Millet Gazetesi yazarı Bengüç Özerdem bugün köşesinde eczacı mektuplarına yer verdi.
Söz konusu yazıyı aşağıda yayınlıyoruz:
Eczacının derdi büyük...
“Bengüç Abi ben Esenyurt’ta eczacılık yapıyorum. Eczacılar, garip garip kanuni zorlamalarla uğraşmaktan bıktı. Birçoğumuz depresyonda ve iflasın eşiğinde, birçoğu da batmış durumda”
Zekeriya G’nin yazdıkları ise yenilir yutulur cinsten değil. İlk bölümünü yayınlıyorum.
“Yanımdaki bakkal emekli. Gidiyor aile hekimine, “Hastayım” deyip 4 kutu ondan, 4 kutu bundan bir de ayıp olmasın diye bir mide ilacı yazdırıp alıyor kendisine.
Maaşından kesilen 12- 13 lira. Tane hesabı satıyor 25 kuruştan. 8 kutu oldu mu sana 50 lira. Adam ilaçta benden çok kazanıyor ama bana reçetesiz satmak yasak…
Tanıdık benzinci. Zannetme ki sadece benzin, mazot, LPG, satıyor. Marketine gir, bildiğin Seks Shop. Prezervatifler, maviler, sarılar, bitkisel mi bitkisel haplar. Adam cayır cayır satıyor. Ne bir soran var, ne bir uyaran. Ama bana yasak.
Aktar, içeri stant yapmış. Şeker hastaları için ayrı, kalp hastaları için ayrı, soğuk algınlığı için ayrı, hemoroid için ayrı. Adam bilimsel çalışıyor. Kendini halk sağlığına adamış. İlaç üretiyor. Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı diplomayla bana yasak.
Kahvehanelere gidin. Kışın senden benden çok soğuk algınlığına iyi gelen toz ilaçlar … Masada oralet, çay bir de bu ilaçlar servis ediliyor… Okey oynarken iyileştiriyor kahveci adisyonda yazıyor. Ama bana yasak.
Televizyonda radyoda her yerde reklam serbest. Balık yağları, at kestaneli ilaçları, ağrı kesici muhteşem kremler.”
İlacı kahveler, marketler, bakkallar, benzin istasyonu, aktarlar satacaksa Eczacı ne iş yapacak?