunun dışında Alzheimer hastalarına, sakinleştirmek ya da nörolojik dejeneratif hastalıklar dediğimiz Parkinson’da da aynı etkiyle kullanılıyor.
-Çoğunlukla hangi yağlar, kokular kullanılıyor?
Özellikle lavanta çok kullanılıyor. Streste, gerginlikte. Bergamot otu yağının stres ve gerginlik üzerinde etkili olduğu, serotonini, dopamini yükselttiği biliniyor. Son yıllarda çok fazla klinik çalışmaları var. Aromaterapide sık kullanılan uçucu yağlar arasında defne yağı, çay ağacı yağı, gül yağı, kekik yağı, lavanta yağı ve okaliptüs yağı yer alır.
-Son yıllarda holistik yaklaşım çok yükseldi, bu yaklaşımı açabilir miyiz?
Evet, son yıllarda holistik, bütüncül yaklaşım gündemde. Holistik yaklaşım, bireyleri veya sistemleri yalnızca parçaları olarak değil, bir bütün olarak değerlendiren bir yaklaşımdır. Bireyin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal boyutlarının tümünü kapsar.
Aromaterapi kullanılarak bütüncül bir iyilik hali hedefleniyor.
Son yıllarda, Amerika ve Avrupa’da çok fazla klinik çalışma yapılıyor ve klinik iyilik hali hedefleniyor. Kanser hastalarında, hastanelerde klinik aromaterapi çok fazla kullanılıyor. Hastalara, hastalığın son günlerinde Lavanta ve Bergamot ile rahatlatan masajlar yapılıyor. Hasta konforu sağlanmaya çalışılıyor.
-Uçucu yağlar nasıl elde ediliyor?
Kolay değil. Örnekleyelim, 4 ton gül yaprağından 1 litre gül yağı elde ediliyor. Gülün içindeki tüm kimyasal yağa geçiyor. Aromaterapi denildiğinde güzel, hoş kokular geliyor akla… Ama geri planda ciddi bir kimya var. İşte o kimyada klinik Aromaterapi var.
Bir uçucu yağ, 20, 50 hatta 300’e yakın kimyasal bileşik içeriyor. Genelde uçucu yağlar dediğimiz şey monoterpenler içeriyor. Çok sayıda kimyasal var içlerinde.
-Aromaterapi eczacıların alanı mıdır?
Kesinlikle… Aromaterapi, eczacıların alanıdır. Çünkü aromaterapi aslında bir bitki bilimidir. Biz eczacılar, eğitimimizde yoğun bir biçimde Farmasötik Botanik ve Farmakognozi eğitimi alıyoruz. Bu eğitimleri yoğunlukla alan tek meslek grubuyuz. Bitkileri bilen, tanıyan, etkilerini, yan etkilerini her şeyini biliriz, eğitimini aldık.
Aromaterapiye biz eczacılar, majistral gözüyle bakmamız, o alanın içinde değerlendirmemiz lazım. Aromaterapiye standart bir tedavi modeli olarak bakmamamız lazım. Yani bir ürünü alayım, herkese uygulayayım, öyle bir şey doğru değil. Aromaterapide odak noktası, hastadır. Uygulama hastaya, hastanın ihtiyaçlarına göre değişir. Hastanın özel durumu ne? Hangi ilaçları kullanıyor? Bunların hepsi önemli. Mesela, hasta hipertansiyon hastası, tansiyon ilacı kullanıyor… Ona bu durumunu olumsuz etkileyecek bir ürün verilemez. Mesela ada çayı verilmemeli. Hastaya zarar vermeme ilkesi, temel ilkedir. Doğal demek, zararsız demek değildir. Hastanın durumuna göre yan etkiler oluşabilir.
Yüksek dozlarda karmaşık uçucu yağ içeren kombinasyonlar çok doğru değildir. Olabildiğince, uçucu kombinasyonlar azaltılarak dozları düşürülmeli. Hem sürdürülebilirlik hem yan etkilerden korunmak için bu önemli.
Eğer bir kronik hastalıkta kronik olarak Aromaterapi ürünü kullanılıyorsa, düşük doz kullanılır. Yüksek dozlar akut kullanımlarda tercih edilmelidir. Dozlama önemli. İşte bütün buna ancak eczacı hâkim olabilir.
-Aromaterapinin ülkemizde yanlış ya da abartılı kullanımı var mı?
Var maalesef. Bakıyorsunuz, internet ortamında kanseri tedavi ettiğini iddia edenler var. Hiçbir yan etkisi olmadığını söyleyenler var. Bu doğru değil. Hasta- ürün- doz önemli. Toksik etkileri olabilir. Özellikle hamilelerde ve çocuklarda dikkatli olmak lazım. Güneşte sürülen bazı uçucu yağlar cilt lekelenmelerine, cilt yanıklarına yol açabilir. Karanfil, yüksek konsantrasyonlarda zararlı olabilir. Eczacılar, aldıkları eğitimin yanında klinik Aromaterapi eğitimi de almalılar. Bazı uçucu yağlar, tansiyonu yükseltebilir. Aromaterapiyi bilimsel doğrularla uygulamalı. Abartmamalı. Yerli yerinde uygulamalı. Olası toksik ve yan etkileri bilerek kullanmalı. Doğaldır, yan etkisi yoktur, doğru değil. Nioli yağını sürekli olarak kadınların iç çamaşırına koyduruyorlar. Bu doğru değil, sonra kadınlar bir dizi sağlık sorunu yaşıyorlar. Ticari kaygılarla hareket etmemek gerekiyor.
Aromaterapi ve Fitoterapi, eczacılığın sınırları içindedir. Eczacıların uzmanlık alanıdır. Bu alanları doğru kullanmak gerekiyor. Koku deyip geçmemek gerekiyor. Koku, psikolojik etki yapar. Siz çok güzel bir kombinasyon hazırlamış olabilirsiniz, ancak verdiğiniz kokuyu kişi beğenmeyebilir. Etki yaratması için kişinin o kokuyu sevmesi de gerekiyor. Kokuyu sevmezse istediğiniz etkiyi yapmaz.