Ecz. Şeyma ŞAHİN
HASTALIKLAR VE PREBİYOTİKLERİN ETKİSİ
DİYABET
ü GLP-1 salınımını destekler yani glukagon sentezi baskılanır, insülin salgılanması arttırılır. Karaciğerdeki glukojen yapımı azalır.
ü İnsülin duyarlılığı iyileşir.
ü Tokluk merkezi sinyallerini gönderir ve daha az gıda alımına yardımcı olur.
ü Tokluk şekeri üzerinde de azalmalarla ilişkili olduğu görülmüştür.
ü Diyetle alınan fruktooligosakkarit ise GLP-1 seviyelerinin ve bağırsakta glukoz taşınmasını uyaran ve bağırsak geçirgenliğini azaltan GLP-2 üretimini arttırmaktadır.

Prebiyotiklerin etki mekanizmaları (Aliasgharzadeh vd. 2015)
LAKTOZ İNTOLERANSI
ü GOS’lerin laktoz intoleransını azalttığı görülmüştür. Bunu mikrobiyotadaki yararlı bakteri sayısını arttırarak yapmaktadır.
KANSER
ü Fekal sıvı içeriği kanser biyomarkerlarındır. Safra asitleri, N-nitrozo bileşikler ve heterosiklik aminler hücre ve DNA’ ya toksiktir.
ü Proteinlerin bağırsakta fermantasyonu ile konakçıya toksik olan isobutirat, isovalerat, nitrojen ve fenolik bileşikler ortaya çıkar.
ü Oligofruktosakkaritler sikloalkan, sikloalken ve esterlerinin toksik etkilerini kontrol eder. Bu etkinlik fekal sıvı içeriğinden ölçülür ve aynı zamanda bu etkinliği antimikrobiyal ve antioksidan etkinlikleri doğrultusunda yapar.
ü KZYA leri kolon pH’ ını düşürür ve 60:20:20 oranında (molar oranı) asetat, propiyonat ve butirattır. Kolonda patojen bakteri üremesi bu sayede engellenmiş olur. Aynı zamanda kalori ihtiyacının %10 oranında karşılanması ve aynı zamanda intestinal motilitenin artması demektir.
ü Asetat pH düşürerek patojen bakteri oluşumunu engeller.
ü Propiyonat adipoz (yağ dokusu) yapımında ve kolesterol sentezinde görev alır.
ü Butirat kolon epitelinde ve hücre farklılaşmasını düzenler. Butirat kolorektal kansere ve kolite karşı korur.
ÇOCUKLUK ve YETİŞKİN OBEZİTESİ
ü Çocukluk çağı obezitesi 1980 dee 857 milyon iken; 2013 yılında 2.1 milyona ulaşmıştır.
ü Obeziteye neden olan en önemli etyolojik etmenler genetik (kişisel yatkınlık) ve çevresel etmenlerdir (yaşam tarzı).
ü Obezite tanım olarak vücutta inflamasyonla (Adipoz dokuda adipokin, kemokin, TNF alfa ve interlökin-6 gibi proinflamatuvar sitokinler ile salınımı ve üretimi ile aktif hale geçer) başlayan bir süreç (bir çeşit bağımlılıktan söz edilmektedir) tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, hiperlipidemi, karaciğer yağlanması, kanser v.b. birçok hastalığa yol açan morbid bir hastalıktır. adipokin, sitokin ve hormonun görev aldığı son derece karmaşık mekanizmaları içerir
ü Beden kütle indeksi ile tanısı konulmaktadır. Bununla ilgili 32 gen belirlenmiştir fakat genlerdeki değişim popülasyonun sadece %2 sinden azını etkilemektedir. Son 30 yıldaki artışı sadece genetik etmenlerle açıklanamamaktadır. Son yıllarda, obezite ve komplikasyonlarının gelişiminde bağırsak mikrobiyotasının da rol oynayabileceği anlaşılmıştır.
ü Yetişkin obezlerde prebiyotik takviyesi ile pro inflamatuvar süreçlerin baskılandığı görülmüştür. Örneğin Dehghan ve ark. Yaptığı çalışmada 60 gün boyunca günde 10 g inulince zenginleştirilmiş olifofruktosakkaritin, DM olmayan obez ve tip 2 DM olan obez kadınlarda IL-6 ve TNF serum seviyelerini azalttığı görülmüştür. Galakto oligosakkarit takviyesi ile (84 gün boyunca 5.5 ggün ya da 14 gün boyunca 18ggün) verilmesi ile CRP düzeylerinin azaldığı görülmüştür.
