İstanbul Tabip Odası’ndan:
30 Kasım 2013 gece nöbetinde Süreyyapaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde; tedavi altında olan ağır bir hastaya gerekli müdahaleler yapılmasına rağmen, ortaya çıkan yoğun bakım servis ihtiyacı karşılanmaya çalışılırken hastanın kaybedilmesi sonrasında, hemşire Hakan Nurok’un hasta yakınlarınca darp edilmesi, servis odalarının camlarının kırılması, çalışanların ölümle tehdit edilmesi sabırları taşırdı.
Hastane çalışanları sıklıkla yaşanan şiddet olaylarına ve yetkililerin hiçbir önlem almayışına, muhatap bulunamayışına tepkilerini 2 Aralık 2013 Pazartesi günü gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla tepki gösterdiler.
İstanbul Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Devrimci Sağlık-İş, Türk Sağlık-Sen ve Sağlık-Sen imzasıyla gerçekleştirilen basın açıklamasına çok sayıda çalışan katıldı.
Odamız Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu’nun da yer aldığı açıklamada; “Sağlık ortamının, hastanelerin ve biz sağlık çalışanlarının can güvenliğinden birinci derecede sorumluluğu olan Sağlık Bakanlığı’nın ne düşündüğünü, ne tür önlemler aldığını ya da kaygılanıp kaygılanmadığını bilemiyoruz. Ama bizler, ülkemizdeki yüzbinlerce sağlık çalışanıyla birlikte can güvenliğimizden kaygılıyız… Buradan, Süreyyapaşa hastanesinden tüm yetkililere seslenmek istiyoruz. Bizler bu kaygılarla yaşamak, bu kaygılarla sağlık hizmeti sunmak istemiyoruz. Hastanelerimizdeki bu saldırılar ciddi bir toplumsal sorun haline gelmiş durumda. Hekimlere, hemşirelere, hastabakıcılara saldırmak olağan ve sıradan bir hasta ve hasta yakını tutumu haline gelmiş durumda.
Bunun ciddiyetini Dr. Ersin Arslan’ın ölümünde yakından gören sağlıkçılar olarak yeni kurbanlar olmak istemiyoruz” denildi. Açıklamada sağlıkta yaşanan sorunların sorumlusunun sağlık çalışanları olmadığı vurgulandı ve yetkililer sorunlar karşısında muhatap olmaya, çözüm üretmeye çağrıldı.