İstanbul, Ankara ve İzmir Eczacı Odalarının 12 Nisan 2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik’in bazı maddelerinin yeniden düzenlenmesi ile ilgili çalışması

1)YAPI KULLANIM İZNİ
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmeliğin 4/1-a ve 10/1-c ve 20/2 düzenlemelerinde yer alan; Bağımsız  dükkân:  Yapı  ruhsatı  veya  yapı  kullanım  izni  belgesinde  dükkân  veya  işyeri  olarak  kaydedilmiş  mekânı,  ifadesi  eczane  olacak  yerin  yapı  ruhsatı  veya  yapı  kullanım  izin  belgesinin  bulunmasını  zorunlu tutmaktadır. Bu ifade kaldırılmalıdır.

GEREKÇE:
Ülkemizde,başta  İstanbul,  Ankara,  İzmir  gibi  binlerce  eczacının  hizmet  verdiği  metropol  başta  olmak  üzere  pek çok şehirde ruhsatsız yapılaşmanın çok fazla olduğu bilinmektedir. İmar mevzuatına aykırı olarak yapılan binaların sonradan çeşitli zamanlarda imar affına uğradığı da bir gerçektir. İmar affına uğrayan bu binaların  tapu  kayıtlarında  dükkân     veya  işyeri  olarak  gözükse  dahi  yapı  ruhsatı  veya  yapı  kullanım  izin  belgesi  bulunmamaktadır.  Kaldı  ki  kaçak  tabir  edilen  bu  binaların  elektrik,  su  ve  doğalgaz  gibi  bağlantıları  da bulunmaktadır;  vergileri  dahi  alınmaktadır.  Bu  bağlantıları  olan  ve  vergileri  verilen,imar  affına  da  uğramış  binalarda  eczane  açılmasına  engel  olmanın  kamuya  sağladığı  bir  yarar  yoktur.  Yeni  açılacak  eczanelerin  ruhsata tabi ve işyeri olarak kaydedilmiş  mekân olmasının zorunlu tutulması, eczane açmayı fiili  imkânsızlık haline  sürükleyecektir.  Nitekim  nüfus  kriterine  göre  eczane  açmanın  uygun  olduğu  birçok  İl  ve  İlçede  de eczane  açacak   yer   bulmak   neredeyse  imkânsız  hale  gelecek,  bulunan  yerler  de  yüksek  ücretler  sebebiyle  kiralanamaz ve satın alınamaz olacaktır. Ayrıca bu uygulama tanımdaki kritere uymayan mevcut ruhsat almış eczaneler ve yönetmeliğin yayımlanmasının ardından açılacak eczaneler arasında da ayrımcılığa yol açacaktır. Bu durum da eczacıların olduğu kadar, ilaca erişmek isteyen vatandaşların da aleyhinedir.Yasamız açısından bakıldığında da 6197 sayılı yasada eczane açılacak yerle ilgili yapı ruhsatı veya yapı kullanım izin belgesinin bulunması gerektiğine dair bir kural yoktur. 

Ruhsatsız  binaların varlığı ve bu derece yaygınlığı, her şeyden önce yerel idarelerin sorumluluğu altındadır. Belediyelerin görevlerini layıkıyla yapmamalarının faturası, eczanelere ve dolayısıyla ilaç ihtiyacı içinde olan  vatandaşa     ödetilmemelidir.    Kanaatimizce     doğru    olan,  ruhsatsız   yapının    –üstelik   kamu    hizmetinde- kullanılmasının yasaklanması değil, binaların ruhsatsız yapılmasının önüne geçilmesidir. 

2)İKİNCİ ECZACI
MADDE   16  –  İkinci  Eczacı  ve  Yardımcı  Eczacı  çalıştırılmasına  ilişkin  usul  ve  esasları  belirleyen  bu  madde gerekçelendireceğimiz nedenlerle yeniden düzenlenmelidir.

GEREKÇE:
Maddenin  amacı  aslen  istihdam  artışına  yönelik  ve  son  derece  isabetli  olmakla  birlikte,  yönetmelikte düzenlendiği gibi şekilde uygulanması, bu isabetli amaca hizmet etmeyecektir.

Yıllık 3 milyon liranın üzerinde cirosu bulunan eczanelerde bu cironun üzerindeki her iki milyon için bir eczacı daha    çalıştıracak  olması,   eczanelerin    fiziksel  koşulları   ve  ekonomik      yapıları  açısından    olumsuzluk  yaratabileceği gibi yıl içerisinde  çeşitli  nedenlerden dolayı  cirosu düşen  bir eczanenin tüm yıl boyunca bu istihdamı sağlayacak  olması da eczaneye ek bir yük getirecek, ikinci eczacı da bir sonraki yıl işsiz kalacaktır. Bir eczanede  çok  sayıda  eczacı  bulunması  yetki  karmaşası  yaratacak  ve  işleyişe  olumsuz  yansıyacaktır.Ayrıca; fakülte   sayıları  ve   bu     fakültelere   alınan   öğrenci   sayısındaki   hızlı  artış  devam    ederken     eczacıyı değersizleştirecek  bu  yöntem  ile    eczacının  işsizlik    sorunun  çözülmesi  beklenemez.Bu  nedenlerden  dolayı ikinci eczacı çalıştırmayı belirleyen ciro rakamları gözden geçirilmeli ve bir eczanede çalışabilecek ikinci eczacı  sayısına ‘’üst sınır’’ getirilmelidir.

6197  sayılı  yasanın  değişik  5.  Maddesinde  ikinci  eczacı  çalıştırma  zorunluluğuna  ilişkin  (6308/2)  hükmü olmasına rağmen yardımcı eczacı çalıştırmasına zorlayıcı bir hüküm yoktur. Ancak yönetmeliğin ilgili  bentleri yükümlülüğünü yerine getirmeyen eczacının eczane ruhsatını 30 gün süre ile askıya alma şeklinde cezai işlem içermektedir.  Bu  cezai  işlem  yasal  dayanaktan  yoksundur.  İptali  istenilen  düzenlemede  serbest  eczaneleri olan  eczacılara  yardımcı  eczacıları  çalıştırmak  zorunluluğu  getirilmiştir.  Çalıştırmama  halinde   ise  eczane ruhsatlarının askıya alınması düzenlenmiştir. Serbest eczanesi olan eczacılara getirilen yükümlülüklerin 6197  sayılı  yasada  dayanağı  bulunmamaktadır.  Anayasa’nın  18.  ve  48.  Maddeleri  ihlal  edilmiştir.  İkinci  eczacı  ve  yardımcı eczacı  ile eczanelerinde çalışacakları eczacı arasında ilişki iş akdine dayanmaktadır. Anayasa’nın 48.  Maddesi  herkesin  sözleşme  hürriyetine  sahip  olduğunu  belirtmiştir.  Ancak  burada  serbest  eczanesi  olan  eczacının sözleşme yapma hürriyeti elinden alınarak sözleşme yapma mecburiyeti dayatıldığı gibi 18. Maddesi  hilafına  zorla  çalıştırma  yükümlülüğü  getirilmiştir.İptalini  talep  ettiğimiz  16.  Maddenin  5.  Fıkrasının  yasal  dayanağını  6197  sayılı  yasanın  5.  Maddesinin  sonuncu  fıkrası  oluşturmaktadır.  Buradaki  düzenlemelerde yardımcı  ve  ikinci  eczacıya  asgari  ücretin  belli  bir  oranı  belirlenerek  bu  orandan  az  maaş  verilmeyeceği  belirtilmiştir.  Belirlenen oranların  net  veya  brüt olup  olmadığı  da  belli  değildir.  Yardımcı  ve  ikinci  eczacıları istihdam eden eczacılar arasında iş akdinden doğan çalışan çalıştıran ilişkisi bulunmaktadır. Taraflar sözleşme hürriyeti  çerçevesinde  ücreti  istediği  gibi  belirleme  hakkına  sahiptirler.  Yasal  düzenleme  ile  bu  hakka  sınırlama getirmek sözleşme hürriyetinin ihlali mahiyetindedir

         Yardımcı  eczacı  çalıştırmak,   gerek  mesleki  eğitim  gerekse   istihdam  yönlerinden  olumlu görünmektedir.  Fakat  mesleki  eğitimin  ve  istihdam  sorunun  kaynağı  eczacılar  değil,  bu  konudaki sorumluluklarını yerine getirmemiş olan idari kurumlardır. İstihdam sorununun en  büyük  kaynağı,  eczacılık  fakültelerinin  sürekli  artmasıdır.  Mesleki  eğitimin  niteliğinin  bu  fakülte enflasyonu içinde düşmesi, kaçınılmaz olmuştur.

         Bu    tehlikeler   yıllardır  açıkça    ortadayken     ve   eczacı    odaları   tarafından    ısrarla   dile getirilmekteyken,   sorunun  çözümünü  eczacıların  omzuna  yüklemek  adalete  ve  hakkaniyete  aykırıdır.  Yardımcı  eczacıların  eğitim  ve  istihdamında  en  büyük  sorumluluk  Türk  Eczacıları Birliği’ne düşmekte olup, bu eczacıların ücretleri burs veya uygun koşullu kredi olarak Birlik  tarafından karşılanmalıdır. 

Yönetmeliğin  yardımcı  eczacı  çalıştırılmasına  ilişkin  usul  ve  esasların  belirlendiği  16.  Maddenin  4. Fıkrasının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Çünkü:  Eczacı  istihdamını  ve  eczanelerin  hastalara  daha  nitelikli  hizmet  vermelerini  sağlamak  amacıyla getirilen   ciroya   bağlı   olarak    ikinci  veya    daha    fazla  eczacı çalıştırma  zorunluluğu  eczane ekonomilerinde önemli bir yük oluşturacaktır. Ancak bu zorunlu uygulamanın üzerine bir de yardımcı  eczacı  çalıştırma  zorunluluğu  getirmek  eczanelere  altından  kalkamayacağı  yeni  bir  yük  getirecektir.  Ayrıca ikinci eczacı çalıştırma kriterinin altında ciroları olan eczaneler bugün sizlerin de yakından takip ettiği gibi çok ciddi ekonomik kriz yaşamaktadırlar. Son altı yılda yapılan tasarruf amaçlı düzenlemeler bu  eczanelerin  yarıdan  fazla  gelir  kaybına  uğramalarına  neden  olmuştur.  Yanlarında  çalıştırdıkları teknisyenleri bile işten çıkarmak zorunda kalan bu eczanelerin maaşlarını karşılayacakları yardımcı bir  eczacı çalıştırmalarına yaptıkları cirolar göz önüne alındığında imkânbulunmamaktadır. 

Diğer yandan eczacılık fakültelerinden mezun olan öğrencilerimizin eczanelerin açmadan önce en az bir yıl zorunlu olarak eczanelerde çalışarak tecrübe kazanmaları hem kendileri hem de mesleğimizin  geleceği   açısından   önem    taşımaktadır.   Eczane   işletmeciliğini   tam   ve   eksiksiz   öğrenmeleri   ülke  ekonomisine de önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu nedenle hem eczaneleri mağdur etmeyecek hem de  yeni  mezun  eczacıların  ikinci  eczacılık  yapabilmelerinin  önünü  açacak  bir  düzenlemeye  ihtiyaç vardır.   Aksi   takdirde   eczane   açmak   için   bir   yıl   çalışmak   zorunda   olacak   yeni   mezun   eczacı  meslektaşlarımız  ile  eczane  sahibi  meslektaşlarımız  arasında  etik  olmayan  bir  takım  pazarlıkların yapılması kaçınılmaz olacaktır.

Ayrıca çalıştırılacak ikinci eczacının ve yardımcı eczacının görev ve sorumlulukları yönetmelikte ayrıntılı olarak belirtilmelidir.  Örneğin;  ikinci  eczacının  ve  isteğe  bağlı  olarak  kriterlere  tabi  olmaksızın  çalıştırılabilecek  eczacıların,   serbest   eczane    sahip  ve mesul  müdürü  eczanede  olmadığı  koşullarda   eczacıyla    aynı  sorumluluklara sahip olması sağlanmalıdır.

3)ISI-NEM TAKİBİ

MADDE 20 – 7. Fıkra“Özel saklama koşulu gerektiren veya soğuk zincire tâbi ilaçların saklama koşullarına uygun olarak eczaneye kabul edilmesi, saklanması ve aynı şartlara uygun olarak hastalara sunulması gerekir. Ayrıca soğuk zincir ilaçların konulması için buzdolabı bulundurulur. Buzdolabı ve eczane içi sıcaklık nem takibinin sağlanması için kayıtların düzenli tutulması kritik  durumlarda uyarı verecek erken uyarı sisteminin ve geriye dönük hafıza kaydı bulunan  termometrenin bulunması ve eczanede bulunması gereken tüm cihazların düzenli aralıklarla  kalibrasyonlarının yapılması gerekir” şeklindedir. Bu madde eczanelere ek yük getirmeyecek şekilde 
yeniden düzenlenmelidir.

GEREKÇE:

Eczane içi ısı ve nem takibinin ülkemiz koşulları değerlendirildiğinde uygulanması oldukça sorunludur Özellikle çalışma saatleri dışında kalan zaman diliminde, eczane içi ısı ve nem takibinin uygulanması çok zor ve eczanelere çok büyük maliyetler yükleyecektir.İlacın üretimden eczaneye ulaşımına kadar geçen tedarik sürecinin günümüz koşullarındaki durumu göz önüne alındığında, eczanelerde ısı ve  nem kontrolü yapılmasının (soğuk zincir ilaçları haricinde) yeterli olamayacağı ortadadır. İlacın uygun koşullarda tesliminin saatler sürebildiği dikkate alındığında, ısı ve nem değişikliği nedeni  ile ilaçlarda yaşanabilecek stabilite sorunlarının kontrolü yapılamamaktadır. 

Bu koşullar değerlendirildiğinde sektörün tüm bileşenlerinin bir araya geleceği toplantılarla soruna  ortak çözümler bulunabileceğini düşünmekteyiz.

Önerimiz, 

İlacın üretimden eczaneye ulaşımına kadar geçen tedarik sürecinin de ısı ve nem açısından takip edilmesi ilaçların ambalajlarına konulacak (geri dönüşümsüz) renk dönüşümlü etiketlerle mümkündür  ve bu uygulamanın yurtdışında kullanıldığı da bilinmektedir. Bu uygulama ile ilacın üretiminden  hastaya ulaşımına kadar herhangi bir stabilitesorunun kalmayacağı ortadadır.

4)TAKAS
MADDE 42 – (5.)Fıkrasının son cümlesi Ancak ilaç takası sadece aynı il içerisinde faaliyet gösteren eczaneler  arasında yapılabilirşeklindedir.Bu hüküm ile il dışı ilaç takası yasaklanmıştır. 

GEREKÇE:
Yasada ilaç takasında  il içi yada il dışı sınırlaması yoktur.Yönetmelikte böyle bir sınırlamanın konulması yasa ile çelişmektedir. Eczaneler arasındaki takas özellikle küçük ve orta ölçekli eczanelerin miadı geçme ihtimali olan ilaçlarını miadı  dolmadan  diğer  eczaneler  aracılığı  ile  hastalara  ulaştırabilmelerine  ve  böylece  milli  servetin  boşa  gitmesini önlemeye  vesile  olmaktadır. Ayrıca,  ulaşılmasında  sorun  yaşanan  yaşamsal  öneme  sahip  ilaçların  farklı  illerden temin edilmesi hastanın ilaca ulaşmasına katkı sağlayacaktır.

Takasın sadece ilaca karşı ilaç şeklinde olması da olayın tabiatına aykırıdır. İlaç takasında ilaç dışı ürün ya da nakit  ödemede  yapılabilmelidir.  Ayrıca  eczaneler  arası  ilaç  takasında  fatura  kesilmesi  toptan  satış  olarak değerlendirilmemelidir. Maliye Bakanlığı genelgeleri açısından sadece eczaneler arası fatura kesilmesinin önü  açılmalıdır.

5)CADDE-SOKAK
MADDE   20 –  (4)  Serbest  eczaneler  halkın  serbestçe  girip  çıkabildiği  yerlerde  açılır.  Eczanelerin  bağımsız dükkânlarda açılması ve faaliyet göstermesi, havaalanları, limanlar, otogarlar ve tren garlarında açılanların  dışında  cephesinin  ve  kapılarının  belediyelere  ait  cadde  ve  sokak  üzerinde  bulunması  zorunludur.  Bu  Yönetmeliğin  yürürlüğe  girdiği  tarihten  önce  başvuru  yapılmış  veya  ruhsatlandırılmış  eczanelerde  ve bunların devrinde bu madde hükmü uygulanmaz.

GEREKÇE:

Maddenin  4.  fıkrasında  yer  alan  eczane  cephesinin  ve  kapılarının  belediyelere  ait  cadde  ve  sokak  üzerinde  bulunması  zorunluluğu  getirilmektedir.  Türkiye’de  ve  özellikle  İstanbul,  Ankara,  İzmir’in yanı sıra  sayıları giderek hızla artan ve binlerce konutun oluşturduğu toplu yerleşim alanları içinde  kapıları belediyeye ait cadde ve sokağa açılmayan çarşılar ve alış veriş merkezleri bulunmaktadır.Bu  tip yapılaşmalarda eczaneler de hizmet vermekte olup önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır.Kaldı ki bu  fıkrada    yer   alan   ibarede     havaalanları,   limanlar,  otogarlar   ve    tren    garlarında   cepheleri  belediyeye ait   cadde   ve  sokağa  bakmayan        eczanelerin  açılması  istisna kapsamında  tutulması  da  eşitsizlik  yaratmaktadır.  2004  yılında  değişikliğe  uğrayan  yönetmeliğe  göre açılmış eczanelerin bundan sonraki devamlılığı yeni düzenleme ile tartışmalı hale gelmiştir. Bugün faaliyette olan ya  da yapımı devam eden alışveriş merkezleri ile çarşıların büyük bir  kısmının   belediyeye   ait   cadde   ve   sokak   çıkışı   olmamasına   rağmen   bu   yerler,   halkın serbestçe girip çıkabildiği yerlerdir.Bu  düzenleme  ile  2004  yılında  değişikliğe  uğrayan  yönetmeliğe  göre  açılmış  eczanelerin  bundan sonraki  devamlılığı  tartışmalı  hale  gelmiştir.  Üzerinden  10  yıl  geçtikten  sonra  yürürlükte  olan  düzenlemenin  değiştirilerek  yeniden  aynı  düzenlemenin  geri  getirilmesi  eczane  açılışlarında  kaotik bir ortam yaratacaktır.

6)KENTSEL DÖNÜŞÜM
MADDE       8 - (7)  Doğal  afet  ve  mücbir  sebeplerle  nüfus  azalması  hâlinde  o  yerleşim  yerinde bulunan eczanelerin  naklinde  nüfusa  göre  eczane  açılması  kriteri  uygulanmaz.  Bu  hâlin  tespit  ve  ilânı  Bakanlıkça  yapılır. Yönetmeliğin Eczane açılmasına ilişkin kriterlerini belirleyen bu maddenin 7. Fıkrasına  doğal afet ve mücbir  sebep gibi ‘’kentsel dönüşümün’’de bir tanım olarak ilave edilmesi gerekmektedir.

GEREKÇE:
Ülkemizde  yoğun  olarak  uygulanmakta  olan  kentsel  dönüşüm  programı  çerçevesinde  eczaneler  zorunlu olarak   kapanmakta  ya  da  nakil  olmaktadır.  Eczane  açma,  devir  ve  nakillerinde  yeni  yönetmeliğin  getirdiği  sınırlamalar göz önüne alındığında bu düzenlemenin de bir ihtiyaç olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

7)TABELA

Madde   25   (2)   Eczanelerin    sadece  görülebilir  cephelerinden  birine    ve  eczane  olarak  kullanılacak  yerin  sınırları  içerisinde    kalmak  kaydıyla  eczanenin    adını  gösterir    özellikleri  Türk  Eczacılar  Birliği    tarafından standardize edilmiş ışıklı veya ışıksız levha konulur  şeklindedir.

GEREKÇE:
Birden fazla cephesi olan eczanelerde görünürlüğün  arttırması ve halkın eczaneye ulaşmasını kolaylaştırmak  amacıyla  en  az  bir  cephesinde    TEB  in  standartlarını  belirleyeceği  tabela  olması  zorunluluğu  getirilirken ,birden    fazla  cephesi  olan   eczaneler  için  diğer  cephelerde    tabela    bulunması  ile  ilgili  net  bir  ifadenin  olmaması uygulamada sorun yaratmaktadır. Zaten tabelası var olan eczanelerde standart  tabela zorunluluğu ciddi kaynak israfına yol açacaktır.Mevcut  eczanelere 4-5 yıl gibi bir geçiş süresi verilmeli ve yeni açılacak olan eczaneler için standart tabela zorunlu  olabilir. Ayrıca, 19.  Madde  içeriğinde  eczanelerin  projelerinde  belirtmek   kaydıyla   birden  fazla  kapısı  olmasına  izin verilirken   ,   birden   fazla   cephesi   olan   eczanelerden   sadece   bir  cephesinde  tabela  bulundurmasını  istemek  anlamlı değildir.

Bu   maddedeki   ifade,  yoruma  yer  bırakmayacak  kadar  net  olmalı  ve  eczanenin  diğer  cephelerine  asılacak  tabelalar için açık hükümler bulundurmalıdır.

8)MİADI GEÇEN İLAÇLAR

Madde  41  (2)Miadı  geçen  veyahut  kullanılmaz  hale  gelmiş  olan  ilaçlar  eczane  sahip  veya  mesul  müdürü  tarafından listelenir ve bu ilaçların imhası için il sağlık müdürlüğü , eczacı odası ve vergi dairesi yetkilileri  huzurunda  tutanak  düzenlenerek  ilaçların  imhası  ilgili  mevzuat  doğrultusunda  yapılır  veya  yaptırılır   şeklindedir.

GEREKÇE:

Kare  kod  uygulaması  ve  ilaç  takip  sistemi  ile  ilaçtaki  son  kullanma  tarihi    kolayca  kontrol  edilebilmektedir. Eczanede miadı dolan ilaçlar için  Sağlık Müdürlüğü, Eczacı Odası ve Vergi Dairesi yetkilileri ile  birlikte tutanak düzenlenmesi büyükşehirlerde neredeyse imkansızdır. Miadı geçen ilaçların imhasını düzenleyen bu madde  uygulanabilir hale getirilmelidir. ITS  ye bildirilen  miadı dolan ilaçların  imhasında ise dünyadaki örneklerinde olduğu  gibi sorumlu  sadece eczacılar olmamalı, ilaç  firmaları da bu süreçte aktif olarak yer almalıdır.

Değerlendirmelerinize sunulur…

Ecz.Semih Güngör                                     Ecz. Süleyman Güneş
İSTANBUL ECZACI ODASI                       ANKARA ECZACI ODASI
BAŞKANI                                                    BAŞKANI

                                    Ecz. Tuncay Sayılkan
                                    İZMİR ECZACI ODASI
                                     BAŞKANI 


 

Öneri Metninin Orijinali için tıklayınız



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat