Her yerde her alanda seçeneklerin bolluğunu yaşıyoruz. Hiç olmadığımız kadar yoğun bir seçim yapma sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Fred Hirsch’in dediği gibi "küçük kararların tiranlığı" dönemini yaşıyoruz. Çok sayıda seçeneğe sahip olan küçük kararlara o kadar zaman ve enerji harcıyoruz ki hayattaki odağımızı kaybediyoruz. Az seçim yaparak seçimlerimizden sorumlu olmak ama aynı zamanda elediğimiz seçeneklerin stresini yaşamamaya çabalıyoruz. Ama diğer seçenekleri gördükçe elimizdekine tatminsizliğimiz artıyor.

Barry Schwartz, 2004 yılında yayınladığı "Bolluk Paradoksu" (İng: "Paradox of Choice") adlı kitabında, "özgürlük kavramını, doğrudan seçim özgürlüğü ile düşünüp seçenekleri çoğaltarak özgürlük alanımızı da genişlettiğimizi sanarak kendimize iyilik yapmış olmuyoruz" fikrini ortaya atıyor. Aslında seçeneklerin artışı daha kapsamlı bilgiye ihtiyaç gereksinimi yaratıyor ve bu hata yapma olasılığına karşı kişiye daha fazla sorumluluk yüklüyor. Bol seçeneklerin arasında ya karar verme yani seçme davranışımızı erteliyoruz, bir bakıma kayboluyoruz ya da seçim yapsak bile ardından arzuladığımız tatmini yakalayamıyoruz.

Schwartz, kitabında, çok fazla seçeneğin karar verme isteğimize etkisini bir araştırmayla incelemeye alıyor. Deneye göre araştırmacılar, bir markette yüksek kaliteli reçelleri dizdikleri bir masa hazırlıyorlar. Gelen müşteriler reçel çeşitlerinin tadına bakabilecek ve satın aldıklarında belirli bir miktarda indirim kuponu kazanacaklardır.

Çalışma grubunun ilkinde 6 çeşit reçel ikincisinde ise 24 çeşit reçel deneme için tanıtım masasına dizildi. Her iki durumda da 24 çeşit reçeli satın almak mümkündü. Deney sonunda çıkan sonuçlara göre, daha fazla reçel çeşidinin dizildiği masa daha az reçelli masaya göre beklendiği gibi daha çok sayıda insanın ilgisini çekti.

Ancak, tadım sayısının iki durumda da ortalama olarak aynı olmasına karşın, iş satın almaya geldiğinde, daha az reçelin dizili olduğu masaya gidenlerin %30’u bir kavanoz reçel alırken, daha fazla reçel örneğinin olduğu masaya gidenlerin sadece %3’ü bir kavanoz reçel satın aldı. Yani satın alma oranlarında 10 kat gibi büyük bir fark oluştu. Bu araştırma hakkında Schwartz şu yorumu yapıyor:

“Karar vermek için harcanan çaba çok sayıda seçenek sunulan tüketicilerin cesaretini kırabilir. Bu yüzden tüketiciler karar vermeme eğiliminde olabilirler. Satın alsalar bile, karar vermenin gerektirdiği çaba sonuçtan duyulan keyfi azaltır. Yine, çok sayıda seçenek insanların gerçekten seçtiği şeyin çekiciliğini azaltır, çünkü seçilmeyen alternatiflerin çekiciliğini düşünmek, seçilen şeyden duyulan keyfi azaltır.”

Az olanın aslında çok olduğunu anlamamız ve Leonardo da Vinci’nin dediği "Sadelik nihai karmaşıklıktır." düşünce yapısına sahip olmamız bu döngüden çıkmanın anahtarı olabilir mi?

 

Kaynak

B. Schwartz. (2014). The Paradox Of Choice: Why More Is Less. ISBN: 149151423X. Yayınevi: Brilliance Audio.

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat