Ecz. Gaye ÖZEKEN, Kültür Sanat bölümümüzde “Perşembe Şiiri ve Hikayesini” sizin için yazdı…
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli
Biçare gönüller!.. Ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden
Birçok seneler geçti dönen yok seferinden
Yahya Kemal Beyatlı
.jpg)
"Yahya Kemal, Almanya’da ailesi tarafından terk edildiği yurttan kaçmış, çocuk yaşında gemilerde miçoluk yaparken gördüğü Kız Kulesi’ne (annesine sarılmak istercesine) sarılmak için İstanbul Boğazı’nın soğuk sularına atlamıştır. Bu olaydan günler sonra limandan kalkan gemi, bir Osmanlı Paşasının evlat edindiği bu cesur çocuk tarafından "ne bir mendil ne de bir kol sallanarak" uğurlanacaktır. Kaçarak bıraktığı yaşamının ardından kaleme aldığı şiiri ise, edebiyat tarihine altın harflerle kazınacaktır.
"Sessiz Gemi" şiiriyle ne kadar uyumlu bir yaşam kesiti değil mi? Bir farkla, bu cesur çocuk Yahya Kemal değil, bundan yıllar sonra Yahya Kemal’le dillere destan bir aşk yaşayacak olan Nazım Hikmet’im annesi Celile Hanım’ın büyük dedesidir.
Peki şiire konu olan gemi nerededir?”…
http://www.eczacininsesi.com/index.php?yon=sanat&id=389