ü Frei ve ar. Yaptığı bir çalışma her suşa ait farklı prebiyotik türlerinin etkili olduğunu göstermiştir.
ü Bağırsak mikrobiyotasının Gram negatif bakteri duvarı bileşeni olan lipopolisakkarit (LPS) ile inflamasyona uğradığı görülmüştür. LPS toll like reseptör 4’e bağlanır ve proinflamatıvar sitokin üretimi artar. Bu olay obezitede metabolik endotoksemi olarak bilinir. Bağırsak duvarı aslında endotoksemiye karşı korur ama yüksek yağ alımı sonucunda epitelyal tight junction proteinlerin (bağırsak duvarının bütünlüğünü ve geçirgenliğinin kontrol edilmesini sağlar) üretimi azalır.
ü KZYA üretimi günlük enerji ihtiyacının %10 ‘unu sağlar. Bir başka etki mekanizması olarak G-protein bağlı reseptörler ile şeker ve yağ metabolizmasına etki eder. GPR 41 ve GPR 43 kısa zincirli yağ asitlerinin aktive ettiği 2 proteindir. GPR 41 ve GPR 43 adiposit ve enteroendokrin L hücreleri tarafından salınır.
ü GPR 41 aktive olunca peptid YY (bağırsak geçiş zamanını hızlandırdığı gibi aynı zamanda tokluğa da etki eder. GPR 43 aktive olunca inflamasyon azalır ve glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) hormonunu stimule eder. Aynı zamanda kontrollü insülin salınımına katılır. GLP-1 yanı sıra enteroendokrin L hücreleri GLP-2 üretir ve salgılatır. (GLP-2 bağırsağa özgü hormon olup 33 aminoasitten oluşan endojen peptidtir. Yemek yerken salınır ve mide boşalmasını yavaşlatır, mide sekresyonlarını azaltır, bağırsak epitelinde büyüme ve onarımı stimule eder. KZYA leri de GLP-2 salınımında görevlidir. (GLP—2 yemek yerken salınmaya başlar. Bağırsak bariyeri korunmasında ve LPS translokasyonunda görev alır) Prebiyotikler GLP-2 plazma seviyesini arttırmıştır.
ü KZYA leri karaciğer ve kas dokusunda AMP-aktive protein kinazı (AMPK) arttırmıştır. Bu yolak kilo ile kontrol mekanizmasını da açıklamaktadır. AMPK’ nın aktive edilmesi karaciğerde yağ asidi sentezini baskılar ve karaciğer ve kasta yağ asidi oksidasyonunu upregüle eder.
ü Prebiyotiklerin en çok bifidobakterilerin KZYA üretmesinde yararlı olduğu ve miktarlarını arttırdığı görülmüştür. Bebeklik çağında bifidobakteri sayısı çok fazladır. Doğru beslenme ve floranın doğru düzenlenmesi sağlanarak çocukluk ya da bebklik çağı obezitede yardımcı olunabilir.
ü Yağın diyette fazla alınması sadece obezitede insülin rezistansına değil aynı zamanda kognitif bozukluk ve mikroglial hiperktiviteye sebep olur.
ü Örneğin; Afrika’da yaşayan çocuklarda Prevotella, Xylanibacter ve Treponema saptanmış, Avrupa’da yaşayan çocuklarda ise bu bakteriler bulunamamıştır. Afrika’lı çocukların enerjiden yoksun olan lifli besinleri çok miktarda tüketmelerine ve bu bakterilerin de özel enzimleriyle ksilan ve selülozlu parçalayabilme özelliklerine bağlamışlardır. Bunların yanı sıra, günlük enerji alımı arttığında üç gün içinde bağırsaklarda mikrobiyal değişme olmaktadır. Obez insanların bağırsaklarında Bacteroidetes azalmakta ve Firmicutes artmakta, ayrıca bağırsaklarda bakteriyel çeşitlilikte de azalma olmaktadır. Ağırlık kaybı ile bu değişim geri dönmektedir. Bu değişimin, dışkı ile her gün atılması gereken yaklaşık 150 kkal enerjinin vücuda alınması anlamına geldiği hesaplanmıştır.
