Merhaba,

Cencora Alliance Healthcare Türkiye CEO’su Duygu Tunçkan Pala ile Eczacının Sesi Ataşehir ofisimizde buluştuk. Samimiyetle verdiği yanıtlar, mütevazi davranışları ve esprili yaklaşımları ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Cencora Alliance Healthcare Türkiye Pazarlama ve İletişim Müdürü Pınar Özgüven Erdemli, Eczacının Sesi Yayın Kurulu Başkanı Ecz. Hakan Gençosmanoğlu, Eczacının Sesi asistanları Nilüfer Çanşalı ve Nurdan Akdaş bize eşlik ettiler. Verdikleri katkı için teşekkür ediyorum.

Söyleşi için Cencora Alliance Healthcare Türkiye Ceo’su Sayın Duygu Tunçkan Pala’ya çok teşekkür ediyorum. 

Ecz. Özlem Demir

Ö. Demir: Duygu Tunçkan Pala kimdir? Nelerden hoşlanır, hobileriniz nelerdir, biraz sizi tanıyabilir miyiz?

D. Tunçkan Pala: İzmir, Karşıyakalıyım. Dolayısıyla hep 35 yaşındayım. Fen Lisesi mezunu olup hem de sayılarla uğraşmayı çok sevince mühendis olmayı istedim ve endüstri mühendisliğini seçtim. Ancak sonrasında finans sektörünü seçtim. Finans strateji, iş geliştirme ve yönetim alanlarında devam ettim. Çeşitli koçluk sertifikalarım var, bu arada Reiki master’lığım da var...

Ekip çalışması beni çok mutlu ediyor. Hani böyle %60 ekip lideri %40 ekip oyuncusu olmayı seviyorum galiba. Hep birlikte beyin fırtınası ile üretmek beni mutlu ediyor. İşim hobim olsa diye düşünürdüm hep, bu yeni pozisyonumda bunu fark ettim, sevdiği alanda çalışmak daha üretici kılıyor insanı.

Ö. Demir: Oldukça yoğun bir çalışma ortamınız var. İş dışında neler yapıyorsunuz?

D. Tunçkan Pala: Lisanslı yüzücüydüm, son 5-6 yıldır öyle düzenli bir spor hayatım maalesef yok. Örgü örmeyi çok seviyorum, kazak ve bunun gibi şeyler; bu aralar kilim örüyorum mesela. Yetişkinler için olan lego, puzzle yapıyor, sonra duvara asıyorum. Suluboya setleri ile boyama deniyorum.

Dizi seyretmeyi seviyorum ama karanlık diziler değil. En son Jet Sosyete’yi bitirdim, Yalan Dünya’yı bitirmek üzereyim. Çok eğlenceli...

Ev işlerini, temizlik yapmayı da seviyorum. Yemek yapmayı çok seviyorum. Değişik şeyler de deniyorum, tabi yaptıklarımı yemeyi de seviyorum.

Ö. Demir: Farkında mısınız, hiç boş durmuyorsunuz... Aslında hobi demeyelim, zamanı değerlendirmeyi seviyorsunuz...

D. Tunçkan Pala: 2018’den beri evliyim, yedi yılı tamamladık. Çocuğumuz yok ama iki tane çok şeker kedimiz var. Adilo ile Melo. Adile Naşit’den dolayı önce Adilo, sonra uyumlu olsun diye Melahat- Melo dedik, altı ve üç yaşındalar. Ne yazık ki Melo’da böbrek ve kalp rahatsızlığı var, epey ilaç içiyor. İlacını içirirken ona “sen dünyanın en güçlü kadınısın” diyorum...

Ö. Demir: Sizi dinlerken düşündüğüm; başarınızın sırrı belli aslında, bu kadar çeşitli alanda ilgi duymak, meraklı ve çalışkan olmak...

