Hayat kurtaran ilaçlar kur duvarına takılıyor.

Eczanelerden ilaç aramak neredeyse meslek oldu. Çünkü İlaç yokluğu kronikleşti. Kur takıntılı ilaçlar dünyayı geziyor, Türkiye’ye uğramıyor. Olan yine garibana oluyor.

Nihat AK/EGE TELGRAF- Hayati öneme sahip tansiyon, diyabet, depresyon ve kanser ilaçlarından basit ağrı kesicilere, grip aşılarından yeni nesil tedavilere kadar birçok ilaca erişim her geçen gün zorlaşıyor. Sorunun temel nedenlerini Ege Telgraf’a değerlendiren İzmir Eczacı Odası Başkanı F. Savaş Kılıççıoğlu, gerçekçi olmayan ilaç Euro kuru, dışa bağımlılık ve kontrolsüz ürün satışlarının halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguladı.

‘SAĞLIKTA TASARRUF OLMAZ’

Reel kur ile belirlenen ilaç kuru arasındaki büyük fark devam ettiği sürece hasta tedavilerinde istenilen sonuçlara ulaşılmasının daha da zorlaşacağını belirten İzmir Eczacı Odası Başkan F. Savaş Kılıççıoğlu, “Son olarak ilaç fiyatlandırmasında esas alınan Euro kuru, yüzde 16,9 artırılarak 25,3346 TL olarak belirlenmiştir. Ancak hepimizin bildiği gibi, piyasalarda Euro kuru 50 TL’nin üzerinde seyretmektedir. Bu durum, ilaç tedarikinde yaşanan sorunların devam edeceğini ve hatta artacağını açıkça göstermektedir.

Özellikle kanser, organ nakli, göz hastalıkları gibi hayati alanlarda kullanılan birçok ilaçta dışa bağımlıyız. Yerli üretim olarak nitelendirilen ilaçların dahi hammaddelerinin büyük bir kısmı ithal edilmektedir. Reel kur ile belirlenen ilaç kuru arasındaki bu büyük fark varken, bu ilaçların ülkemize düzenli şekilde gelmesi ne yazık ki mümkün görünmemektedir. Bundan da daha vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Dünyada özellikle kanser tedavisinde kullanılan çok yeni ve yenilikçi moleküller bulunmaktadır. Ancak bu yeni tedavi seçeneklerinin hiçbiri ülkemize gelmemektedir. Bu durum, hastalarımızın tedaviye erişimini ciddi şekilde kısıtlamakta ve iyileşme süreçlerinde büyük mağduriyetlere yol açmaktadır. İlaç yoklukları yalnızca hastalarımızı değil, eczanelerimizi ve eczacılarımızı da derinden etkilemektedir. Vatandaşlarımız için ilaca erişim artık başlı başına büyük bir sorun haline gelmiştir.

Bununla birlikte, eczane işletmelerinin maliyetleri ikiye, üçe katlanmış durumdadır. Asgari ücrete yüzde 27 zam yapılmışken, ilaca yalnızca yüzde 17’lik bir artış verilmesi; enflasyonun yüzde 30–35 seviyelerinde seyrettiği bir ülkede, eczanelerin yaklaşık bir yıldır ilaç fiyat artışı almadan ayakta kalmaya çalışması, ekonomik zorlukları artık taşınamaz bir noktaya getirmiştir. Zaten var olan sorunlar, bugün çok daha derinleşmiştir. Altını çizerek söylüyoruz sağlıkta tasarruf olmaz.

İlaç yokluklarının temel nedenlerinden biri olan bu gerçekçi olmayan Euro kuru yeniden ele alınmadığı sürece, sorunların artarak devam edeceğini öngörüyoruz. Daha gerçekçi bir Euro kuru oluşturulduğu takdirde, hem ilaç yokluklarının önüne geçilebileceğine hem de hastalarımızın ve eczacılarımızın bir nebze olsun rahatlayacağına inanıyoruz” dedi.

‘BU MİLLİ BİR DAVADIR’

Dışa bağımlı bir ilaç piyasasının sürdürülebilir olmadığına vurgu yapan Başkan Kılıççıoğlu, “Yerli ilaç üretimi bizim için bir tercih değil, milli bir davadır. Dışa bağımlılıktan kesinlikle kurtulmamız gerekiyor. Bugün gelinen noktada, “yerli” dediğimiz birçok ilaç firmasının sermaye yapısına baktığınızda yabancı ortaklıklarla ayakta kalmaya çalıştığını görüyoruz. Bana göre bu firmalar yabancı ortak dahi almamalıdır. Ancak burada devlete çok önemli bir görev düşmektedir. Devlet, yerli ilaç sanayisini güçlü şekilde teşvik etmeli, gerekli avantajları sağlamalıdır. Çünkü yerli ilaç üretimi, ulusal bir meseledir. Nasıl ki eğitim, sağlık ve silahlı kuvvetlerimiz bir ülke için vazgeçilmezse, yerli ilaç üretimi de en az onlar kadar hayati öneme sahiptir. Dışa bağımlılık bugün bize çok ağır bedeller ödetmektedir. Birçok ilaç ülkemize gelmemektedir.

İnsanlarımız reçeteleriyle eczane eczane, dolaşıyorsa, bunun temel sebebi ilaç bulamamalarıdır. Bu tablo kabul edilemez. Yerli ilaç üretimi güçlendirilmeden, bu sorunların kalıcı olarak çözülmesi mümkün değildir. Biz bu konuyu bir sektör meselesi değil, bir ülke meselesi olarak görüyoruz” diye konuştu.

TİCARİ DEĞİL İNSANİ

İçinde etken madde bulunan her ürünün adı ne olursa olsun bir ilaç olduğunu bunlarında eczane dışında satılamayacağı uyarısını yapan Başkan Kılıççıoğlu, “Bitkisel olabilir, “ilaç dışı ürün” olarak adlandırılabilir, OTC denilebilir.

Bunların hiçbiri gerçeği değiştirmez. Vücuda alınan, biyolojik etki gösteren her madde ilaçtır. Piyasada OTC olarak adlandırılan Over The Counter (OTC) yani tezgâh üstü ilaç olarak bilenen ilaç grubu basitçe reçetesiz ilaç olarak tanımlanmaktadır. Bu ürünler sadece eczanede ve yalnızca eczacı tarafından verilmelidir.

Çünkü bir maddenin insan vücudunda nasıl bir etki yaratacağını, başka hangi ilaçlarla etkileşime gireceğini, kim için risk oluşturacağını eczacıdan başka kimse bilemez. Biz ilaç verirken hastayla konuşuruz. Yanında başka ne kullandığını sorarız. Kontrendikasyon var mı, etkileşim riski var mı, bunu anlamaya çalışırız.

Bu ürünler sonuçta vücuda alınan ürünlerdir ve bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması ve denetlenmesi gerekir. Ancak ülkemizde bu ürünlerin büyük bir kısmı Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmakta, etkin ve yeterli bir denetime tabi tutulmamaktadır. Sonuç ne oluyor? Hepimizin her gün haberlerde gördüğü merdiven altı ürünler piyasayı dolduruyor.

Kalp krizleri, organ yetmezlikleri, ciddi yan etkiler. Haberlere yansıyan vakalar var, bir de hiç yansımayan onlarcası. Bu yaşananların sebebi, kontrolsüz ve denetimsiz ürünlerin serbestçe piyasada dolaşmasıdır.

Oysa Sağlık Bakanlığı denetimindeki her ilaç, İlaç Takip Sistemi ile izlenmektedir. Nasıl ki her vatandaşın bir T.C. kimlik numarası varsa, her ilacın da bir kimliği vardır. Hangi depodan çıktı, hangi eczaneye gitti, hangi vatandaşa verildi; Bu zincir baştan sona takip edilmektedir. Devlet bugün hangi eczanede hangi ilacın bulunduğunu dahi görebilmektedir. İşte gerçek denetim budur. Bu ürünler de ilaçtır, sadece eczanede satılmalıdır. Kesinlikle marketlerde, Orada burada, internette, kontrolsüz şekilde satılmamalıdır. Bu durum halk sağlığını çok büyük ölçüde tehdit etmektedir.

Biz eczacılar olarak bu tehlikeyi görüyoruz ve yıllardır uyarıyoruz. Bu konuda çalışmalarımız da mevcuttur ve mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü mesele ticaret değil, rekabet değil, insan hayatıdır. Halk sağlığı, denetimsizliğe ve bilinçsizliğe kurban edilemez” ifadelerini kullandı.

Kaynak:https://www.egetelgraf.com/hayat-kurtaran-ilaclar-kur-duvarina-takiliyor

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat