Avukat/Eczacı Mehmet Emin DEMİRTAŞ
ECZANEDE ŞİDDET: HUKUK BİZİ GERÇEKTEN KORUYOR MU ?
Geçtiğimiz günlerde, Türk Eczacıları Birliği II. Başkanı Abdullah Caner Güven’in Erzurum’daki eczanesine yönelik saldırı ve iş yerinin yakılmaya çalışılması hepimizi derinden sarstı. Mesleki bir görevin mevzuata uygun yerine getirilmesini kabullenemeyen failin olayı şiddet zeminine taşıması aslında sürekli konuştuğumuz bir gerçeği ve eksikliği yeniden gündeme taşıdı: Eczacı, görevini yaptığı için hedef hâline gelebiliyor.
Öncelikle değerli yöneticimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bununla beraber failin serbest bırakıldığını öğrenmem üzerine bu konuda mesleki farkındalık ve kamu otoritelerince dikkate alınması ümidiyle bu yazıyı kaleme aldım.
Bu menfur olay vesilesiyle durup şu soruyu da açıkça sormak gerekiyor:
Biz gerçekten korunuyor muyuz? Gelin mevzuatı biraz irdeleyelim.
Hukuki zeminde eczacı kimdir, eczane nedir, kamu görevlisi miyiz yoksa kamu hizmeti mi veriyoruz ?
Eczaneler, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösterir ve Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelik’in 5/2-k maddesi uyarınca birinci basamak sağlık hizmet sunucusu olarak tanımlanır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 280. maddesinin ikinci fıkrası, eczacıyı açıkça sağlık meslek mensubu olarak kabul eder.
Toplum eczacıları aslında kamu görevlisi değildir; ancak kamu hizmeti sunarlar. Buna karşılık Türk Eczacıları Birliği ve eczacı odalarında görev alan eczacılar, 6643 sayılı Kanun ve Anayasa m.135 kapsamında kamu görevlisi sayılır.
Peki bu durumun biz eczacılara bir faydası var mıdır ?
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek Madde 12’si uyarınca; kasten yaralama (TCK m.86), tehdit (m.106), hakaret (m.125) ve görevi yaptırmamak için direnme (m.265) suçlarında cezalar yarı oranında artırılır ve hapis cezaları ertelenmez (TCK m.51 uygulanmaz).
Ayrıca Ek Madde 12/4 gereği fail derhal yakalanarak savcılığa sevk edilir.
Bu suçlarda failin ifadesi kollukta(karakolda) ifadesi alınıp serbest bırakılmaz, savcılığa sevk edilir. Ceza arttırımı söz konusu olur, ayrıca hapis cezası verilirse bu ceza ertelenmeden doğrudan uygulanır.Bu noktada kanun bizlere bir koruma kalkanı oluşturmuş durumdadır.
Ayrıca Türk Ceza Kanunu m.113 kapsamında, sağlık hizmetinin engellenmesi durumunda 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte ve ceza artırılmaktadır.
Bu mevzuat maddeleri eczacıya karşı işlenebilen suçlarda koruma sağlarken , mesleki faaliyeti nedeniyle eczacının yargılanabilmesi de yine mevzuatla biraz zorlaştırılmıştır. Fakat aşağıda yer alan maddenin çoğu zaman uygulanmadığına veyahut özel sağlık kurum kuruluşlarında çalışan sağlık meslek mensuplarına uygulanması gerektiğinin çok az bilindiğine üzülerek şahit oluyorum.
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 18 uyarınca, eczacının mesleki faaliyetleri nedeniyle hakkında doğrudan soruşturma açılamaz. 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve Mesleki Sorumluluk Kurulunun izni gerekir.
Bunun farkındalığının arttırılması ; eczacıların birçok konuda yersiz soruşturma geçirmesinin veya yargılanmasının önüne geçebilir kanaatindeyim.
Devam edecek olursak ;
Peki sistem nasıl işliyor dediğimizde hakaret ve tehdit (TCK m.106, 125) suçları şikâyete bağlıdır (TCK m.73). Fiziksel saldırı (TCK m.86) çoğu durumda resen(kendiliğinden) soruşturulur. Kamu görevlisi sayılan yetkili kurul üyesi eczacılara karşı hizmeti engelleyen fiiller TCK m.265 kapsamında Görevi yaptırmamak için direnme suçunu meydana getirmektedir.Ceza olarak da 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası söz konusu olabilmektedir.
Ancak eczanelere yönelik fiziksel zararlar çoğunlukla TCK m.151 mala zarar verme suçu kapsamında değerlendirilmekte ve bu durum sağlık hizmetinin niteliğiyle örtüşmemektedir.
Eczaneler yalnızca birer ticarethane değil; kamusal sağlık hizmeti sunan, ülkemizin en ücra köşelerinde hizmet veren sağlık sisteminin ayrılmaz birer parçasıdır, asli unsurudur. Bu nedenle eczanelere yönelik saldırıların daha ağır yaptırımlara bağlanması gerektiği açıktır. Bu durumu basit mala zarar verme kapsamında değerlendirmek yanlış olur, eksik olur. Menfur saldırıyı gerçekleştiren failin serbest kalması işlenen fiilin yukarıda sayılan cezalar arasında yer almamasından kaynaklanmaktadır. Ama ceza hukukunun temel mantığı salt cezalandırma olmayıp, suçun mahiyetine göre caydırıcılığını da öne çıkaracak düzenlemelere yer vermesidir. Dolayısıyla özel sağlık kurum ve kuruluşlarına karşı (eczaneler, özel diş klinikleri, poliklinikler, tıp merkezleri ve özel hastaneler ) mala zarar verme suçu kapsamında işlenen fiilerde de ceza arttırımının olması, katalog suçlardan sayılıp tutuklama gerektirmesi noktasında bir mevzuat düzenlemesininin olması şarttır. Zira burada sadece maddi tazminatla giderilebilir bir durumdan öte, kamusal hizmet veren sağlık kurum kuruluşunun diğer hastalara vereceği hizmetin aksamasına, telafisi imkansız zararın meydana gelmesine sebebiyet verilebilir. Bir hastanenin acilindeki cihazların zarar görmesi veya nöbetci eczanelerin hizmet süresi içerisinde bilgisayar sistemlerinin zarar görmesi gibi fiiller, vatandaşın sağlık hizmetine erişimini engelleyeceği açıktır.
Sonuç olarak, eczacı; kimliğinden dolayı hukuken güçlü bir koruma altındadır. Fakat mevcut yasalarımızla bu korumanın eczaneler için de var olduğunu söylemek biraz zor olsa gerek.. Var olan korumalardan da gereği gibi istifade etmek için bunların bilinmesi ve aktif şekilde kullanılması gerekmektedir. ..
Temenni ederim ki kanun koyucu ve yetkililer tarafından bu hususta ivedilikle bir düzenleme yapılır ve toplumsal farkındalık oluşturulur.
Esenlikle, bilgiyle, hukukla kalın… SAYGILARIMLA