ü Enterik bakterilerin hem bağırsaklarda hem de yağ dokusunda iştah düzenleyici bir sistem olan “cannabinoid” sistem reseptörleri üzerine etkili olduğu saptanmıştır. “Cannabinoid” sistem obezlerde fazla aktive olmaktadır. Yağ dokusunda, CB1 reseptörlerinin aktive olması adipogenezi artırırken, CB2 reseptörlerinin aktivasyonu yağ dokusundan inflamatuvar sitokinlerin salınmasına neden olmaktadır.
Bağırsak bakterileri prebiyotikler ile beslenerek;
a. Mukozal geçirgenlik ve endotoksemiyi azaltmış,
b. TNF- alfa azaltmış,
c. İnsülin duyarlılığını arttırmış,
d. Oksidatif stresi azaltmış,
e. Yağ yakımını arttırmış (sempatik sinir sistemi üzerinden),
f. Linoleik asittten konjuge linoleik asit üretimi sağlamış,
g. FİAF (fasting induced adipocyte factor): besinlerden enerji üretiminin yanı sıra bu enerjinin vücuda alınması ve kullanılmasına yardımcı olmuştur.

KOLON KANSERİ
ü Friendenrich ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada günde 11g’ dan az lif tüketimi ile 27 g’ dan fazla lif tüketimi karşılaştırılmıştır. Günde 27 g dan fazla alanlarda kolorektal kanser gelişim riski diğer gruba göre %50 az bulunmuştur.
ü Sarımsak, soğan, enginar ve kuşkonmaz gibi inülin tipi fruktan içerenler intestinal lümende KZYA konsantrasyonunu arttırmıştır.
ü İnülin ve oligofruktoz 1,2- dimetilhidrazin sebepli oluşan kolon kanseri görülen farelerde bu oranı azaltmıştır.
ü Başka bir çalışmada arabinoksilanca zenginleştirilmiş pirinç alımında NK aktivitesini arttırdığı gibi NK hücrelerinin tümör hücresine bağlanması da artmıştır.
AKNE
ü Akut hiperinsülinemi IGF-1 salınımını arttırır. IGF-1 artışı ise çalışmalarda hiperkeratozis, epidermal hiperplazi ve sebum oluşumu ile ilgilidir. Bu en çok ergenlik çağı sonrası akne oluşumu yaşayan kadınları ilgilendirir. Hem insülin hem de IGF-1 üretimi yumurtalık ve testislerde androjenik hormonların salınımı ile ilişkilidir.
ü FOS ve GOS verilmesi ile bağırsaktaki Bifidobakteri ve Laktobasil oranları artar ve bunlarda endokrin sistem düzenlenmesi de dahil olmak üzere glukoz metabolizası ile ilgildir. 2017’e yapılan küçük bir çalışmada 35 yaş civarı 12 kadına iki gruba ayırarak 6 sına 100 mg FOS ve 500 mg GOS verilmiştir. 3 ay sonra glukoz ve insülin seviyelerinde değişimler görülmüştür.
Tabi ki akne oluşumu sadece glukoz metabolizması ve IGF-1 ile ilişkili değildir. Buna genetik faktörler, P. acne direnci, hiperandrojenizm (PCOs ile bağlı ya da bağlı olmayan), stres, sigara içme de buna etki eder.

Hermaphrodite, Aphrodite ile Hermes’in oğluydu. Aphrodite, bu oğlunu herkesten gizlemek için onu İda dağının perilerine emanet etti. Periler onu ormanda büyüttüler, vahşi huylu olan bu çocuk dağlarda dolaşmaktan, ormanın ücra köşelerini keşfe çıkmaktan hoşlanırdı. Bir gün Kariol’de dolaşırken duru tertemiz bir gölün kıyısına geldi. Hemaphrodite üzerindekileri çıkarıp hemen suya girdi. Bu gölün Salmikis adında bir perisi vardı. Peri kendi gölünde yüzen yakışıklı delikanlıyı görünce ona aşık oldu. Hemen Hermaphrodite’in karşısına çıktı ve ona duyduğu sevgiyi dile getirdi ama delikanlı onu ciddiye almadı. Salmakis onun kendini ciddiye almamasına aldırmadı ve tekrar denedi. Ona sımsıkı sarılıp ondan kendisiyle kalmasını istedi. Ancak Hermaphrodite böyle bir şey yapmayacağını söyleyerek onun kollarından kolayca sıyrıldı. Bunun üzerine Salmakis tanrılara yakardı.
