Ecz. Hakan Gençosmanoğlu
ÖZEL DOSYA
Biz eczacılar, hep şunu söyleriz: ’Biz, eczacılar ilacın sahibiyiz’
Oysa gerçek, ’gerçekten’ böyle mi?
Türkiye’ de ilaç dünyasında neler oluyor? Bu olan bitene dair bir görüşümüz, bir meslek politikamız var mı? Yoksa söylediklerimiz yalnızca eczanelerin duvarları içine mi hapis olmuş? Ya da o duvarları geçemiyor mu? Biraz başımızı kaldırıp bakmamız gerekmiyor mu?
Türkiye İlaç Sektörü, hızlı bir değişimin içinde… Bir şeyler oluyor... Ama ne?
Aşağıdaki çalışmada hiçbir yorum yapmadım...
Yalnızca rakamları ve olanı biteni aktardım, ortaya bıraktım...
Yorum bir başka çalışmaya artık. İstedim ki, olanı biteni tüm çıplaklığıyla yormadan, sıkmadan aktarayım. O yüzden olabildiğince özetledim.
Rakamların çoğunu İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’ nın ’’Türkiye İlaç Sektörü 2014’’ başlıklı, Nisan 2015 tarihli raporundan aldım. Rapora emeği geçenlere teşekkür ederim.
Türkiye İlaç Sektörü/ İlaçta Son 5 Yıl
Türkiye’ de kamu, 2009 yılından beri global bütçe uygulaması yapıyor. Yani toptan bir rakam belirleniyor, deniliyor ki; ’’kamu olarak ilaca X kadar bütçe ayırıyorum, kaynak bu, bu kaynağa göre hareket edeceksiniz! Başka kaynak yok!’’.
İşte o rakamlar şöyle...
2009- 2014 yılları arasında 5 yıllık global bütçe döneminde ilaç pazarımız 2009’ daki 13.2 Milyar TL düzeyinden yalnızca % 10.6 lık artışla, 2014’ te 14.6 Milyar TL ye ulaşmıştır.
Bu küçük nominal artış, yurtiçi üretici fiyatlarına bakıldığında %23.1 oranında reel bir gerilemeye işaret etmektedir.
Kutu ölçeğinde ise 2009’ daki 1.49 milyar kutuluk tüketim 5 yıllık dönemde %22.1 artarak 1.82 milyar kutuya ulaşmıştır.
Bu tablo bize 5 yıllık bir dönemin sonucunda şunu gösteriyor:
Geçmiş yıllara göre ilaca erişim artmış ve kolaylaşmış. Bu durum karşısında siyasi irade sürekli olarak bir fiyatlama baskısı yapmış, ilaç fiyatlarını sürekli düşürmüş, artan erişimin maliyetini engellemeye çalışmıştır.
İlaç Nasıl Fiyatlandırılıyor?
İlaç fiyatlandırma kurallarının esaslarını 2007 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu kararı saptıyor.
İlaçlar için referans fiyatlandırma sistemini kullanan ülkemizde referans fiyat; beş Avrupa Birliği referans ülkesinde, ürünün imal edildiği ülkede ve ürünün ithal edildiği ülkedeki depocuya satışta kullanılan fiyatlardan en düşük olan anlamına geliyor.
2007 fiyatlandırma kararına göre, Euro türünden belirlenen referans fiyat, sabitlenmiş döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmekteydi.
2007 kararı, Fiyat Değerlendirme Komisyonu’nun döviz kurundaki dalgalanmalar doğrultusunda döviz kurunu gözden geçirmek için üç ayda bir ve gerektiğinde olağanüstü toplanmasını zorunlu kılmaktaydı. Ancak bu düzenlemeler yapılmadı.
En son 2 Nisan 2009’da toplanan komisyon Euro/TL döviz kurunu 1,9595’e sabitlemiş; ancak o tarihten bu yana değiştirmemişti.
Bu tarihten sonra AİFD( Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği) ardı ardına iki dava ile yargıya başvurdu. Döviz kurunun güncellenmesini talep etti. Yargı AİFD’ ye hak verdi. Yargı kararlarından sonra ardı ardına ilaca kayda değer olmayan fiyat güncellemeleri yapıldı.
Son olarak yapılan düzenlemeyle Fiyat Değerlendirme Komisyonu’nun (FDK) 2
0 Temmuz’da aldığı kararla, yeni fiyatlandırmalar bir önceki yılda kaydedilen Euru/TL kurunun yüzde 70’i esas alınarak gerçekleştirilmesi kararı alındı.
Bu kararla 1 Euro 2, 0787 TL olarak hesaplanacak. Oysa bugün 1 Euro 3.3677 TL değerinde.
Ortalama İlaç Fiyatı
2009 da ilaçta birim kutuda 8.84 TL olan ortalama fiyat 2014’ te %9.4 gerileyerek 8 TL ye inmiştir.
Burada altı çizilmesi gereken en önemli şeylerden biri; pazara giren yeni ilaçlar bu ortalamaya yükseltici etki yapmaktadırlar. Çünkü; bu ilaçların fiyatı ortalamanın üzerindedir. Bu durum düşünüldüğünde pazardaki mevcut ilaçların aslında çok daha fazla bir fiyat erozyonuna uğradıkları görülür.
Yabancı İlaç
2009’ da pazarımızda 73 tane yabancı firma vardı. 2014’te yabancı firma sayısı 106 dır. Bu rakam bize pazarımızda ivmesi çok yüksek bir ’yabancılaşmayı’ göstermektedir.

Reçeteli- Reçetesiz İlaçlar
Reçeteli ilaçlar, pazarımızda, 2009 yılında, %90.2 kutu ile %93.5 TL değerleri ile vardılar. 2014 yılında ise %88.1 kutu ile %89.2 değerler ile var oldular. Bu bize reçeteli ilaçların oranının düştüğünü reçetesiz ilaç oranının arttığını gösteriyor.
Reçeteli Geri Ödemesiz
Reçeteli geri ödemesiz ilaçlar, pazarda 2009 yılında %1.5 kutu ile %1.8 TL değerleri ile vardılar. 2014 yılında ise kutu sayısı %2 ye, TL oranı ise %3.6 ya ulaşmıştır. Bu şu demek oluyor; kamu geri ödeme listesini ’daraltma’ yoluna gidiyor.
Referans İlaç- Eşdeğer İlaç
2013’ te 8.8 Milyar TL olan referans ilaç pazarımız, 2014’te % 9.7 büyüyerek 9.65 milyar tL ye ulaştı. Bu artışın ana etkeni ithal referans ürünlerdeki % 10.3 lük büyümedir.
Eşdeğer ilaç pazarımız 2014’ te %6.4 artış göstererek 4.1 milyar TL ye ulaştı. Buradaki artış yurtiçinde üretilen eşdeğer ürünlerdeki %7.3 lük büyümeden kaynaklanıyor.
Referans ilaçlar 5 yıllık global bütçe döneminde %8.9 oranında büyürken eşdeğer ilaçların büyümesi %6.7 de kalmıştır.
Çok çarpıcı bir oran... Referans ilaçlar kutuda % 49 değerde ise % 70 pay alıyorlar.
Detaylara girildiğinde referans ilaçların ithalata kaydığı görülüyor.

İthal Ürünler
İthal ürünler 5 yıllık dönemde toplam %13 büyümüştür. Oysa yurtiçi imal ürünler yalnızca % 6.8 büyüyebilmişlerdir.
İthal ürünler kutu ölçeğinde %47 gibi olağanüstü bir büyüme kaydederken imal ürünler kutu bazında yalnızca %15 büyümüştür.
Görülüyor ki, ithal ürünler kutu bazında pazar paylarını çok yüksek bir oranda arttırmışlardır.
Yurtdışı İlaç
Bilindiği gibi Türkiye’ de ruhsatlandırılmamış ancak reçete edilen ilaçlar yurtdışından özel izinle getirtiliyor.
Özellikle kanser tedavisinde kullanılan bu ilaçları Türk Eczacıları Birliği (son dönemde bazı özel depoların da bu izni aldıkları biliniyor) getirtip hastalara ulaştırıyor. Son yıllarda bu türden ilaçların 2014 yılı için toplam pazar payının 1.2 Milyar TL ye ulaştığı görülüyor. 2015 yılı için 1.4 Milyar TL. den söz ediliyor. Geçmiş yıllara bakıldığında bu rakamlara (son 5 yılda yani global bütçe döneminde) hızla ulaşıldığı görülür. Bu rakam toplam ilaç pazarımızın yaklaşık % 10 nuna tekabül ediyor ve oldukça yüksek bir rakam.
Bunun nedeni söz konusu ilaçların sahibi olan firmaların Türkiye’ de uygulanan fiyat baskısından ve uygulanan yüksek Kamu Kurumu İskontolarından kaçmak isteğidir. İlaçlarını ruhsatlandırmayıp yurtdışı fiyatlarıyla, bu yolla Türkiye pazarına ulaştırmaktadırlar.
Fiyat baskısı yüzünden özellikle yeni moleküller Türkiye’ de ruhsat almaktan kaçmaktadırlar.
Perakende Fiyat Aralıkları
2014 yılı sonu itibariyle pazarda ruhsatlı 11.229 adet ürün vardır.
Bu ürünlerin %42 si 0-10 TL arasındadır. %17 si 5 TL nin altındadır.
SONUÇLAR
1) Ülkemizde ilaç fiyatları sürekli baskılanıyor. Bu politikaların devam etmesi bekleniyor.
2) İlaç pazarımız kutu bazında artarken Euro bazında ve TL bazında reel olarak geriliyor.
3) Yabancı ilaç her geçen gün ilaç pazarımıza daha fazla hakim oluyor.
4) Kamu geri ödeme listesini sürekli daraltıyor.
5) Reçetesiz ilaç sayısı artacak gibi görülüyor.
6) Yeni moleküller ülkemizde ruhsat almaktan kaçınıyor.
7) Yerli ilaç üreticileri yabancı ilaca göre giderek daha ’avantajsız’ konuma geliyor.
8) Diğer çalışmalarla ve gözlemlerle birlikte değerlendirildiğinde bu çalışmanın ortaya çıkarttığı sonuçlardan birisi de OTC pazarının ülkemizde hızla gelişeceği görülüyor.