İlaç Sektöründe Rekabetin Yeni Eşiği
Rekabet Kurumu Ön Raporu ve Kamu Kurum İskontosu

İlaç sektörü, yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilebilecek sıradan bir piyasa değildir. İnsan sağlığı, kamu maliyesi, sosyal güvenlik sistemi, ilaç endüstrisi, tedarik zinciri ve eczacılık hizmeti aynı yapı içerisinde birbirine bağlıdır.

Bu nedenle ilaç sektörüne ilişkin her düzenleme yalnızca üreticiyi veya kamu bütçesini değil, doğrudan hastayı ve eczacıyı da ilgilendirmektedir.

Rekabet Kurumu tarafından yayımlanan “İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu”, bu açıdan önemli bir çalışma olarak önümüzde duruyor. Rapor; ilaç sektöründeki rekabet koşullarını, pazara giriş engellerini, dağıtım ilişkilerini ve sektörel düzenlemelerin rekabet üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde ele alıyor.

Benim açımdan raporu ayrıca önemli kılan bir başka husus ise Kamu Kurum İskontosu (KKİ) konusunda yapılan tespit ve öneriler.

Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreterliği görevini yürüttüğümüz dönemde, bu sektör incelemesi kapsamında Birliğimizin görüşlerini Rekabet Kurumu’na iletmiş; özellikle KKİ uygulamasının eczaneler üzerinde oluşturduğu belirsizlikleri ve mali riskleri gündeme getirmiştik.

Bugün ön raporda bu sorunların önemli ölçüde tespit edilmiş ve çözüm için somut öneriler geliştirilmiş olmasını değerli buluyorum.

Sorun yalnızca iskonto oranı değil:

Kamu Kurum İskontosu, SGK tarafından geri ödenen ilaçlarda kamu lehine uygulanan bir fiyat indirimi mekanizmasıdır. Ancak yıllardır tartışmanın merkezinde yalnızca iskonto oranları değil, bu yükümlülüğün kim tarafından ve hangi aşamada yerine getirileceği bulunmaktadır.

Bir ilacın KKİ kapsamında olup olmadığı, iskontonun hangi aşamada uygulanacağı ve uygulanmadığında mali sorumluluğun kime ait olacağı konusunda ortaya çıkan belirsizlikler, uygulamada önemli sorunlara yol açmaktadır.

Burada temel ilke çok açıktır:

Bir ticari taahhüdü kim veriyorsa, mali sorumluluk da o aktöre ait olmalıdır.

Eczacı, ilaç fiyatını veya KKİ oranını belirleyen taraf değildir. Üretici/sağlayıcının kamuya karşı üstlendiği bir yükümlülüğün mali riskinin eczaneye aktarılması hem ekonomik hem de hukuki açıdan sürdürülebilir değildir.

Eczacı sistemin mali tamponu olmamalıdır.

İlaç tedarik zincirinde eczane son halkadır; ancak eczacı sistemin bütün ekonomik risklerini taşıyan aktör haline getirilmemelidir.

Bugün eczacının üzerinde; ilaç tedariki, fiyat değişiklikleri, geri ödeme kuralları, MEDULA işlemleri, İTS bildirimleri, stok yönetimi ve çok sayıda idari yük bulunmaktadır.

KKİ konusundaki belirsizliklerin de eczaneye yüklenmesi, eczacının sağlık hizmeti sunma kapasitesini ve ekonomik sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir.

Bu nedenle KKİ bakımından mali sorumluluğun sağlayıcıya ait olduğunun açıkça ifade edilmesi önemli bir adımdır.

Raporda KKİ’nin uygulanmadığı veya eksik uygulandığı durumlarda SGK nezdinde bir teminat hesabı oluşturulması ve buna yönelik yaptırım/teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi önerilmektedir.

Bu öneriler, yalnızca eczacının ekonomik riskini azaltmak açısından değil, SGK’nın alacağını güvence altına almak bakımından da önem taşımaktadır.

Rekabeti yalnızca “daha ucuz ilaç” olarak görmemeliyiz

İlaç sektöründe rekabetin amacı yalnızca fiyatları aşağı çekmek olmamalıdır.

Gerçek anlamda rekabet; yenilikçi ilaçlara erişim, jeneriklerin pazara girişi, ürün çeşitliliği, tedarik sürekliliği, kalite, sürdürülebilirlik ve hastanın ilaca erişimi ile birlikte değerlendirilmelidir.

Daha ucuz fakat bulunamayan bir ilaç, hasta açısından gerçek bir kazanım değildir.

Bu nedenle ilaç politikası oluşturulurken kamu maliyesi ile hasta yararı, rekabet ile tedarik güvenliği ve fiyat politikası ile eczanelerin ekonomik sürdürülebilirliği arasında doğru denge kurulmalıdır.

Şimdi sıra uygulamada

Rekabet Kurumu’nun ön raporu henüz nihai düzenleme değildir. Ancak önemli bir politika zemini oluşturduğu açıktır.

Özellikle KKİ konusunda ortaya konulan; açık sorumluluk, sağlayıcıya ait mali sorumluluk, teminat mekanizması ve etkin yaptırım önerileri, yıllardır yaşanan sorunların çözümü için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Meslek örgütlerinin görevi de bu aşamada yalnızca sorunları dile getirmek değil; somut, uygulanabilir ve sürdürülebilir çözüm önerileri geliştirmektir.

Rekabet Kurumu’na ilettiğimiz görüşlerin bugün yayımlanan ön raporda karşılık bulmasını bu açıdan anlamlı buluyorum. Çünkü meslek örgütlerinin gücü yalnızca itiraz etmekten değil, politika üretmekten ve geleceğin sağlık sisteminin şekillenmesine katkı sunmaktan geçmektedir.

Sonuç olarak;

Eczacı; hastanın ilaca erişimini sağlayan, ilaç güvenliğini koruyan ve sağlık hizmetinin en önemli temas noktalarından biri olan sağlık profesyonelidir.

Rekabet Kurumu’nun ön raporu, bu anlayışın güçlendirilmesi için önemli bir fırsat ortaya koymaktadır.

Şimdi yapılması gereken, rapordaki tespitleri ve önerileri açık, dijital, öngörülebilir ve adil bir ilaç politikası haline getirmektir.

Bu politikanın merkezinde her zaman hasta, kamu yararı ve eczacı birlikte yer almalıdır.



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat