Türk Eczacıları Birliği’nin Açıklamalarına Cevabımız
Türk Eczacıları Birliği yönetimi, İstanbul Eczacı Odası’na karşı uyguladığı meslek ahlakıyla bağdaşmayan gelirlerimize el koyma ve Odamızı işlevsiz hale getirme operasyonu ile ilgili kamuoyuna yaptığımız açıklamaya internet sitesinde duyurduğu ve tüm Eczacı Odalarına gönderdiği yazıyla cevap verdi.
Sayın TEB Genel Sekreteri Harun Kızılay’ın imzasını taşıyan açıklamada Odamıza yöneltilen suçlamalar (aşağıda bold-italik olan yerler TEB’in sözkonusu yazısından alınmıştır) ve bunlara cevaplarımız aşağıda yer almaktadır:
"Bilindiği gibi, 2008 yılı sözleşme bedellerinden doğan ve hacze konu olan borç şöyle doğmuştur: Yıla ait sözleşme bedelleri belirlenirken, kademeli olması konusundaki Merkez Heyeti görüşü beyan edilmiş ancak sözleşme, süresi sona ermeye yakın bir zamanda imzalandığı için o yıl için kademeli ücret belirlenememiş, bu durum Başkanlar Danışma Kurulu toplantısında tartışılmış ve 2008 için sözleşme bedelleri 500 TL olarak kesinleştirilmiştir."
Türk Eczacıları Birliği’nin sözleşme bedellerini tespit ederken kademeli bir fiyat belirleme gibi bir çabası hiç olmamıştır. Sözleşme bedelleri belirlenirken tek hedef, bir önceki yılın sözleşme gelirine denk gelen parayı eczacıdan toplamaktır. Bu nedenle basit bir hesapla bir önceki yılın sözleşme gelir tutarı satılan sözleşme sayısına bölünerek 500 TL bulunmuştur. Hesap yapılırken hangi Eczacı Odasının bir yıl önce toplamda kaç liralık sözleşme sattığına ve satılan sözleşme tutarının Bölge Eczacı Odası üye sayısına bölünmesiyle o Bölge için kaç liralık bir sözleşme bedeli oluştuğuna dikkat edilmemiştir. İstanbul Eczacı Odası yönetimi de kendi bölgesi için sözleşme bedelini Merkez Heyetinin yöntemini kullanarak 250 TL olarak hesaplamıştır. Sözleşme bedelleri, Başkanlar Danışma Kurulu toplantısında tartışılmış, ancak ortak bir mutabakat ortaya çıkmamıştır. İstanbul Eczacı Odası belirlenen fiyata toplantıda karşı çıkarak, üyelerinin mağdur edildiğini belirtmiştir. İstanbul Eczacı Odası Başkanı Başkanlar Danışma Kurulunda 500 TL olarak belirlenen sözleşme bedelini asla toplamayacaklarını açıkça dile getirmiştir. Türk Eczacıları Birliği yönetimi, Başkanlar Danışma Kurulu tutanaklarını ve video kayıtlarını eczacı kamuoyuna açıkladığı takdirde o toplantıda kimin ne söylediği ve hangi kararların alınmış olduğu ortaya çıkacaktır.
Ankara İdare Mahkemesinde açtığımız iptal davasında Türk Eczacıları Birliği’nin verdiği 1. Cevap dilekçesinde "Nitekim yeni Merkez Heyeti tarafından Karayazı TEB Hastanesi’nin 2008 yılı içinde bitirilmesi kararlaştırıldığı için sözleşme bedeli bu şekilde belirlenmiştir."denmektedir. Ayrıca 36. Dönem Büyük Kongre tutanağında Divan Başkanının "Sözleşme bedellerini 2009’da 2008’e göre düşük tutmanızın geçerli bir açıklaması var mı?" sorusuna dönemin TEB Saymanı "Erzurum Karayazı hastanesinin gideri 2008’de sona erecek, fark oradan kaynaklanıyor" yanıtını vermiştir. Görülüyor ki Türk Eczacıları Birliği’nin kademeli ücret belirleyememe açıklamasının inandırıcılığı bulunmamaktadır.
"İstanbul Eczacı Odası, kendi temsilcisi olan Merkez Heyeti üyelerinin de altında imzası bulunmasına rağmen örgüt hukukunu hiçe sayarak oda üyelerine o yıl için sözleşmeleri 250 TL’den satmıştır."
İstanbul Eczacı Odası’nın 2007 yılı sonunda göreve gelen TEB yönetiminde bir üyesi bulunmaktaydı. Bu üyemiz TEB yönetiminin listesini delerek yönetime giren muhalefet listesindeki 5 üyeden biriydi. TEB yönetimi sözleşme için belirlediği 500 TL’lik bedeli Başkanlar Danışma Kuruluna getirdiğinde bu 5 muhalif Yönetim Kurulu üyesinin hiçbirinin alınan karardan haberleri yoktu. Kararda "İstanbul’un imzası vardı" polemiğine gelince: İstanbul Eczacı Odası’nın TEB yönetiminin de yer alan üyelerinin görüş ve kararları üzerinde bir baskı uygulaması gibi bir tasarrufu bugüne kadar olmamıştır. Bugünden sonra da olmayacaktır. Seçilen üyelerimiz sadece bizleri değil bu ülkedeki tüm eczacıları temsil etmektedirler. İstanbul Eczacı Odası aldığı kararla "örgüt hukukunu hiçe saymamış", yasaların kendilerine tanıdığı "üyelerinin hak ve çıkarlarını koruma görevini" yerine getirmiştir.
"Her bir satılan sözleşme için 250 TL İstanbul Eczacı Odası’na borç olarak yazılmış ancak bu borç, altı yıldır Oda tarafından ödenmemiştir. Konu ile ilgili çeşitli uyarı ve yazışmalar yapılmış, bunların bir kısmı da eczacı kamuoyuna istemimiz dışında yansıtılmıştır."
İstanbul Eczacı Odası, alınan kararı yargıya taşımış ve davanın kaybedilmesi durumunda eksik yapılan ödeme tutarının sözleşme satın alan eczacılardan toplanarak Birliğe ödeneceğini kendilerine bildirmiştir. Ayrıca bu hususta İstanbul Eczacı Odası Seçimsiz Mali Genel Kurulunda oybirliği ile karar alınmıştır. Daha sonra varılan mutabakatla TEB Saymanlığına, bütçesinde tutarsızlık yaşanmaması için her mali yılsonunda yenilenmek kaydıyla borcumuz tutarında bir teminat çeki verilmiştir. Beş yıl boyunca Türk Eczacıları Birliği’ni yöneten hiçbir yönetim (neredeyse birbirinin aynı olan) tarafından bizlere bu konuda herhangi bir uyarı yapılmamıştır. TEB ile aramızda yaşanan çek sorunu, bugüne kadar eczacı kamuoyuna Türk Eczacıları Birliği’nin hükmi şahsiyeti gözetilerek yansıtılmamıştır.
"Sorunun aşılabilmesi için İstanbul Eczacı Odası’na son kez bir süre verilmiş, 31 Ocak 2014 vadeli yeni bir çek alınmıştır. Ancak Oda 9 Ocak 2014 tarihinde bir yazı yazarak, bu çeki de ödeyemeyeceğini belirtmiştir. Bunun üzerine Merkez Heyeti’nin 16 Ocak 2014 tarih ve 7 nolu toplantısında 800.000 TL’lik çekin 400.000 TL’sinin 30 Ocak 2014 tarihine kadar nakit ödenmesine, kalan 400.000 TL’lik bölümün de 30 Mart 2014 tarihine ertelenmesine karar verilmiş, ancak 30 Ocak 2014 tarihine kadar İstanbul Eczacı Odası tarafından herhangi bir işlem ya da ödeme yapılmadığı ve konu ile ilgili Merkez Heyetimize herhangi bir bilgi verilmediği için, çekin vadesinin dolduğu 31 Ocak 2014 gününden bir gün önce çek tahsil edilmiştir."
İstanbul Eczacı Odası’na sorunun aşılması için son kez süre verildiği kesinlikle gerçek dışıdır. İstanbul Eczacı Odası tarafından her mali yılda yenilenerek Birlik saymanlığına gönderilen çekin arkası 2011 yılı Seçimli Olağan Genel Kurulumuz öncesinde tarafımıza hiçbir haber verilmeden Türk Eczacıları Birliği tarafından yazdırılmıştır. Görüldüğü üzere Türk Eczacıları Birliği Odamıza yönelik ilk icra takibi girişimini 2011 yılında başlatmış ve bankalar nezdinde o güne kadar hiçbir çeki işlem görmemiş olan Odamızın ticari itibarını zedelemiştir. TEB’in bu girişimi çekin arkasını yazdırtmakla sınırlı kalmış, daha ileri bir adım atılamamıştır. Ancak her dönem sonu Oda bütçesinin yetersiz kaldığı durumda personelimizin maaşlarının ödemesi için bankalardan talep ettiğimiz kısa vadeli kredi, çekimizin arkası yazdırıldığı için alınamamıştır. Oda personelinin maaş ödemeleri Yönetim Kurulu üyelerinin taşınmazları teminat gösterilerek alınan krediyle yapılabilmiştir. İstanbul Eczacı Odası ile TEB arasında yaşanan anlaşmazlığı sona erdirmek için Farmavizyon Eczacılık Fuarı esnasında uzlaştırma amacıyla araya bazı Eczacı Odası başkanları ve TEB yöneticileri sokulmuştur. Bu yaklaşıma Oda yöneticilerimiz sıcak bakmış ve yapılan görüşmeler esnasında arkası yazılan çekin geçmişte olduğu gibi yenilenmesi talep edilmiş, bunun üzerine tarafımızca kendilerine aynı şartlarda yeni bir çek verilmiştir. Ancak kendilerinin de yazılarında belirttiği gibi, Türk Eczacıları Birliği yine kendisine yakışan tavrı sergilemiş, yenilediğimiz çek tarafımıza haber verilmeden arkası yazdırılarak icra takibi başlatılmıştır.
"İstanbul Eczacı Odası’nın Birliğimiz aleyhine sözleşme bedelinin ’yüksek’ olması nedeniyle açtığı davada İdare Mahkemesinin İstanbul Eczacı lehine verdiği kararı Danıştay bozmuştur. Diğer taraftan İstanbul Eczacı Odası’nın yazısında belirttiği ’dava sonuçlanıncaya kadar çeklerin sürekli yenilenmesi konusunda bir anlaşma yapıldığı’ iddiası doğru değildir. İstanbul Eczacı Odası ile Farmavizyon Eczacılık Fuarı esnasında Merkez Heyeti ve Yardımlaşma Sandığı aidat borçlarına ilişkin olarak 29.10.2013 tarihinde kendi talepleri ile bir protokol yapılmış ve Odanın Eczacı Bilgi Sistemine üye kayıtlarını yapması ve tahsil edilen borçlarının derhal Türk Eczacıları Birliği’ne iletilmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Bu tutanak altına alınan anlaşma çerçevesinde yeniden alınan 950.000 TL tutarındaki geçmiş dönem aidat borçlarına ilişkin çek ile ilgili olarak Birliğimiz tarafından herhangi bir işlem yapılmamıştır. İşlem yapılan çek, 31 Ocak 2014 tarihinde vadesi dolan sözleşme bedellerine ilişkin alacaktır.’’
Ankara 1. İdare Mahkemesi açtığımız davada, 2008 yılı sözleşme bedelinin 500 TL olarak belirlenmesi işlemini iptal etmiştir. Türk Eczacıları Birliği Danıştay’a başvurarak mahkeme kararını temyiz etmiştir. Danıştay bu davanın görülmesi gereken yerin İdare Mahkemesi değil, Danıştay olduğunu belirterek kararı sadece bu yönden bozmuştur. Yani Danıştay hukuk tabiri ile usulden bozma yapmış esastan yapmamıştır. Bozma kararı üzerine Ankara 1. İdare Mahkemesi, verdiği iptal kararında ısrar ederek davanın görülmesi gereken yerin İdare Mahkemeleri olduğuna karar vermiştir. Birlik ısrar kararını da temyiz etmiştir. Dosya şu an Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda bulunmaktadır.
Birliğin "Danıştay Oda lehine verilen kararı bozmuştur" demesi eksikliklerle dolu, yanlış algı yaratan nitelikte bir açıklamadır.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, İstanbul Eczacı Odası’nın ne Farmavizyon Eczacılık Fuarı’nda ne de fuarın öncesi ve sonrasında bir mutabakat talebi olmamıştır. İstanbul Eczacı Odası üyeleriyle olan bağını ortadan kaldıracak ve Odayı işlevsiz hale getirecek Elektronik Bilgi Sistemine ısrarla giriş yapmayı reddetmiş ve bu durumu üyeleriyle paylaşmıştır. Bu gelişme karşısında Türk Eczacıları Birliği, 2013 yılı SGK Ek Protokolü’nü İstanbul’a göndermeme kararı almıştır. SGK İstanbul İl Müdürlüğü’nün bu haksız dayatmaya karşı oluşacak hasta mağduriyetlerini önleme adına üyemiz eczacılarla elektronik sözleşme yapma olasılığı gündeme gelmiştir. Bu gelişmeler ve TEB ile yaşanan mali sorunlar nedeniyle oluşacak karmaşayı önleme adına araya girenlerin iyi niyetli yaklaşımıyla ödenememiş oda aidatlarının önümüzdeki süreçte olabildiğince toplanmaya çalışılmasına yönelik bir teminat çeki verilerek 2013 yılı Ek Sözleşmesinin İstanbul’a gönderilmesi sağlanmıştır.
