Ecz. Ahmet Turgay YAŞAR
Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı

Binlerce yıldır farklı isimler altında süre gelen bir mesleğin son temsilcileriyiz. Çok sorunlu bir meslek grubuyuz. Eczacılığın her alanında farklı farklı sorunlarımız var. Bir sorunu çözemeden diğer sorun ön plana çıkıyor ve bizlerde bu gündemlerle boğuşup duruyoruz.

Bu yazımda ben serbest eczacılar veya” Toplum eczacılarının” en önemli sorunu olan SGK protokolünü ele alacağım…

Öncelikle Eczacılığın bir “Sanat” olduğunu öne çıkararak başlamak istiyorum. Son yıllar da Eczacı ismi esnaf, diplomalı esnaf veya bakkal gibi nitelendirmelerle karşı karşıya kalmasının üzüntüyle takip ediyorum. Bu mesleklere saygım sonsuz olmakla beraber Eczacılık bir sanattır ve birinci sınıf “tacir” statüsündedir. (Zanaat ile karıştırılmasın)

Sanat bir şeyi tasarlayıp, yaratıcılığın ve bilgisinin sonucunda ortaya bir ürün çıkarmasıdır. Ki eczacılarda yıllarca aldıkları kaliteli eğitiminin ve mesleki deneyimlerinin sonrasında hastaların şikayetlerinin doğrultusunda onlara majistral olarak tasarlayıp, hazırlayıp ilaç olarak sundukları ürün nedeniyle bu sanatı icra ediyorlar. Onun içim “MAJİSTRAL İLAÇLAR” önemli(!).

Toplum eczacılarımız yılın 365 günü, günün 24 saati 86 milyon insanımıza sadece ilaç tedarik veya sunum hizmeti dışında; sağlık danışmalığı, babalık, evlatlık, yeri geldiğinde eczacılık dışındaki olayların sorunların çözeni, yol göstericisi, sırdaşı olan meslek erbabıyız. Çat kapı girilebilen her türlü konuların, düşüncelerin, özgürce ve serbestçe konuşulduğu, gerektiğinde borç alınan ve ilaçların ödemesini borç yazdırılan alanlardır. Bu bağlamda günde 400 bin insanın eczanelere girip çıktıyı çok önemli bulunması gereken ama nedendir bilinmez önemsenmeyen meslek grubuyuz.

Toplum eczaneleri dünyanın en büyük kapsamlı bir ilaç alım protokolü ile eczacılık hizmetini vatandaşlara sunarak bundan ekonomik olarak sürdürebilirliğini sağlayabiliyor. Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan bu protokol dünyada eşi ve benzeri olmayan ilaç temin protokolüdür. Bu Türkiye için sağlık alanında sosyal devlet statüsü için kıymetli bir organizasyondur. Bir vatandaşımızın gün içinde ilgili doktorlara başvuruları, sonuncunda istenen gerekli tetik ve tahliller neticesinde oluşturulan reçeteleri, her hangi bir eczaneden düşük bir ücret; (katkı payı) ödeyerek veya raporlu ise fark çıkarıyorsa küçük bir fark ya da herhangi bir ücret ödemeden ilaçlarını alabiliyorlar.

OBAMA zamanında bu modeli ABD’ye entegrasyonu için görüş alış verişinde bulunduklarında; sadece bir ayağı Amerika’ya maliyeti 1 Trilyon dolar olacağını görünce vazgeçmişlerdir. Türkiye’deki vatandaşlarımızın “Selamünaleyküm deyip” aldıkları bu ilaçların total bedeli 8 milyar dolar civarındadır. Yani böylesine önemli her tür ilaca ulaşılabilirliği olan düşük maliyetli bir protokoldür.

Protokolün iki tarafı vardır. Birincisi devlet adına Sosyal Güvenlik Kurumu diğer ise TEB’dir. Dünyanın her yerinde yapılan ticareti anlaşmalar ve sözleşmeler iki tarafın kazanımıyla sonuçlanıyor. Ama gelin görün ki, bizim protokol de hep kaybeden eczacılardır. Basit örnekler verelim 2005 yılında yapılan protokol de 6,5 milyar TL bir büyüme sağlanmış bu yılın ise 3.8-4 milyar TL olarak telaffuz ediliyor. İğne ucu enjektör strip ilgili bir fiyat artışı gündeme bile gelmemiştir. Majistrale ise 500 TL ötesinde bir ücret ödenmemesi bekleniyor. Sosyal güvenlik kurumu büyümesi 60.7 olmasına karşılık bizlere önerilen %38 -40 bandında bir büyüme. TEB yıllardır bu süreçleri yönettiği için tecrübeliler. Eczacılık için en doğru kararları alacaklarından eminiz, 31 bin eczacımız tam destek veriyoruz.

Artan enflasyon eczanelerimizi ağır bir ekonomik buhrana itti. Askeri ücret artışları, kira artışları, enerji giderleri, yemek vs. vs. artık bir eczane ekonomisini iflas noktalarına götürüyor. Eczacı birinci sınıf vergisini veren istihdam yaran bir meslek gurubu iken ana gündemi bankalardan ucuz kredi veya kredi kartlarına öteleme girmişse o mesleğin sona geldiği görülecektir. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum, bir protokolde hem hükümet kazanımlar elde ediyor ve vatandaşlar mutlu olurken, bunun tüm ekonomik, idari cezai sorumluğunu üstlenen eczacılar mutsuz ve batmaya doğru hızla ivmelendiler. Bu kâdim mesleğin ve ilaç alım protokollerinin sürdürebilmesi için muhataplarımızın şartlarını sonuna kadar zorlamasını bekliyoruz. Son söz eczacılığın sarı öküzü “MAJİSTRAL İLAÇLAR”dır.

Maalesef göç idaresi sözleşmesinde öküzümüzü kaybettik... Ne beni nede 31 bin eczaneyi mutlu etmedi.



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat