ECZACININ SESİ/ Özel Tele- Röportaj
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu
Ülkemizde 2.5 milyon Suriye’ li Mülteci barınıyor. Evlerinden, vatanlarından, can kaygısıyla kaçmış, ülkemize sığınmış olan komşu ülkenin insanları yaşamaya çalışıyorlar.
Kuşkusuz bu yaşanan, içler acısı bir dram ve insanlığın utancıdır. Bu insanların barınma, beslenme, eğitim gereksinimlerinin yanında sağlık ve ilaç gereksinimleri de "insanca, insana yaraşır" bir çözüm bekliyor.
Yaşanan dramın eczacı ve ilaç boyutunu, birinci ağızdan, kendi bölgesinde çok yoğun Suriye’ li Mülteci barınan Gaziantep Eczacı Odası Başkanı Ecz. M. İrfan Demirci ile konuştum. Sonradan özetlediğim uzunca bir tele- söyleşi yaptık.
Gaziantep Eczacı Odası Başkanı Sayın Ecz. M. İrfan Demirci’ ye çok teşekkür ederim.(Hakan Gençosmanoğlu)
Suriyeli "Misafirler"...
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Galiba, Gaziantep’ te, en yoğun Suriye’ li Mülteci’ nin yaşadığı bölgelerden birisiniz..
Ecz. M. İrfan Demirci: Evet... Bizim bölgemizde İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından kimlik verilmiş 380 bin Suriye’ li misafirimiz var. Artık onlar bizim komşularımız. Birlikte yaşıyoruz. Çok büyük çoğunluğu konteynerkentlerde, çadırkentlerde, kendi olanaklarıyla kiraladıkları evlerde ve sokaklarda yaşayanlar var. Bunlar yoksul, çaresiz insanlar. Gerçekten kötü durumdalar.
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Bu insanların resmi olarak statüleri ne?
Ecz. M. İrfan Demirci: Aslında devlet mülteci tanımlamasını kullanmıyor. Çünkü, o zaman Birleşmiş Milletler kurallarına göre başka şeyler devreye giriyor. Devlet bu insanları sığınmacı veya misafir olarak adlandırmayı daha uygun buluyor.
Eczanelerde...
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Eczanelerde nasıl anlaştınız? Tavırları nasıl? Sorun yaşanıyor mu?
Ecz. M. İrfan Demirci : Başlangıçta çok ürkek ve utangaçtılar. Şimdi oldukça özgüvenle hareket ediyorlar. Artık kendilerine verilenleri hakları olarak görüyorlar. Dil yüzünden anlaşma sorunu yaşadık hala da yaşıyoruz. Bu nedenle, çok doğal olarak, ister istemez verdiğimiz ilaç ve eczacılık hizmetinin kalitesi düşüyor.Ama şimdilerde bir çoğu anlaşabilecek kadar Türkçe öğrenmeyi başardılar. Öğrenmeye de devam ediyorlar. Dil sorununu aşıyoruz galiba...
Reçeteler... Ve Eczacıların Yaşadıkları
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Reçetelerini nasıl karşılıyorsunuz?
Ecz. M. İrfan Demirci: Daha önce AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) tarafından şimdilerde İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından verilmiş kimlik kartlarıyla eczanelerimize geliyorlar. Reçeteler 15 Ekim 2015 sonrası SGK MEDULA sistemine giriliyor. Mevcut SUT kurallarına göre ilaçlarını alıyorlar. Yalnız bu reçetelerde katılım payı ve muayene ücreti çıkmıyor. Ama ilaç fiyat farkı çıkıyor.İlaçlarını alıp gidiyorlar.
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Eczacı burada bir sıkıntı yaşıyor mu?
Ecz.M. İrfan Demirci: Eczacı sıkıntı yaşıyor mu? Evet yaşıyor... Şöyle... Bir defa ortada bir protokol ya da herhangi bir sözleşme yok. Başbakanlığın bir genelgesine dayalı olarak ilaç veriyoruz. Ortada defacto bir durum var yani... Bu durum çok kötü bir örnek oluşturuyor. Diğer yandan; sorun çıksa muhatap belli değil gibi... Çokbaşlı bir yapı var. Kayıtlar İçişleri Bakanlığı’ nda. Reçetelerin kontrolünü Çalışma Bakanlığı (SGK), ödemeyi AFAD yapıyor. Çok başlı ve karmaşık bir yapı ile başbaşayız. Reçeteler 90 gün içinde incelenecek. Valiliklere gidecek. Sonra AFAD’a... Parayı AFAD ödeyecek.
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Ödemelerinizi alıyor musunuz? Sorun var mı?
Ecz. M. İrfan Demirci: Zaman zaman gecikmeli de olsa aldık. Burada başka bir şeyin altını çizmek istiyorum. Sözünü ettiğimiz insanların sıralı dağıtım reçetelerinde, örneğin kan ürünlerinde, üst limit yok. Sıralı dağıtıma tabi değil. Bu durum bir çok açıdan oldukça sıkıntılı. Bunun bir an önce çözümlenmesi lazım, bu reçetelerin sıralı dağıtıma girmesi lazım.
Ne Yapılmalı?
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Peki, somut durum ne olmalı, ne öneriyorsunuz?
Ecz. M. İrfan Demirci: Türk Eczacıları Birliği, mülteciler için tek tip bir protokol yapmalı. Tıpkı SGK protokolü benzeri gibi. Bizim tek muhatabımız olmalı. TEB bu konuyu başlangıçta sayılar az diye görmezden geldi. Daha sonra da ihmal etti. Ama bakın olay nerelere geldi. 2.5 milyon insandan söz ediyoruz... Ben başından beri tek tip protokolde ısrar ettim. Ancak bugüne dek yapılamadı. Bir an önce yapılmalı!
Ecz. Hakan Gençosmanoğlu: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey...
Ecz. M. İrfan Demirci: Biz, eczacılık yeminimiz gereği, tüm insanlara eşit olarak ilaç ve eczacılık hizmeti vermekle, insanların yaşam kalitesini yükseltmekle yükümlüyüz. Bizim mesleğimiz bu... Ancak görevimizi yerine getirirken de görevimizi yapabilmenin gereken zemininin oluşturulmasını ve meslek haklarımızın korunmasını isteriz.
Diğer yandan; insanların kendi ülkelerinden kopartılarak başka ülkelerde perişan durumda yaşamaya zorlanması kabul edilemez. Buna kayıtsız kalamayız. Bizler barışın egemen olduğu bir dünyayı istiyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu aziz atamızın güncelliğini hiç kaybetmeyen "yurtta barış dünyada barış" sözünün ne kadar önemli olduğunu da görüyoruz...