"Ey tanrılar, emir veriniz! Ne ben ondan ayrılabileyim, ne de o benden! Hiç kimse bizi birbirimizden ayıramasın"
Tanrılar Salmakis’in yakarışına cevap verdiler ve ikisini tek vücut haline getirdiler ve o günden sonra hem erkek hem de kadın olarak tek bir vücut içinde yaşamaya başladılar.
Hikayeler güzeldir, hikayelerle kalın…
Ecz. Şeyma Şahin
Yazar notu: Belli yazılardan sonra mail adresime çok fazla afazi, felç, beyin hasarı v.b. rahatsızlıklarla ile ilgili mail gelmeye başladı. Öncelikle belirtmek isterim ki gıda takviyeleri mucize değildir. Aldığınız standart tedavilerin yanı sıra onlara destek olarak kullanılacak ürünlerdir.
Bazen yatan (servis), yoğun bakım v.b. yerlerde yatan hastalarınızla ilgili de mail alıyorum fakat hastane ortamında kullandırılabilecek bir gıda takviyesi ciddi sorunlara sebebiyet verebilir. Hastalarınıza lütfen gıda takviyeleri kullanma konusunda ısrarcı olmayınız.

KAYNAKLAR:
1. Markowiak and Śliżewska. The role of probiotics, prebiotics and synbiotics in animal nutrition. Gut Pathog (2018) 10:21
2. Nicolucci A.C. & Reimer R.A. Prebiotics as a modulator of gut microbiota in paediatric obesity. Pediatric Obesity 12, 265–273, August 2017
3. Mundi M et al. A review on the effects of prebiotics on cell toxicity and integrity. Internatıonal Journal of Food Propertıes 2017, vol. 20, no. s1, s1045–s1052
4. Chunchai et al. Decreased microglial activation throughgut-brain axis by prebiotics, probiotics, or synbiotics effectively restored cognitive function in obese-insulin resistant rats. Journal of Neuroinflammation (2018) 15:11
5. Yamaguchi et al. Dietary fructoolıgosaccharıdes and ıntestınal ethanol levels. bıomedıcal reports 9: 427-432, 2018
6. Dall’Oglio et al. Effects of oral supplementation with FOS and GOS prebiotics in women with adult acne: the “S.O. Sweet” study: a proof-of-concept pilot trial. Clinical, Cosmetic and Investigational Dermatology 2018:11
7. Fotiadis CI et al . Synbiotics in chemoprevention for colorectal cancer. World J Gastroenterol November 14, 2008 Volume 14 Number 42
8. Sezen G. A. Prebiyotik,Probiyotik ve Sinbiyotiklerin İnsan ve Hayvan Sağlığı Üzerine Etkileri. Atatürk Üniversitesi Vet. Bil. Derg. 2013;&8(3):&248,258
9. Sakin Y.S., Tanoglu A. Prebiotics and Their Effects on Human Health. Medicine Science 2016;5(Supp):210-23
10. Özyurt V.H , Ötles S. Prebiyotikler: Metabolizma İçin Önemli Bir Gıda Bileseni. Akademik Gıda 12(1) (2014) 115-123
11. Arslan N. Obezite ile Barsak Mikrobiyotası İlişkisi ve Obezitede Prebiyotikler ve Probiyotiklerin Kullanımı. Beslenme ve Diyet Dergisi 2014:42(2):148-153
12. Sağdıç O, Küçüköner E, Özçelik S. Probiyotik ve Prebiyotiklerin Fonksiyonel Özellikleri. Atatürk Üniv. Ziraat Fak. Derg. 35 (3-4), 221-228, 2004
13. Çoşkun T. Pro-, pre- ve sinbiyotikler. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 2006; 49: 128-148
14. Merit M. Tabbers & Nicole Boluyt & Marjolein Y. Berger & Marc A. Benninga. Diagnosis and treatment of functional constipation. Eur J Pediatr (2011) 170:955–963
15. Gibson, G. R., Probert, H. M., van Loo, J. A. E., Rastall, R. A. and Roberfroid, M. B. 2004. Dietary modulation of the human colonic microbiota: updating the concept of prebiotics. Nutrition Research Reviews 17: 259-275.