D. Tunçkan Pala: Bir gün böyle tenis öğrenmeye çalışıyorum. Tenis hocam bana “burada sadece eğlenmek için oyna, yeterli” dedi. Bense sıfır hata için hırslanıyordum, ve fark ettim ki sıfır hata, mükemmel olmak aslında beni yeni şeyleri denemekten alıkoyuyor. O yüzden belki bu kadar farklı şey deneyerek, hata yapma korkumu yenmeye çalışıyorum.

Erkek yöneticilerin hakim olduğu bir dünyada kadın yönetici olmak nasıl bir duygu?

D.Tunçkan Pala: Evet, birçok olumlu gelişme olsa da koşullar bazen zorlu olabiliyor. Kapsayıcılığa, yetenek ve performansa dayalı fırsatlar yaratan bir şirkette çalışmak benim için büyük bir şans. Aynı zamanda, sektörümüzde hala gelişme potansiyeli oldugunu düşünüyorum.   

Finans alanındaki geçmişim, kararları verilere, netliğe ve hesap verebilirliğe dayandırarak ilk liderlik deneyimlerimi şekillendirmeme yardımcı oldu. En iyi liderlerin güçlü iş disiplini ile duygusal zekayı bir araya getirdiklerine inanıyorum. Bu nitelikler herhangi mesleğe veya cinsiyete bağlı değil. Burada bence önemli olan, yeni nesildeki kadınların bizlere göre daha az engelle karşılaşması için, birlikte çıtayı yükseltmeye devam etmek.

Ö. Demir: Bu pozisyona gelene kadar kariyer hayatınızda yaşadığınız zorluklar oldu mu?

D. Tunçkan Pala: Bir sürü zorlukla karşılaşıyorum tabi ama aklımda kalan bir anım; bir önceki şirketimde finans direktörü olarak Kazakistan’a gittim. Gitmeden önce o kadar çok negatif şey anlatıldı ki; ilk iki üç ay gerçekten çok zor geçen bir zaman dilimi oldu. Ama bunun en büyük nedeni anlatılan olumsuzlukları büyüterek kendimde zorluk hissetmemdi. Bazen bir şeyleri kendimiz düşüncelerimizde zorlaştırıyoruz; aslında nasıl algıladığımız ve nasıl hareket ettiğimiz önemli.

Alliance Healthcare Türkiye, Cencora Alliance Healthcare oldu... Neden oldu? Neler değişiyor?

D. Tunçkan Pala: Alliance Healthcare'in Cencora'ya entegrasyonu, küresel bir sağlık hizmeti lideri olarak gelişimimizi vurguluyor ve bu yenilik, iş ortaklarımıza ve müşterilerimize olan taahüdümüzü kararlılıkla devam ettireceğimizi ortaya koyuyor.

Müşterilerimiz açısından, Alliance Healthcare aracılığıyla aldıkları hizmetler açısından büyük bir değişiklik yok. Öte yandan Cencora'nın bünyesinde olmamız, ihtiyaç duyduklarında müşterilerimize daha geniş bir küresel çözüm portföyü sunmamızı sağlarken, iş ortaklarımızın güvendiği hizmetleri sunmaya devam etmemizi de mümkün kılıyor.

Kendimi ve tüm liderlik ekibimizi çok şanslı hissediyorum. Değişim zor bir iştir, ancak şirketimizde ileriye doğru gitmek ve büyümek için benimsenmiş, ortak bir yaklaşım var ve herkes bunu destekliyor. Bu pozitif yaklaşım da işleri kolaylaştırıyor.  

Cencora ile ilgili biraz daha bilgi vermek gerekirse;

  • Cencora insan ve hayvan sağlığını iyileştirmeye odaklanmış, önde gelen eczacılık çözümleri şirketlerinden
  • Dünya genelinde 50 ülkede, 1400 lokasyonda faaliyet gösteriyor
  • Küresel sağlığı iyileştirmeye odaklanmış, farklı uzmanlıklara sahip 51.000 çalışanı var.
  • Yıllık Ciro; 300 Milyar USD’dan fazla
  • Fortune 500 listesinde 10. sırada, Global Fortune 500 listesinde 18. sırada

 

2025 yılını sektörümüz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

D. Tunçkan Pala: Hem şirket hem ülke olarak zorlu bir yıl geçirdik. Ekonomiyi düzeltmeye çalışırken, mecbur yapılması gereken ve alınması gereken aksiyonların sonucunda herkese dokunan negatif etkiler oluştu. Bu arada biz sektör olarak, gerçekten hiper enflasyonist bir ortamda 14 ay boyunca fiyatları hiç oynatmadan, dirençle hayatta kalmayı başardık.

Tedarikçi, biz ve eczacılar hepimiz aynı zincirin parçalarıyız ve bu zincirin her bir parçası kadar güçlüyüz. Bu yüzden önceliğimiz her zaman hep birlikte güçlenmek. Böylece hastaları destekleyen ve tüm paydaşların büyümesini mümkün kılan daha sürdürülebilir, daha istikrarlı bir ortam inşa edebileceğimize inanıyorum.

Yerel pazar uzmanlığına sahip büyük bir küresel şirket olmak gerçek bir avantaj, biz de bu avantajı eczacılarımızı farklı şekillerde desteklemek için kullanıyoruz. Örneğin, finansal zorluğa düşen eczacıya, ödeme günleriyle ya da başka türlü nasıl yardımcı olabiliriz diye çok düşündük, bu zorlu dönemi hep birlikte nasıl aşarız diye baktık. Aralık ayında gelen düzenleme ile hepimiz biraz nefes aldık. Ancak önümüzdeki dönemde ben farklı aksiyonlar ile daha iyiye gideceğimize eminim.

2026 yılında sektörümüz açısından öngörüleriniz ve beklentileriniz nelerdir?

D. Tunçkan Pala: 2026 birçok yönden daha kolay olacak, birçok yöndense daha zor olacak diye düşünüyorum.

Şirketimizde 4.000 kişiden fazla arkadaşım var. Hepsi ayrı ayrı yeteneklerini, isteklerini, sadece beyinlerini değil, kalplerini ortaya koyup çalışıyorlar. O yüzden ben, onların desteği ile 2026’yı hem daha başarılı hem de belki yoğun ama huzurlu bir şekilde geçireceğimizi düşünüyorum. Bence zaten başarının temelinde, aslında birlikte çalıştığınız insanlara güven yatıyor.

Biz global bir şirketiz. Evet çok ciddi kurallarımız var; uyum kurallarımız var, iç kontrolümüz var, denetimlerimiz var. Dolayısıyla adımlarımızı çok dikkatli atıyoruz. Bütün bunların hem tedarikçi hem de eczacı gözünde bizim için ek değer yarattığını düşünüyoruz.

Bir yandan şunu da söylemek isterim, ben bu sektörde olmayı kendim için çok ciddi bir ayrıcalık olarak görüyorum. Sektörde çalışan bütün arkadaşlarım için de böyle, şirketteki arkadaşlarımıza da aynı şeyi söylüyorum. Depomuzdan doğru ilacı doğru yere doğru zamanında götürürsek, bir hayat kurtarabiliyoruz. Bu çok önemli değil mi? Eczacımıza ilacı doğru şekilde, zamanında ulaştırabilmek aslında hayati bir öneme sahip. Yani hayatın içinde sorduğumuz “ben neden çalışıyorum?” sorusunun yanıtını böyle verebilmek müthiş bir şey...

2026 için bir dilek hakkınız olsa, ne dilerdiniz?

D. Tunçkan Pala: Herkese iyi olan şeyler bollukla gelsin diyorum. Yani öyle çok spesifik bir şey değil. Herkesin farklı olabilir. Herkesin iyisi hayırlısı ama hep bollukla gelsin diyorum.

Ö. Demir: Bu keyifli sohbet ve paylaştığınız bilgiler için teşekkür ediyorum



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat