Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, bağlı bulunduğu Adana Eczacı Odası üyelerine bir mektup göndererek Adana Eczacı Odası Yönetim Kurulu’ nu şikayet etti.
 
Çolak mektubunda "delege olmam engellenmek isteniyor" ifadesine yer verdi.

 

Söz konusu mektup şöyle: 
 
 

 

 

TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ BAŞKANI

ECZ. ERDOĞAN ÇOLAK’TAN

ADANA ECZACILARINA AÇIK MEKTUP

 

Bu mektup, Adana Eczacı Odamızın Eylül ayında yapılacak Olağan Seçimli Kongresi’ne giderken özellikle şahsıma yönelik bazı yanlış ve eksik bilgilendirmelerin önüne geçmek için samimi düşünce ve duygularım ile değerlendirmelerimi siz kıymetli Adana Eczacılarıyla paylaşmak için kaleme alınmıştır.

 

Ecz. Erdoğan ÇOLAK

Türk Eczacıları Birliği Başkanı

 

 

Sevgili meslektaşlarım, sevgili hemşerilerim,

1978’de Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne öğrenci olarak girdiğim günden bu yana 40 yıla yaklaşan bir zaman zarfında hep daha iyi bir Dünya, daha güzel bir Türkiye, daha çağdaş bir eczacılık mesleği ve daha güçlü bir meslek örgütü için mücadele ettim. Fakülte öğrenimim sırasında Ecza-Der’in kurucuları arasında yer alarak derneğin yönetim kurulu üyeliğine seçildim ve çalışmalarında aktif bir biçimde rol aldım. 1985 yılında Adana’da serbest eczacılığa başlamamla birlikte eczacı meslek örgütü içerisinde etkin olarak yer aldım. Bu doğrultuda 1989 yılında Adana Eczacı Odası Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim ve 1993-2003 yılları arasında Adana Eczacı Odası Başkanlığı görevini yürüttüm. 2003-2005 yılları arasında TEB İkinci Başkanlığı, 2005-2007 yılları arasında TEB Genel Sekreterliği görevlerini üstlendim. 2007 yılından bu yana da eczacı meslek örgütü içerisinde mücadele eden bir eczacı için en onurlu görevlerden biri olan Türk Eczacıları Birliği Başkanlığı görevini siz değerli meslektaşlarımdan aldığım güçle sürdürmekteyim.

Sevgili meslektaşlarım,

Adana Eczacı Odası, tarihsel birikimi, yaratmış olduğu gelenek, örgüt bilinci ve mücadeleci yapısıyla Türk Eczacıları Birliği’nin içerisinde özel bir yere ve öneme sahip olan, adeta meslek birliğinin yapıtaşlarından olan odalardan birisidir. İşte bu yüzden Adana Eczacı Odası’nın bir üyesi olmayı ve bu odanın başkanlığını yapmış olmayı bir şeref nişanı gibi göğsümde taşıyorum, taşıyacağım.

Oda başkanlığım döneminde, ADANA ECZACILARININ ÖRGÜTSEL BİRİKİMİNE YASLANARAK, GEÇMİŞİMİZDEN ALDIĞIMIZ GÜCÜ GENÇLERİN GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRME ARZUSU VE KARARLILIĞI İLE BİRLEŞTİRİP, DAYANIŞMA KÜLTÜRÜ VE KOLEKTİF ÇALIŞMA ANLAYIŞINA DAYALI BİR YÖNETİM TARZI oluşturduk. Tarih ve örgüt bilincine sahip genç ve dinamik bir ekiple çok önemli proje ve işlere imza attık.

·        Yıllardır kesintisiz biçimde yayınını sürdüren Adana Eczacı Odası Bülteni (ADEOB)’un çıkışı,

·        Eczacıların daha rahat yaşam alanlarına kavuşması için Adana Ecza Kent Yapı Kooperatifi’nin kuruluşu,

·        Adana Eczacı Odası’nın halen faaliyetini sürdürdüğü eczacıların ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikteki modern hizmet binasının açılışı,

·        Odamızın Türkiye’de eczacılar arasında kan ürünü reçetelerin adil dağılımını sağlamak üzere sıralı dağıtıma geçen ilk oda oluşu ve bu sistemin daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Protokolü’ne tüm Türkiye’deki eczacı odaları tarafından kullanılmaya başlanması,

·        Yine odamızın Türkiye’nin yakın geçmişinde bir meslek grubunun tüm mensuplarının katıldığı ilk eylem olan 15-16 Ocak 2001 kepenk kapatma eyleminde 10 Ocak’ta ilk adımı atıp bir günlük kepenk kapayarak öncülük yapan eczacı odası oluşu,

hep bu dönemde yaşama geçirilmiştir.

Sevgili meslektaşlarım,

2003 yılında Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti’ne seçilince oda başkanlığını genç ekibimizden Ecz. Burhanettin Bulut’a devrettikten sonra odamızın ilkelerini, değerlerini ve mücadele geleneğini meslek birliği içerisinde temsil etmeye çalıştım. MESLEK İÇİN, MESLEKTAŞLAR İÇİN, HALK SAĞLIĞI İÇİN azimle, kararlılıkla pek çok çalışmaya imza attık ve kazanımlar elde ettik.

·        0 ıskonto yapan eczane bareminin genişletilmesi, reçete başına hizmet bedeli, ilaçta kâr oranlarının % 25’e çıkartılması gibi ciddi ekonomik kazanımlar,

·        60 yıldır değişmeyen Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un örgütsel talepler doğrultusunda çağdaş ihtiyaçlara göre değişmesi,

·        Zincir eczanelerin önüne set çekilmesi,

·        Bakanlığın TEB’i ve eczacı odalarını devre dışı bırakarak bireysel sözleşme yapma girişimlerinin önüne geçilmesi,

·        Eczacılar arasında adaletsizlik yaratacak şehir-kampüs hastaneleri içerisinde eczane açılmasının önlenmesi,

·        Eczacı istihdamına yönelik Eczacı İnsangücü Planlaması ile ilgili çalışmalar yapılması,

·        Eczacıya ekonomik kolaylıklar sağlayacak Eczacı Kart Projesi,

·        Eczacı meslek hakkını almamızın ön adımı olacak Smart Eczane Projesi,

·        Yaş almış eczacıların ikinci bir emekliliğe hak kazanmasını, genç eczacıların daha rahat bir emekliliğe sahip olmasını sağlayacak Eczacı Emekliği Projesi

·        Değişen dünyada yeni bir eczacılık modeli oluşturmanın basamaklarından biri olan Aile Eczacılığı Projesi

başkanlık görevinde bulunduğum son on yılın kısa bir bilançosudur.

Söz konusu projeleri başlatırken ve eczacılar adına kazanımlar elde ederken bana ışık tutan, yolumu aydınlatan Adana Eczacılarının tarihsel birikimi olmuştur. Sağlık ve ilaçta dönüşüm politikalarına karşı 30.000 eczacının ve eczane çalışanının katıldığı 21 Aralık 2008 Büyük Eczacı Mitingi ile 4 Aralık 2009 kepenk kapama eylemlerinin örgütlenmesinde sırtımızı yasladığımız yer Adana Eczacılarının mücadele geleneğidir. Odamız, 2008 Mitingi’ne 15 otobüs dolusu eczacı ile en kitlesel katılım gösteren eczacı odasıdır.

Sevgili meslektaşlarım,

Ne yazık ki bütün bunlara rağmen bir bölümü daha önce çalışma arkadaşım olan ADANA ECZACI ODASI’NIN MEVCUT YÖNETİMİ, REDDİ MİRAS yapmakta, “hafıza-i beşer nisyanla maluldür” sözünün büyüsüne kapılmış olarak örgütsel hafızayı bir anda sıfırlamaya çalışmakta, Adana Eczacı Odası’nın tarihini sanki 2011 yılında başlamış gibi göstermeye çalışmaktadır. Adana Eczacı Odası’nın şu anki yönetimi, bu tutumlarının ADANA ECZACISININ TARİHİNİ REDDETMEK anlamına geldiğinin ayırdında değildir.

Oysa

EMEK KUTSALDIR!

Oysa

GELECEĞİMİZ ÖRGÜTSEL MÜCADELE TARİHİMİZİN AYDINLIĞINDA SAKLIDIR!

Ve elbette

GEÇMİŞLE GELECEĞİMİZ ŞİMDİ AYNI BAŞLANGIÇ NOKTASINDA BİRLEŞMEK ZORUNDADIR!

Diğer yandan TEB Başkanlığı görevinin uzun süredir İstanbul ve Ankara Eczacı Odaları dışında Adana Eczacı Odası’ndan gelen biri tarafından sürdürüldüğü, bu noktanın Adana eczacısı bakımından ne kadar önem teşkil ettiği ve TEB BAŞKANLIĞININ ASLINDA ERDOĞAN ÇOLAK’IN ŞAHSINDAN ZİYADE ADANA ECZACISINDA OLDUĞU GERÇEĞİNİ es geçerek TEB Büyük Kongre delegesi olmam engellenmeye çalışılmaktadır.

Merkez Heyeti üyelerinden birinin etik dışı hareket ettiği argümanı dayanak yapılarak delegeliğimin önüne kesme gayreti oldukça manidardır. Başka bir odadan gelen bir Merkez Heyeti üyesinin üstelik haberdar olmadığı bir mesele dolayısıyla benim hedef tahtasına oturtulmam ve karşı-propagandayı geçtim bir bakıma kara propaganda malzemesi haline getiriliyor olmam izahı güç bir meseledir. Öte yandan mademki bir Merkez Heyeti üyesinin etik dışı davrandığı düşünülmektedir, oda yöneticilerinin görevi bunu çıkıp açık seçik bir biçimde ortaya koymak ve ifade etmektir. Şimdiye kadar bu problemim Bölgelerarası Toplantı yahut Başkanlar Danışma Kurulu gibi her türlü sorunumuzu açıkça konuştuğumuz, tartıştığımız zeminlerde hiçbir biçimde dillendirilmeyip şimdi olumsuz propaganda aracına dönüştürülmesi eczacının kendi örgütüne olan güvenini zedeleyecek, meslek örgütü hakkında olmadık vehimler üretilmesine hizmet edecek zarar verici bir politikadır. Adana eczacısının yararını bir kenara bırakarak, geçerli başka hiçbir sebep bulamayınca böyle bir gerekçeye can simidi gibi sarılmak yapay bir kriz yaratmak değilse nedir ve bu tutumun Adana eczacısı açısından ne gibi bir yararı vardır? Dahası kısa vadeli sonuçlar için izlenen bu yolun kişileri yıpratmak yerine asıl olarak örgütü yıprattığı göz ardı edilmektedir.

Öte yandan Başkanı olduğum TEB Merkez Heyeti’nin çok güçlü bir tek parti iktidarı devrinde hayli zor şartlar altında görev yaptığını unutarak ve bugüne kadar elde edilen kazanımları bir çırpıda silerek, TEB’i başarısızlıkla suçlamak da vicdani ölçütler içerisinde değerlendirilemez.  Çözümden hiç söz etmeden sadece çözüm kelimesini kullanarak, hemen herkesin paylaştığı ve dile getirdiği kimi sorunlar alt alta sıralandığında sorunlara gerçekçi çözümler mi üretilmiş olmaktadır? Sadece kişileri sorumlu tutup eczacıya umutsuzluk ve karamsarlık aşılandığınızda, bu tutum sorunların çözümü noktasında kararlı olduğunuz anlamına mı gelmektedir?

Söz konusu türden yüzeysel gerekçelere ve argümanlara sığınılarak delegeliğimin önlenmek istemesinin, bu doğrultuda bütün bir kolektif tarihimizin silinmek istenmesinin, bunun Adana eczacısı için ne demek olduğunun mantıkla ve vicdanla alâkası olup olmadığını sizlerin yüksek takdirlerine bırakıyorum. Eczacı odası yöneticilerinin eczacının kendilerine vermiş olduğu gücü bir bakıma istismar etmesini, yıllarca oda başkanlığı yapmış ve bu odayı layıkıyla temsil etmeye çalışmış birisine karşı silah olarak doğrultmasını anlamakta hakikaten zorlanıyorum. Örgütsel atılımların ve gerçek kazanımların BİRLİK, MESLEKİ DAYANIŞMA, EMEĞE SAYGI, ÖRGÜTSEL BİLİNÇ ve TARİHSEL SORUMLULUKLARIMIZ zemininde ele alındığında elde edileceğine ve taçlanacağına inananlardanım. Bizi birbirimize, geçmişe ve geleceğe bağlayan şey, tüm kalbimizle inandığımız fikirlerimizdir; yoksa kısır çekişmeler değil.

Birbirimizle her konuda tıpatıp aynı düşünmemiz, bütünüyle anlaşmamız ve uyuşmamız söz konusu olmayabilir. Zaten tek tip düşünce; örgütsel zenginliğe, çeşitliliğe, demokrasinin ruhuna, dahası insan doğasına aykırıdır. Hakikat dediğimiz şey fikirlerin çarpışmasından doğar ve demokrasi ağacı tam da böyle bir ortamda yeşerir. Ancak kimi anlayış farklılıkları birlikte yürümemize engel değildir. Önemli olan aynı şemsiye altında toplanabilmek, BİRLEŞİK VE GÜÇLÜ BİR MÜCADELE hattını örebilmektir. Mesleğimize yönelik tehditler ve mesleğimizin önümüzdeki sorunlar ancak ÇOKLUK İÇİNDE BİRLİK, BİRLİK İÇİNDE ÇOKLUK fikrini pratiğe döktüğümüzde aşılabilir. İnsanlık tarihinde ayrışıldığında kazanılan bir mücadeleye rastlanmamaktadır. BAŞARI, BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANILMIŞTIR VE KAZANILACAKTIR.

ŞİMDİ BİRLİK ZAMANIDIR!

ŞİMDİ DAYANIŞMA ZAMANIDIR!

ŞİMDİ GELECEĞİ BİRLİKTE KURMA ZAMANIDIR!

Sevgili Adana Eczacıları, sevgili meslektaşlarım,

30 yıldır SİZLERİN DESTEĞİYLE, SİZLERDEN ALDIĞIM GÜÇLE VE SİZLERE OLAN SONSUZ İNANCIMLA ECZACI İÇİN, SAĞLIK İÇİN, HALK İÇİN MÜCADELE veriyorum. Bundan sonra da yine siz ADANA ECZACILARININ VERDİĞİ KUDRETLE MESLEĞİMİZİN GEÇMİŞİNİ GELECEĞE BAĞLAMAK yolundaki uzun yürüyüşümü sürdüreceğim.

ADANA ECZACILARININ TARİHLERİNE SAHİP ÇIKACAĞINA, YARATILMAK İSTENEN SUN’İ KRİZİ ÇÖZEREK, BİRLİĞİ VE BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAYACAĞINA yürekten inanıyor, dostluk ve dayanışma duygularımla sizleri selamlıyorum.

 

 MESLEĞİM İÇİN VARDIM…

MESLEĞİM İÇİN VARIM…

MESLEĞİM İÇİN VAROLACAĞIM…

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat