Uzm.Ecz. Sevil Ağalar Altınel
KOKU VE YAŞAMIMIZDAKİ YERİ
2. Bölüm
Uçucu yağlar; duygudurumu etkilerken farklı kokuların beyindeki farklı alanları etkilediğini gösteren bulgular bulunmaktadır.
Bu bağlamda kokuların duygudurum üzerindeki etkilerinin ölçülebilmesi amacıyla 2009 yılında Cenevre Duygu ve Koku ölçeği geliştirilmiştir. Bu ölçek kullanılarak, çalışmalarda katılımcıların farklı kokuları farklı değerlendirdikleri rapor edilmiştir.
Kokuların duygudurum etkileri üzerine yapılmış bu kadar fazla araştırma varken, aromaterapi’nin en önemli gücü olan koku uygulamasının, günlük yaşamdaki önemi daha iyi anlaşılabilir. Bu bağlamda aromaterapi denilince duygudurumu pozitif yönde etkilemek amacıyla kokuların kullanımı akla gelmelidir.
Kokuların duygudurum üzerindeki etkileri son yıllarda çalışma konusu olurken aslında bu yeni bilinen bir konu değildir. Kokular birçok eski medeniyetten günümüze bir terapi yöntemi olarak geleneksel olarak gelmiştir. Aromaterapi, Mısır ve Hindistan gibi ülkelerde binlerce yıllık geleneğe dayalı bir bitkisel tedavi yöntemidir. Her ne kadar eski bir gelenek de olsa aromaterapi modern bilimde 2000 yılı sonrası kendine yer bulabilmiştir. ABD’de ve başta Fransa olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde hemşireler ve doktorlar özellikle yaşlılar, kanser hastaları ve çocuklar başta olmak üzere aromaterapiyi kullanmaya başlamışlardır. Aromaterapi çalışmaları, kokuların duygudurum üzerindeki etkilerinden yola çıkarak hastaların kendilerini daha iyi hissetmeleri amacıyla kullanılmaktadır.

Aromaterapinin günümüzde bir destek tedavi yöntemi olarak kullanıldığı hastalıklardan biri de demanstır. 2002 yılında yapılan bir çalışmada güzel koku sunumunun demans hastaları üzerindeki etkisini incelemiştir. Dört haftalık süreçten sonra melisa kokusunun demans tedavisinde etkili ve güvenilir bir yol olduğu ve yaşam kalitesini arttırdığı rapor edilmiştir. 2001 yılında yine demans hastaları üzerine yapılan bir çalışmada aromaterapinin özellikle masaj uygulamaları ile birlikte hastalar üzerinde semptomları azaltıcı bir sonuç verdiği gösterilmiştir. Demans hastaları üzerinde yapılan çalışmalarda aromaterapi uygulamalarının, stres ve gerilimi azalttığı rapor edilmektedir.
Parkinson hastaları ile yapılan çalışmalarda da aromaterapinin hastalara iyi geldiği rapor edilmiştir Yine benzer bir bulgu şizofreni hastalarında görülmüştür.
Burada bilmemiz gereken önemli bir nokta, aromaterapinin bu etkileri hastalığın tedavisi yönünde değildir. Daha çok hastalığın semptomlarını azaltma yönünde bir etki söz konusudur.
Yapılan bir çok çalışmada aromaterapinin en etkili olduğu semptomlardan birisi de rahat bir uykudur. Özellikle masaj uygulamaları ile birlikte lavanta ve benzeri etkilerde rahatlatıcı kokuların uyku bozukluğu olan hastalarda uyku kalitesini artırdığı bilinmektedir. Amerika ve Avrupa’da birçok geriatri kliniğinde hasta odalarında lavanta kokusu uygulanmaktadır.
Aromaterapinin kaygı bozukluğuna ve depresyona sahip hastalarda da etkili olduğu bilinmektedir. Aromatik koku alan katılımcıların kaygı düzeylerinde düşüş gözlemlenmektedir.
Bu sonuçlarla tutarlı bir şekilde aromaterapinin depresyon hastaları üzerinde de semptomları azaltıcı etkiler gösterdiği bulunmuştur.
Aromaterapinin psikiyatrik hastalıklardaki etkisi, düşünüldüğünde sakinleştirme ve yatıştırma üzerine etki göze çarpmaktadır.
Koku duyumuzu tek bir boyutta düşünmek mümkün değildir. Kokular farklılaştıkça insanlarda farklı etkilere neden olabilmektedir. Bu durum bazen duygudurum üzerinde bazen de bilişsel performans üzerindedir.
Bu yüzden koku değişkeni için net bir çerçeve çizmek mümkün değildir. Bazı kokular daha uyarıcı olabilirken bazı kokular daha yatıştırıcı etkiye sahip olabilmektedir
Aynı zamanda çalışma ve ofis ortamlarında da uygun aromatik koku kullanımının çalışma performansını artırması beklenen bir sonuçtur.
Aromaterapi uygulamalarında temel amaç kişinin hayat kalitesini, iyi oluşunu ve mutluluk düzeylerini artırmaktır.
Osmanlı’da yüzlerce yıl önce geleneksel olarak akıl hastalıklarının tedavisinde kullanılan gül, hem solunum hızını hem de kan basıncını düşürmektedir.
Gül yağı halk arasında güzel koku özelliğinden dolayı kullanıldığı gibi sakinleştirici etkisi ve cilt bakımı için de kullanılmaktadır. Son zamanlarda yapılan çalışmalar da gül yağının, ruhsal rahatlatıcı, uyku düzenleyici, sakinleştirici ve tansiyon düşürücü etkilerinden bahsetmektedir.
Koku ve Rüyalar
Yine bir araştırma sonucuna göre, uyumadan önce yatak odasına veya yastığa sıkılan çiçek kokulu spreyler, kişilerin daha pozitif rüyalar görmesini sağlıyor.
Heidelberg Üniversitesi Uyku Bozuklukları Merkezi’nde yapılan araştırmada, erkeklere ve kadınlara uyurken çiçek kokusu ya da hidrojen sülfit kokusu koklatıldı. Sonuçlar, kişilerin rüyalarının duygusal içeriğinin kokladıkları kokuyla bağlantılı olduğunu gösterdi. Hoş kokuyu koklayanlar, çok daha hoş rüyalar gördüler ve kükürt kokusuna maruz kalanlar ise kabus gördüler. Hoş kokuların kabus riskini azaltıp azaltamayacağını ise ayrı bir araştırma konusu…
Araştırmalar, kokuların rüyalar, duygular, stres, ağrı, konsantrasyon ve hafıza gibi neredeyse her şeyi etkilediğini göstermiştir. Örneğin lavanta kokusu birçoğumuzda kendimizi iyi hissettiren hormonların salgılanmasını sağlar ve bizi mutlu eder, gül kokusu kan basıncını düşürür ve rahatlatır.
Koku ve uyku sorunu uykusuzluğumuzu ve stresimizi etkiler
Lavanta, vanilya, kahve ve gül kokusu uykusuzluk ve stres konusunda yardımcı olabilir. Maryland Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, lavanta kokusu uykusuzluk, kaygı, stres ve ağrıya yardımcı olabiliyor. Araştırmacılar, lavanta ile yapılan aromaterapinin sinir sisteminin aktivitesini yavaşlatabileceğini, uyku kalitesini artırabileceğini, gevşemeyi sağlayabileceğini ve uyku bozukluğu çeken insanlarda ruh halini yükselttiğini söylüyor.

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılara göre ise, kahvenin kokusu da sakinleştirici bir etki yaratabiliyor. Almanya’daki Tubingen Üniversitesi’ndeki bir çalışmada ise vanilya kokusu sakinleştirici bir etkiye sahip. Vanilya uçucu yağının yeni doğan kliniklerinde özellikle premature bebeklerde uygulanmasına yine son yıllarda rastlamaktayız.

Kokular para harcama davranışımızı etkiler
Kokular ne satın aldığımızı ve ne kadar para harcadığımızı etkileyebilir. Chicago Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, güzel kokular insanların ürünleri %84 oranında daha çekici bulmalarını sağlıyor.
Satış ve pazarlama alanında da müşterilerin duygudurumlarını arttırmak ve alışverişlerini daha rahat ve daha fazla yapabilmeleri için aromatik koku kullanımının yaygınlaştığını, büyük mağaza ve otellerin güzel aromatik kokuları kullandıklarını görmekteyiz.
Bilimsel çalışmalar, fark edilebilir bir seviyede yayılmış hoş kokuların tüketici isteklerini doğruladığını, işyeri üretkenliğini artırdığını, ayrıca da sağlık ve tıbbi durumlara yardımcı olduğunu göstermektedir.
Örneğin; ABD’de bir kumarhanede gerçekleştirilen bir denemede, test alanına hoş bir koku verildikten sonra kumar gelirlerinde %48’lik bir artış sağlandığı görülmüştür. Deneme sonucunda, havadaki fark edilir kokunun müşterinin kendini daha iyi hissetmesine ve kumar oynama arzusunun artmasına neden olduğu anlaşılmıştır.
Anosmi nedir?
Koku duyusunun kaybına anosmi, azalmasına hiposmi, kötü koku algılamaya kakosmi denir. Beyin tümörü gibi çeşitli organik hastalıklarda ve kimsayal maddelere maruz kalma durumlarında, kokain gibi bazı uyuşturucu kullanımlarında anosmi ortaya çıkabilir. Anosmi hafızayı direk etkiler, ayrıca dikkat dağınıklığı oluşturabilir. Hatta Alzheimer gibi ciddi unutkanlık hastalıklarının ilk belirtileri arasında görülmektedir.
Yaşamın heryerinde var olan koku duyumuzu kaybetmemek üzere…
Daha fazla bilgi
Uzm. Ecz.Sevil Ağalar Altınel
www.naturenurture.com.tr
![]()
1.Bölümü okumak için linki tıklayınız.
http://www.eczacininsesi.com/index.php?yon=haber&id=11588
Referanslar :
· Rasch, Buchel, Gais ve Born, 2007;
· Rihm, Diekelmann, Born ve Rasch, 2014;
· Ritter ve ark., 2012
· Buckle, 2001; Chu ve Downes, 2002; Cooke ve Ernst, 2000; Ilmberger ve ark., 2001; Lehrner, Eckersberger, Walla, Pötsch ve Deecke, 2000; Lehrner, Marwinski, Lehr, Johren ve Deecke, 2005; Ludvigson ve Rott- man, 1989; Millot, Brand ve Morand, 2002; Rubin, Groth ve Goldsmith, 1984).
· Chu ve Downes, 2000, 2002; Rubin,
· Akben, C. (2015). Koku ve bilişsel uyarımın beyin fırtınasında yaratıcılığa etkisi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Abant İzzet Baysal Üniversi- tesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
· Bottari, D., Heimler, B., Caclin, A., Dalmolin, A., Giard, M. ve Pavani, F. (2014). Visual change detection recruits auditory cortices in early deafness. NeuroImage, 94, 172-184.
Doi: 10.1016/j.neuroimage.2014.02.031
· Buchbauer, G., Jirovetz, L., Jager, W., Dietrich, H. ve Plank, C. (1991). Aromatherapy: Evidence for sedative effects of the essential oil of lavender after inhalation. Zeitschrift Fur Naturforschung C, 46(11-12), 1067-1072.
· Buchbauer, G., Jirovetz, L., Jager, W., Plank, C. ve Dietrich, H. (1993).
· Ballard, C. G., O’Brien, J. T., Reichelt, K. ve Perry, E. K. (2002). Aromatherapy as a safe and effective treatment for the management of agitation in severe dementia: The results of a double-blind, placebo- controlled trial with Melissa. The Journal of Clinical Psychiatry, 63(7), 553-558.
· Kalem Eğitim ve İnsan Bilimleri Dergisi 2018, 8(1), 215-235 229
· Fragrance compounds and essential oils with sedative effects upon inhalation. Journal of Pharmaceutical Sciences, 82(6), 660-664.
· Buckle, J. (2001). The role of aromatherapy in nursing care. The Nursing Clinics of North America, 36(1), 57-72.
· Cannard, G. (1996). The effect of aromatherapy in promoting relaxation and stress reduction in a general hospital. Complementary Therapies in Nursing & Midwifery, 2(2), 38-40.
· Carlson, N. R. (2010). Fizyolojik psikoloji: davranışın nörolojik temelleri. (M. Şahin, Çev.) Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
· Chrea, C., Grandjean, D., Delplanque, S., Cayeux, I., Le Calvé, B., Aymard, L., Velazco, M. I., Sander, D. ve Scherer, K. R. (2009). Mapping the semantic space for the subjective experience of emotional responses to odors. Chemical Senses, 34(1), 49-62.
· Chu, S. ve Downes, J. J. (2000). Long live Proust: The odour-cued autobiographical memory bump. Cognition, 75(2000), B41-B50.
Doi: 10.1016/S0010-0277(00)00065-2
· Chu, S. ve Downes, J. J. (2002). Proust nose best: Odors are better cues of autobiographical memory. Memory & Cognition, 30(4), 511-518.
Doi: 10.3758/BF03194952
· Cooke, B. ve Ernst, E. (2000). Aromatherapy: A systematic review. British Journal of General Practice, 50, 493-496.
· Daniels, J. K. ve Vermetten, E. (2016). Odor-induced recall of emotional memories in PTSD-Review and new paradigm for research. Experimental Neurology, 284, 168-180. https://doi.org/10.1016/j.expneurol.2016.08.001
· Diego, M. A., Jones, N. A., Field, T., Hernandez-reif, M., Schanberg, S., Kuhn, C., Galamaga, M., McAdam, V. ve Galamaga, R. (1998). Aromatherapy positively affects mood, eeg patterns of alertness and math computations. International Journal of Neuroscience, 96(3-4),
· Dolcos, F., LaBar, K. S. ve Cabeza, R. (2005). Remembering one year later: Role of the amygdala and the medial temporal lobe memory system in retrieving emotional memories.
· Smallwood, Brown, Coulter, Irvine ve Copland 2001
· Ballard ve ark., 2002; Holmes ve ark., 2002; Smallwood ve ark., 2001
· Snow, Hovanec ve Brandt 2004
· Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 102(7), 2626-2631.
· Groth ve Goldsmith, 1984). Chu ve Downes (2000)
· Ritter, Strick, Bos, Van Baaren ve Dijksterhuis, 2012). R
· Akben’in (2015)
· Coşkun ve Şenyurt, 2015
· Millot, Brand ve Morand (2002) yapmış oldukları araştırmanın sonu-
· Chu ve Downes, 2002; Ehrlichman ve Halpern, 1988; Herz, 1997, 1998
· Smith ve Vela, 2001
· Kalem Eğitim ve İnsan Bilimleri Dergisi 2018, 8(1), 215-235 221
· Godden ve Baddeley, 1975
· Eich ve Metcalfe, 1989
· Chu ve Downes, 2002; Ehrlichman ve Halpern, 1988; Herz, 1997, 1998;
· Herz, Schankler ve Beland, 2004;
· Ritter ve ark., 2012;
· Wiemers, Sauvage ve Wolf, 2014
· Ehrlichman ve Halpern (1988)
· Herz, Schankler ve Beland (2004)
· Godden ve Baddeley, 1975
· Eich ve Metcalfe, 1989
· Herz, Schankler ve Beland, 2004;
· Ritter ve ark., 2012; Wiemers, Sauvage ve Wolf, 2014
· Seubert, Frei- herr, Djordjevic ve Lundström 2013
· Dolcos, LaBar ve Ca- beza 2005
· Wang, LaBar ve McCarthy, 2006
· Buchbauer, Jirovetz, Jager, Dietrich ve Plank, 1991
· Diego ve ark., 1998; Field ve ark., 2005; Ludvigson ve Rottman, 1989; Moss ve ark., 2003).
· Diego ve ark., 1998; Field ve ark., 2005; Herz, 2009; Moss ve ark., 2003; Moss,