39. Dönem Merkez Heyeti tarafından düzenlenen 3. Bölgelerarası Toplantı, Samsun Eczacı Odası ev sahipliğinde saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı. Hemen ardından Samsun’un tanıtım filmi izlendi.
26 Temmuz 2015 tarihine kadar devam edecek olan toplantının ilk gününde konuşma yapan Samsun Eczacı Odası Başkanı Ecz. Onur Ferhat Karacan, Suruçta’ki katliamı ve Urfa’da iki polisin, Adıyaman’da ise bir askerimizin şehit edilmesini kınayarak sözlerine başladı. Karacan, böylesine güzel bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi ve toplantının verimli geçmesi temennisinde bulundu.
Bölgelerarası Toplantı’nın açış konuşmasını yapan TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak ise güncel değerlendirmelerde yaptığı konuşmasında şunları söyledi;
Sevgili meslektaşlarım,
Bildiğiniz gibi, 30 Haziranda SGK ile yaptığımız ilaç alım protokolünün süresi sona erdi. Bu süre içinde kendi çalışmalarımızı tamamladık ancak hükümetin kurulmamış olması gerekçesiyle yeni bir protokol imzalayamadık. Biz, başka hiçbir şeyin, örneğin Kararname yayınlanmasının önünde engel olmayan bu hükümet kurulması sürecinin Protokol imzalanmasının önünde engel olması durumunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Öncelikle bunu ifade etmeliyim.
Bu süre içinde biz neler yaptık? Biten protokolün yenilenmesi süreci ile ilgili biri çalıştay ve ikisi başkanlar danışma kurulu toplantısı olmak üzere üç değerlendirme toplantısı yaptık. Çalıştayımızda protokolle ilgili zaman içinde açığa çıkan sıkıntılarımızı, beklentilerimizi ve stratejimizi konuştuk. Başkanlar Danışma Kurulunda ise bir komisyon kurulması kararı aldık ve bir sonuç deklarasyonu yayınladık.
Deklarasyon’da:
“24.600 serbest eczacının ve onların temsilcisi olarak bizlerin bu Protokol döneminde en öncelikli talebi ve beklentisi; eczacının üzerindeki ekonomik ve bürokratik basıncı ortadan kaldıracak, eczane ekonomilerine rahat nefes aldıracak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesidir. Hayati taleplerimizin karşılanmasını sağlamaya yönelik irade ve kararlılığımız en üst seviyededir. Bu doğrultuda temel taleplerimizin kabul görmemesi yahut sürecin tıkanması halinde haklarımızı elde ederek yaşamak ve yaşatmak için meslek birliğimiz öncülüğünde 54 eczacı odası olarak tüm eczacılarımızla yekvücut şekilde hareket edeceğimizi” ilan ettik, yani bir bakıma tahammülümüzün kalmadığını, masadan kazanımla çıkmak istediğimizi kamuoyuna duyurmuş olduk.
Bu süre zarfında oluşturduğumuz komisyon 3 kez toplanarak Protokol taslağımızın son halini verdi. İkincisi siyasal belirsizliğin sürmesi nedeniyle SGK ile sonuç alıcı olmayan görüşmeler yaptı. Biz de Sayın Bakan Faruk Çelik ile bir görüşme gerçekleştirdik.
Ancak gelinen noktada Protokolümüz siyasi belirsizliğe takılmış görünüyor. Biz bunu kabul edilemez buluyoruz. İlaç Fiyat Kararnamesi’nin siyasi belirsizliğe takılmayıp Protokol’ün takılması kabul edilemez. Hergün yayınlanan yönetmeliklerin, genelgelerin, hergün yapılan atamaların siyasi belirsizliğe takılmaması ama Protokol’ün takılması, kabul edilebilir değildir. Buradan da bir kez daha tekrarlıyorum: Eczacının dayanacak gücü kalmamıştır, biz ekonomik kazanımlar içeren bir Protokolü bugün, hemen, şimdi istiyoruz. Ancak bunun için siz eczacıların da desteğine ihtiyacımız var. Sağlam, kararlı adımlar atabilmemiz ve kazanımlar elde edebilmemiz için eczacının sağlam iradesini arkamızda görmemiz şart. Bu anlamda eczacının desteğine dünden çok daha fazla ihtiyacımız var. Eczacıdan aldığımız güçle, eczacının desteği ile ve örgütü arkasında sapmadan yekvücut olabilmesiyle bu süreçten gerçekten kazanımlarla çıkabiliriz.
Değerli meslektaşlarım,
Bakınız; 10 Temmuz’da yayınlanan Bakanlar Kurulu kararına göre ilaç fiyatlarının belirlenmesinde Avro değerinin yüzde 70’i esas alınmaya başlandı. Bu çerçevede son üç yıldır artırılmayan, aksine on yıldır düşen ilaç fiyatları belirli bir oranda yükseltilmiş oldu. Euro kurunun artırılması konusunda başta Ekonomi Koordinasyon Kurulu olmak üzere çeşitli mercilere baskı yapan ilaç firmalarının oluşturduğu dernekler, görebildiğimiz kadarıyla hiçbir açıklamada bulunmadılar. Oysa Yunanistan ile başlayan krizin İspanya, Portekiz, İtalya başta olmak üzere ekonomileri hala kırılgan olan ülkelere sirayet etmesinin an meselesi olduğu, bunun da Euro kurunu tekrar düşürebileceği ihtimali çok uzak değil. Bizim talebimiz hiçbir zaman Euro kurunun yüzde 70’ini almak olmadı, bu geçici artışın da ilacın gerçek fiyatını bulmasına yardımcı olabileceği konusunda şüpheliyiz.
Değerli meslektaşlarım,
Hepimiz biliyoruz; Eczacı Durum Araştırmamızın sonuçlarını 14 Mayıs’ta da dile getirdik, bugün her iki eczacıdan bir tanesi neredeyse asgari ücret seviyesinde bir gelirle yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyor. Sadece bizler için değil, mesleğimiz için, hastalarımız için de bu durumun değişmesi şart ve Euro kuruna bağlanamayacak kadar acil, ciddi bir mesele. Bizler bu en acil ve yakıcı sorunumuzun çözümünü çok bileşenli bir denklem içinde görüyoruz.
Bize göre acilen:
Yeni eczacılık fakültelerinin açılması durdurulmalı
Öğretim üyesi olmayan fakülteler olanlarla birleştirilmeli
Eczacı emekliliği sistemi kurulmalı
Eczacıların gelirleri ilaç fiyatlarından bağımsızlaştırılmalıdır.
Değerli meslektaşlarım, bu taleplerimizi bizler hiçbir zaman pasif bir şekilde başka birisinden istemedik. Her zaman elimizi taşın altına koyduk ve güçlü bir meslek örgütü olarak bizim yapabileceklerimizin yapılmasını beklemedik.
Değerli Meslektaşlarım,
Çalışma programımızda da yer alan önemli bir başlık, eczacıların iyi şartlarda emekliliğinin sağlanması. Bu sadece çalışma programımızda değil, hepimizin gönlünde de on yıllardır yatıyor ve eczacının içinde bulunduğu ekonomik durumdan ayrı düşünemeyeceğimiz bir olgu.
Benim bizzat başkanlığını yürüttüğüm komisyon tarafından geliştirilen TEB Eczacı Emekliliği Projesi ile belirli bir yaş üstündeki eczacılara temel geçimlerini sağlayacak bir ücretlendirme sistemi ile ikinci bir emeklilik kazandırmayı ve eczanelerini kapatmasını özendirerek yeni eczacılara istihdam alanı yaratmayı amaçlıyoruz.
Yardımlaşma Sandığı’nda bugüne kadar birikmiş olan meblağın eczacılarımızı emekli etmeye yetecek bir miktar olmadığından hareketle 25.000 civarındaki serbest eczacı bakımından ikinci bir emeklilik oluşturulması için:
toplanan aidatın bir kısmını Sandıkta tutarken büyük bir kısmının da emeklilik sistemine aktarılması için Büyük Kongre’de karar alınması
TEB Vakfı bünyesinde bir sigorta şirketi kurduk. Şirketimizin adı: TEB ARTI SİGORTA. Bu şekilde ikinci emeklilik hususunda kendi özgücümüzle önemli bir adım atmış oluyoruz. Genç eczacılar için ikinci bir emekliliği garanti edecek, yaş almış eczacılarımız içinse başlangıçta yapacakları katkılarla ikinci bir emekliliğe hak kazanabilecekleri bir sistem kurmuş oluyoruz.
Sevgili meslektaşlarım,
Bizler sorunlarımızın çözümü için beklemiyoruz, şikâyetçi olmakla yetinmiyoruz dedik.
Uzun süredir;
Değişen dünyada eczacıyı yeniden konumlandırmak
Eczaneyi sağlık bakım merkezi haline getirmek
Nitelikli hizmet üreterek bunu görünür kılmak
Ve yıllardır talep ettiğimiz meslek hakkımızı almak
hedefleri çerçevesinde yeni bir eczacılık hizmet modelini yaşama geçirmek için çalışıyoruz.
Bu kapsam içinde Smart eczane projesi adı altında ülkemizde yaşam boyu öğrenme ve sürekli mesleki eğitimi temel alan bir proje başlatmış bulunuyoruz. 8 Eczacı Odamızla birlikte Pilot uygulamamıza ASTIM/KOAH hastalarına sunulabilecek hizmet üzerinden başladık. Ben bu çerçevede huzurlarınızda Samsun, Konya, Eskişehir, Antalya, Hatay, Manisa, Edirne ve Batman bölge eczacı odalarımıza teşekkür ediyorum.
Projenin 2016 yılı başında tüm Türkiye çapında yaygınlaştırılmasını, eczacılarca içselleştirilip yapısallaşana kadar iki yıl boyunca bir “proje” olarak devam etmesini planlıyoruz.
Smart Eczane Projemiz ile ilgili yarın sabah 9 buçukta projemizin koordinatörlünü yürüten İkinci Başkanımız Arman Üney ile proje eğitimcileri olan Ariana Mestroviç ve Mayk Roz’un konuşmacı olarak katılacağı ve değerli hocamız Prof. Dr. Rümeysa Demirdamar’ın moderatörlüğünü yapacağı bir panel düzenliyoruz. Bu panele katılmanızı önemle rica ediyorum. Böylece Smart Eczane Projesi hakkında merak ettiklerinizin cevaplarını bulabileceksiniz.
Değerli meslektaşlarım, değerli katılımcılar,
Avrupa’da eczacılar;
Astım / KOAH
Sigarayı bıraktırma
Diyabet
Hipertansiyon
Acil doğum kontrol hizmetleri
Evdeki ilaçların kontrolü
Çoklu ilaç kullanımı eğitimi
İlaç-ilaç etkileşimleri
gibi alanlarda eğitim alarak hastalara yönelik çok yönlü hizmetler sunmaktadır. Söz konusu hizmetler için eczacıya bir meslek hakkı tanımlanmıştır. Yani eczacı, bilgilerini yenilediği, hastaya özel zaman ayırdığı ve hastayı takip ettiği için meslek hakkı almaktadır
Değerli katılımcılar,
Türk Eczacıları Birliği olarak gelecek vizyonumuz; Eczacının asli işlevi olan nitelikli ilaç hizmeti yanında hasta takibi ve hasta güvenliği sorumlusu olarak işlevlerini genişletmesidir. Bunun yolu ise eczacının kendi beşeri sermayesini artırması ve bir yaşam alanı olan eczanesini çağdaş ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde yeniden yapılandırmasından geçmektedir. Ancak o zaman eczacı sağlık bakım ekibi içerisinde vazgeçilmez bir sağlık profesyoneli olma vasfına kavuşabilir, eczaneler sağlık sisteminin kilit unsuru olma özelliğini sürekli kılabilir.
Değerli meslektaşlarım,
Hepinizin bildiği gibi, SGK tarafından geçtiğimiz Nisan ayında Resmi Gazete’de yayınlanan bir düzenleme ile 267 kalem onkoloji ilacının 1 Temmuz 2015 tarihi itibariyle kamu hastanelerinde tedavi gören hastalar için hastane tarafından temin edilmesi uygulamasına geçildi. TEB olarak bu uygulamanın hasta sağlığını hiçe saymak demek anlamına geldiğini defalarca ifade ettik. En son 25 Haziran’da gerçekleştirdiğimiz Başkanlar Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi’nde Eczacı Odalarımız ile birlikte tavrımızı bir kez daha ortaya koyduk ve uyarılarımızı yineledik.
- Hastanelerin açtıkları ilaç ihalelerinde teklif görmeyen ya da fiyatının çok yüksek olması sebebiyle alınamayan ilaçların bulunması,
- İlaç ihale edilse dahi, ilacın hastaneye teslim süresinin serbest eczanelere oranla çok daha uzun olması,
- İthal ilaçların gerek etken madde gerekse Sağlık Bakanlığı’nın fiyat politikasına bağlı olarak piyasada bulunmadığı haller dolayısıyla ilacın ihale yoluyla alımının mümkün olamaması
açıkça hasta sağlığını tehlikeye atmak demektir. Bir hastanede ilaç varken bir başkasında ilacın bulunmaması nedeniyle hastalar ve yakınları hastane kapılarında ilaç aramaya çıkacaklardır.
Diğer yandanbu uygulama ilekanser ilaçlarında ilaç güvenliğinin sağlanmasındaki en önemli sorunun ilacın uygun saklama koşullarına göre stoklanması ve dağıtımı olduğu da göz ardı edilmektedir. Oldukça fazla miktarlarda alınması gereken ilaçların hastane eczanelerinde soğuk zincir şartlarına uygun olarak stoklanması ve dağıtımı için yeterli alan, ekipman ve personel bulunmamaktadır. Peki, bu durumda soruyoruz: İlaç güvenliğine ne olacak?
Yine İTS, hastane eczanelerinde serbest eczanelerde olduğu gibi etkin çalıştırılamadığından, ilaç geri çekme ve toplama şartlarında hangi ilacın hangi hastaya verildiği hastane eczaneleri açısından tespit edilemeyecek; sahte ya da çalıntı ilacın hastane eczanelerine girmesi olgusuyla karşılaşmamıza neden olacaktır.
Yıllarca yürütülen yanlış ilaç politikaları ile ilacın piyasada bulunabilirliğini ve ilaca eczaneden ulaşılabilirliği ortadan kaldırılmış, hem hasta hem eczacı mağdur edilmişken, şimdi ise bir mağduriyetin ortadan kaldırıldığı izlenimi yaratılarak reklam yapılmaktadır. Madem bir sorun vardır, o zaman günü kurtarmaya dönük palyatif çözümler değil; gerçekçi çözümleri devreye sokmak durumundasınız. Hastayı, toplum yararını, eczacıyı gözeten, ilaç sektörünün paydaşlarının görüşlerini dikkate alan ilaç politikaları geliştirmedikçe sorunları çözemezsiniz.
Özetle bu uygulama eski SSK Eczaneleri mantığına geri dönülmesi demektir. Bilindiği gibi Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde 2004 yılında SSK Hastanelerinin kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredilmesiyle SSK Eczanelerinin varlığı da sona ermişti. Bu dönüşüm yapılırken gerekçe olarak "SSK Eczanelerinden hastalara düzgün ilaç temin hizmeti verilemediği" öne sürülmüştü. Şimdi ne değişti de tekrar başa dönülüyor? Yeni kazanç kapıları yaratmak adına hastaların SSK Eczanelerini hatırlatacak şekilde ilaç almak için binbir türlü zorluğa girmesine neden olacak bir yola neden giriliyor?
Bu saatten sonra hastalarımızın ilaca güvenli erişimi ile ilgili tüm sorunlarının sorumlusu ve muhatabı kanser ilaçları ile ilgili bu kararı alanlar olacaktır. Halk sağlığını ve kamu yararını birincil önceliği yapmış Türk Eczacıları Birliği ve Eczacı Odaları olarak bu sürecin takipçisi olacağız. İlacın bulunulabilirliği, ulaşılabilirliği ve dağıtımından hastaya ulaşmasına kadar asli sorumlusu olan eczacı kontrolünde olması mücadelemizi sürdüreceğiz.
Değerli meslektaşlarım,
Nitekim bu mücadelenin bir boyutu olan hukuki düzeyde, Sağlık Bakanlığı’nın ecza depolarına ithal ilaçları hastaya ulaştırma yetkisi veren uygulamasının yürütmesi durduruldu. Danıştay, ecza depolarının doğrudan hastaya ilaç vermesinin mevzuata aykırı olduğunu karara bağladı. Bu da ilacın eczacı kontrolünde hastaya ulaştırılması konusunda verdiğimiz kararlı mücadelenin önemli bir boyutu, ciddi bir kazanımıdır. Şimdi yargı tarafından tescillenen bu önemli kazanıma sahip çıkma zamanıdır. Unutulmamalıdır ki ithal ilaç hizmeti, TEB’in ve eczacıların ticari kâr kaygısıyla değil hasta ve kamu yararı amacı doğrultusunda verdiği bir hizmettir.
Değerli meslektaşlarım,
Geçtiğimiz bahar aylarında iki önemli etkinliğe daha imza attık:
16 yıl aradan sonra 6-7 Mart tarihlerinde Ankara’da Kamuda Çalışan ve Eczanesi Olmayan Eczacılar Komisyonumuz tarafından organize edilen oldukça geniş katılımlı Kamu Eczacıları Kongresi’ni gerçekleştirmiş olmanın sevincini yaşadık. Kongre’ye, devlet hastaneleri, özel hastaneler, Kamu Hastaneleri Birliği, SGK, TİTCK gibi kurumlardan ve üniversitelerden 728’i kayıtlı olmak üzere 1000 civarında eczacı katıldı. Bu Kongre, kamu ve hastane eczacıları ile meslek örgütünü buluşturan, kaynaştıran, birbirinden beklentilerini ortaya koymalarına imkân veren, kamu ve hastane eczacılarının sorunlarını ve somut çözüm önerilerini ortaya koyduğu bir zemin oldu, bundan sonrası için bir yol haritası oluşturdu. Nitekim daha sonra Komisyonumuz ile birlikte Kamu Eczacılarımızın sorunlarını içeren talep dosyamızı Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’na ilettik. Yine Komisyonumuz Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığını ziyaret etti.
TEB Gençlik Komisyonumuz geçtiğimiz yıl yoğun ilgi ve katılım gören bir Kongre gerçekleştirmişti. Bu yılda iki gün süren verimli bir Çalıştay yaparak TEB’e katkı sağlamaya devam ettiler. Geleceğimizin ışığı, umudumuz olan gençlerle birlikte olmak, onların kalplerine dokunmak ve onların kolektif çabasına tanık olmak bize sonsuz bir keyif veriyor.
Sevgili meslektaşlarım, değerli katılımcılar,
Günümüzde içinden geçtiğimiz çok biçimli bunalımın ortaya çıkardığı sorunların bütünselliğini belirlemek için tek bir etmene dayanan indirgemeci yaklaşımlardan uzak durmak; bu tür yaklaşımların bizatihi sorunun kendisi olduğunu görmek durumundayız. Bunun karşısında dayanışmayı sağlamak, olumlu ilişkileri en başta kendi aramızda geliştirmek, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında canlı ve sürekli bir iletişim kurmak zorundayız. İnsani her şeye özgü olanın çok yönlü birlik olduğunu; çeşitliliğin birliğimizin, birliğimizin de çeşitliliğimizin hazinesi olduğunu aklımızdan çıkarmadığımızda başarıya ulaşabiliriz.
Hepimizin gereksinim duyduğu yaşamsal öge, umuttur. Umudun yeniden dirilmesi tanrısal bir büyük vaadin yeniden dirilmesi değil, bir olanaklar dizisinin yeniden dirilmesi demektir. Belirsizliklere ve sıkıntıların yarattığı daralmalara karşı ancak katılımla, kardeşlikle, eylemle her şeyden öte aşkla tahammül edilebildiğine göre biz eczacıların çok yönlü birliği, atılımı, katılımı ve umudu bünyesinde taşımaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kez daha selamlıyor, hep birlikte başarılı ve verimli bir toplantı gerçekleştirmeyi diliyorum.”
Daha sonra sırasıyla CHP Giresun Milletvekili Ecz. Bülent Yener Bektaşoğlu, AK Parti Çorum Milletvekili Ecz. Lütfiye İlksen Ceritoğlu, CHP Bursa Milletvekili Ecz. Erkan Aydın, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yusuf Ziya Yılmaz, Samsun Valisi Sayın İbrahim Şahin konuşma yaptı.
Açılış konuşmalarının ardından TEB Genel Sekreteri Dr. Harun Kızılay, TEB Merkez Heyeti Çalışma Raporu’nu sundu.
Daha sonra, TEB Saymanı Ecz. İsmail Başdil Mali Raporu, TEB Denetleme Kurulu Başkanı Ecz. Sertaç Özmen ise Denetleme Kurulu Raporu’nu sundu.
teb.org.tr