İstanbul Eczacı Odası’nın kamu ve sanayi eczacıları ile eczacılık fakültelerinin öğretim üyeleri ve işsiz eczacıların Oda üyeliklerinin devamını sağlama konusundaki mücadelesi kesintisiz devam edecektir.
"İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu’nun sözleşmeleri 250 TL’den eczacılara vermek konusunda aldığı karar, kendi ifadeleri ile ’çok önemli bir siyasi karar’ olmaktan ziyade bir Bölge Eczacı Odası yönetimine yakışmayacak sorumsuzlukta bir karardır. Eczacı örgütü hiçbir zaman birbirine karşı ’siyasi karar’ alamaz. Eczacı örgütü, tartıştıktan sonra aldığı tüm kararlara uyar, hukuken de uymakla yükümlüdür. Bugün hukukumuzu çiğneyerek bunun yerine siyasi kararlar almayı kendilerinde hak görenlerin ve demokratik merkeziyetçi işleyişi ’biat kültürü’ olarak tarif edenlerin ’demokrasi kültürü’ ile hiçbir ilgileri kalmamıştır.
Diğer taraftan 53 Eczacı Odamızın da yöneticileri bilmektedir ki, Türk Eczacıları Birliği’nin de Odalarımızın da yöneticileri, örgütlerimizi sadece ’siyasi kararlar’ ile değil, ekonomik kararlar ile de yönetmekte, hatta bazı durumlarda Eczacı Odası’nın yönetimi maalesef bir ’borç yönetimi’ olabilmektedir.
53 Eczacı Odamızın yöneticisi bu ve benzeri durumlarla boğuşurken İstanbul Eczacı Odamızın sürekli eczacıların yarattığı ortak havuza/ ortak bütçemize borçlanarak faaliyetlerini olduğu gibi sürdürmek istemesi örgütsel olarak, mantıken ve ahlaken kabul edilemez."
İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu’nun 2008 yılında üyelerinin hak ve çıkarlarını koruma adına aldığı karar, her türlü riski içersinde barındıran siyasi bir karardır. O dönem görevde olan yöneticiler yargılanmayı ve gerekirse hapis yatmayı göze alarak çok büyük bir haksızlığa dur demek için bu kararı almıştır. Her ne şekilde olursa olsun ödenecek bedel peşinen kabul edilerek hareket edilmiştir. Bu yönüyle alınan karar siyasidir.
Bugün bizleri demokrasi kültüründen yoksun olarak tanımlayanlar, gerek Odamıza karşı bitmek bilmeyen bir kinle her türlü yöntemi kullanarak saldırmayı marifet sayarak gerekse de türlü yalanla bizleri meslektaşlarımızın gözünde küçük düşürmeye çabalayarak aslında bu örgütte giderek yok olan demokrasi kavramını bizzat kendileri ayaklar altına alıyorlar.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda nihai kararı beklenen teminat çeki dışında aldığı kredileri ve topladığı paraları düzenli olarak ödeyen bir Oda olarak; doğruları saptırmayı, gerçek dışı beyanlar vermeyi adet haline getirenleri dönüp bir kez aynaya bakmaya ve ondan sonra hakkımızda suçlamalarda bulunmaya davet ediyoruz.
"Bu vesileyle ifade etmek isteriz ki; Türk Eczacıları Birliği’nin yaklaşımı Eczacı Odalarımızı köleleştirmek değil, eczacı odalarımızın TEB ile ilişkilerine belirli bir düzen getirmektir. Bu konuda aldığımız ortak kararlara dayanarak uyguladığımız işlemleri keyfi olarak yerine getirmeyen bir eczacı odamızın muhalefetten bahsetmesi olsa olsa kendisini mazlum gösterme konusundaki popüler yaklaşımın trajikomik bir tekrarıdır. Sözleşme bedellerinin tahsili konusunda Türk Eczacıları Birliği bugüne kadar hep taviz veren taraf olmuştur. İstanbul Eczacı Odası, Türk Eczacıları Birliği’nin iyi niyetini maalesef sürekli şekilde suiistimal etmiş, hiç değilse borcun bir kısmını ödeyerek söz konusu borcu ödeme iradesini ve niyetini gösteren hiçbir adım atmamıştır."
Türk Eczacıları Birliği ile Eczacı Odalarının ilişkilerine belirli bir düzen getirmek ne demektir? 6643 sayılı yasamız bu ilişkilerin nasıl bir düzen içerisinde yürümesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. Kongrelerde yangından mal kaçırırcasına, içeriği Eczacı Odalarından saklanarak geçirilen yönetmeliklerle kendilerine bağımlı, iki dudaklarının arasından çıkacak emirlere bakarak hareket edecek bir meslek örgütü yaratma çabası boşunadır.
Türk Eczacıları Birliği yöneticileri bizzat kendilerinin de yazılarında belirttikleri gibi, hep taviz veren taraf olmuşlardır, ancak söyleyemedikleri kime taviz verdikleridir. Bu ülkenin eczacıları TEB yönetiminin kimlere taviz verdiğini çok iyi bilmektedir. Seçim kazanma adına eczaneleri kapattırdıkları için gazetelere siyasi iradeden özür dileyen ilanlar vermeleri yetmemiş olacak ki bir de nedamet getiren basın açıklamaları yapmışlardır. Bunlar meslektaşlarımız tarafından asla unutulmayacaktır.
Eczacının karşısına her çıktığında başarısızlıklarının nedeni olarak muhalefeti göstermeyi marifet sanan Türk Eczacıları Birliği’nin sayın yöneticileri bilmelidirler ki, kendisini mazlum göstermekle suçladığınız İstanbul Eczacı Odası sizlerin beceremediği mesleki mücadeleyi yıllardır sürdürmektedir.
"Şunun altını özenle çizmek isteriz ki; Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti olarak, örgüt içi demokrasi ve çoğulculuğa inanıyor, muhalefetin varlığını da tartışmıyor ve tartıştırmıyoruz. Ancak muhalefetle hiçbir alakası olmayan, en temel örgüt ilkelerini bile çiğneyen bir tarzın yanında yer almanın da doğruda değil, yanlışta ortak olmak anlamına geleceği kanaatini taşıyoruz. Tüm eczacı odalarımız ortak alınan Kongre kararlarına ve Başkanlar Danışma Kurulu kararlarına uyarken, İstanbul Eczacı Odası’nın da bunlara uymasını beklemek hem Merkez Heyetimizin hem de Eczacı Odalarımızın hakkı olduğu gibi, üyelerimize karşı da sorumluluğumuzdur. Bu bağlamda, İstanbul Eczacı Odası’nı da sorumluluğa ve üye ve çalışanlarının daha fazla mağdur olmaması için tüm demokrasilerde olması gerektiği gibi, ortak olarak alınan kararlara uymaya davet etmek de görevimizdir.’’
Demokrasi ve çoğulculuk kavramları ne yazık ki Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti’nin çalışma anlayışında yoktur. Bir yönetmelik taslağını bile Eczacı Odalarıyla paylaşmaya yanaşmayan, kendi bildiği gibi hareket eden TEB Merkez Heyeti’nin bu davranışı örgüt içi demokrasi ve çoğulculuğa inanan bir yönetim anlayışı ile asla bağdaşmamaktadır.
Bizlerin ısrarlı taleplerine rağmen Başkanlar Danışma Kurulları, TEB yöneticileri tarafından hiçbir zaman bir karar organı olarak görülmemiştir. Ancak aynı yöneticiler bugün İstanbul Eczacı Odası’nı karar organı olarak görmedikleri Başkanlar Danışma Kurulu kararlarına uymamakla suçlamaktadırlar.
İstanbul Eczacı Odası, sadece meslektaşlarının gerçekte ödemeleri gereken sözleşme bedelinin iki katı fazlasını ödetmeye yönelik dayatmaya ortak olmayı reddetmiştir.
Aşağıdaki tabloda yer alan rakamlar İstanbul Eczacı Odası’nın haklılığını ortaya koymaktadır.
|
YILLARA GÖRE SÖZLEŞME ÖDEME TUTARLARI |
|||
|
YIL |
SÖZLEŞMELİ ECZANE SAYISI |
TEB TARAFINDAN TALEP EDİLEN SÖZLEŞME BEDELİ |
İEO TARAFINDAN ÖDENEN SÖZLEŞME BEDELİ |
|
2008 |
4.897 |
2.448.500,00 TL |
1.224.250,00 TL |
|
2009 |
4.550 |
1.257.500,00 TL |
1.257.500,00 TL |
|
2010 |
5.000 |
1.075.000,00 TL |
1.075.000,00 TL |
|
2011 |
4.800 |
1.465.000,00 TL |
1.465.000,00 TL |
|
2012 |
5.120 |
1.782.000,00 TL |
1.782.000,00 TL |
|
2013 |
5.040 |
1.681.000,00 TL |
1.681.000,00 TL |
Üyelerimizin ve eczacı kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu