ÖNEMLİ AÇIKLAMA
Türk Eczacıları Birliği yönetiminin eczacının sorunlarını çözmekten uzak, teslimiyetçi bir politika izlediğini, başarısızlığının sorumluluğunu ise muhalefet görevini üstlenmiş Odalara yüklemeye çalışarak hamaset yaptığını daha önce defalarca kez belirttik.
Eczacıların kendi Odalarıyla bağını koparacak, ekonomik ve idari tüm müdahalelerin tek merkezden (TEB) yapılmasını sağlayacak Elektronik Bilgi Sistemi’ne karşı çıktık. Odaların bağımsızlığını ve dinamizmini ortadan kaldıracak olan bu sistemi getiren düzenlemenin iptali için dava açtık.
TEB Yönetmeliği’nde yapılan ve Eczacı Odalarını köleleştirmeyi hedefleyen her düzenlemeye karşı hukuk mücadelesi verdik, vermeye devam ediyoruz.
Son Oda seçimleri öncesinde, TEB tarafından üyelerimizden üyelik ve Yardımlaşma Sandığı aidatı borçları olan meslektaşlarımızın Oda üyeliklerinin silinmesi yönünde yapılan her türlü baskı ve dayatmaya karşı çıktık. Tüm üyelerimizin Oda seçimlerinde oy kullanmasını sağladık. Eczane eczacısı olmayan üyelerimizin Yardımlaşma Sandığına zorunlu üyeliklerini yargıya taşıdık.
Türk Eczacıları Birliği’nin, otuz yıl bekledikten sonra çıkan bir yasal düzenlemenin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yönetmeliği yayımlanamadığı için uygulanamayışı karşısındaki çaresizliğini, sekiz ay gecikmeli yayımlanan SGK İlaç Alım Ek Protokolü’ndeki beceriksizliği ortaya koyduk.
Piyasada bulunmayan ve sadece eczanelerde satılması gereken birçok ürünün İthal İlaç Birimi aracılığıyla hastalara ulaştırılmasının, mesleğimiz ve meslektaşlarımızın geleceğinde yaratacağı derin krizi sürekli gündem ettik. Ağır bir ekonomik kriz altında ezilen eczacıların cirolarına göz dikenlerin rahatsız olmalarını sağladık. Baskılara boyun eğmedik.
Sözün kısası Türk Eczacıları Birliği’nin ancak sorun üretebilen yönetimine karşı mücadeleyi sürdürerek mesleğimize ve meslektaşımıza sahip çıktık.
Bu kararlılığımız meslek örgütüne biat kültürünü yerleştirerek, dikensiz gül bahçesi yaratmak isteyen TEB yönetimini rahatsız etti.
İstanbul Eczacı Odası Oda seçimleri öncesinde art arda iki defa TEB denetçileri tarafından günlerce denetlendi. Yapılan denetimler yetmedi. Bizleri yıpratmak üyelerimizin gözünde değersizleştirmek için Oda seçimlerimize müdahale ettiler. Eczane eczacısı olmayan meslektaşlarımız yasadışı yöntemlerle askıya çıkan seçmen listelerinden silinerek delege sayımız azaltılmak istendi. Başarılı olamadılar. Her türlü yolu deneyerek Oda seçimlerini ileri bir tarihe erteletmeye çalıştılar. İtirazları ilçe seçim kurulundan döndü. TEB seçimlerine yeterince hazırlanma süremizi kısaltmak adına, bir meslek birliğine yakışmayan yöntemlerle seçim sürecini kilitlediler. Türk Eczacıları Birliği’ndeki saltanatlarını sürdürebilmek için her yolu denediler.
Adil olmayan delege sisteminin yardımıyla iktidar oldular ancak Odamıza karşı besledikleri kin bitmek bilmedi.
Göreve gelir gelmez, göz korkutmak amacıyla yaptıkları denetimleri gerekçe göstererek hakkımızda savcılığa suç duyurusunda bulundular. Ülke tarihinin en önemli yolsuzluk soruşturmalarından birinin başladığı 17 Aralık sabahı, ne hazin ki biz de Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ndeki Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği’nde saatlerce Yönetim Kurulu olarak ifade verdik. Mesnetsiz ve gerçeklerle bağdaşmayan suçlamalarla bizleri itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Savcıların neredeyse tamamına yakınının görevden alınmaları ya da yer değiştirmeleri nedeniyle hakkımızda yapılan suç duyurusuyla ilgili savcılık soruşturması halen savcılıkta.
Türk Eczacıları Birliği’nin hükmi şahsiyetine olan saygımız gereği bugüne kadar suskun kaldık. Mesleğimizde çözüm bekleyen sorunlara tek bir çözüm bile üretememiş olan bu Merkez Heyetinin Odamıza yönelik saldırısını, eczacı kamuoyunda yaratacağı gerilimi göz önüne alarak meslektaşlarımızla paylaşmadık.
Türk Eczacıları Birliği Odamıza yönelik yürüttüğü sistematik saldırıda yeni bir adım atarak, 6 Mart 2014 tarihinde, Odamızda haciz işlemi başlattı. Türk Eczacıları Birliği yönetiminin Odamızdan alacaklı olduğu iddia edilen 800.000 TL tutarındaki çekle ilgili, on gün içerisinde ödeme yapılmazsa haciz uygulanacağını belirten ödeme emri tarafımıza iletildi.
800.000 TL tutarındaki çekin tarafımızca Türk Eczacıları Birliği’ne hangi nedenle verildiğini defalarca siz değerli meslektaşlarımızla paylaştık, mali kongrelerde eczacı kamuoyunu bilgilendirdik. Bu çekle ilgili kongre kararları aldık. Ancak konuyu hâlâ bilmeyen meslektaşlarımız olabileceği için kısa bir açıklama yapma gereğini duyuyoruz.
Bilindiği gibi, tüm sosyal güvenlik kurumlarının SGK çatısı altında birleşmesinin ardından, Türk Eczacıları Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanacak tek tip bir protokol ile eczacıların tüm kurumlara ilaç hizmeti verebilmeleri sağlanmıştı. 2008 yılı sözleşme döneminde, Türk Eczacıları Birliği tek tip protokol için eczacılardan 500 TL fiyat talep etti. Bu rakam, Türk Eczacıları Birliği’nin İstanbul eczacılarından bir önceki yıl topladığı sözleşme tutarının iki misli bir tutarı tek tip sözleşme bedeli olarak talep etmesi anlamına geliyordu. TEB, İstanbul eczacısından fazladan 1 milyon 250 bin lira toplayacaktı. Böyle bir kararın tarafımızca kabulü mümkün değildi. Sözleşme bedeli olan 500 TL’ye itiraz ettik. İtirazımız reddedildi. Bu karar üzerine dönemin İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu, çok önemli bir siyasi karar alarak, sözleşme bedelini 250 TL olarak belirledi. İstanbul eczacısının ödeyeceği toplam sözleşme bedeli bir önceki yıl ödenen toplam bedele denk olacaktı. İstanbul Eczacı Odası, üyelerinden toplamadığı tutarı çek olarak Türk Eczacıları Birliğine "teminat olarak" ödedi ve bu fahiş sözleşme bedeli uygulamasına karşı yargı yoluna gitti. Türk Eczacıları Birliği ile varılan mutabakat gereği, İstanbul eczacısından toplanmayan sözleşme tutarının karşılığı olarak kendilerine verilen 800 bin liralık çek, açılan dava İstanbul Eczacı Odası aleyhine sonuçlandığı takdirde eczacılardan toplanarak ödenecekti. Türk Eczacıları Birliği ile varılan mutabakatla, yargı süreci tamamlanana kadar vadesi dolan çeklerin yenilenmesi kararı alındı. TEB’e verdiğimiz teminat çeki, 2011 yılı Ekim ayına kadar, vadesi doldukça yenilendi.
Bu arada konuyla ilgili Ankara İdari Mahkemesi’ne açtığımız dava sonuçlandı. İstanbul Eczacı Odası hukuken haklı bulundu ve davayı kazandık. Türk Eczacıları Birliği karara Danıştay nezdinde itirazda bulundu. Danıştay itirazı değerlendirdi ve kazandığımız davayı usul yönünden bozdu. Gerekçeli kararda, davanın konusu dikkate alınarak İdare Mahkemesi’ne değil Danıştay’a açılması gerektiği bozma gerekçesi olarak gösterildi. Ankara İdare Mahkemesi dava konusunun mahkemesini ilgilendirdiği hususunda ısrar ederek bozma kararına uymadı. Bu açtığımız dava, nihai karar verilmek üzere, Danıştay Dava Daireleri Üst Kurulu’na sevk edildi. Bugüne kadar davamız ile ilgili son karar verilmedi, ancak çıkacak kararın bizim lehimize olacağına inanıyoruz.
Türk Eczacıları Birliği, 2011 yılının Ekim ayında, hiçbir gerekçe göstermeden, vadesi dolan 800 bin liralık çekin arkasını yazdırarak bankalar nezdinde karşılıksız çek olarak işlem görmesini sağladı. TEB Merkez Heyeti attığı bu adımla bankacılık işlemlerindeki ticari itibarımıza gölge düşürdü, ancak daha fazla ileriye gitme ve hakkımızda cezai işlem başlatma cesaretini gösteremedi. Aradan iki yıl geçtikten sonra son Oda seçimlerinin ardından İstanbul’da yapılan Farmavizyon Eczacılık Fuarı’nda, TEB yönetiminin ricası üzerine, Odamızın saymanı ile TEB saymanı biraraya gelerek arkası yazılan çeki, daha önce vardığımız mutabakat gereği, yenilediler. Bu yenileme esnasında bu çekin dava kaybedildiği takdirde sözleşme alan meslektaşlarımızdan toplanacak parayla ödeneceği ve TEB’in hiçbir zaman ekonomik zarara uğratılmayacağı tarafımızca bir kez daha belirtildi.
Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi Türk Eczacıları Birliği gerçek amacının üzüm yemek değil bağcı dövmek olduğunu 1 Nisan 2014 Salı günü banka hesaplarımıza haciz koydurarak gösterdi. Aynı gün İstanbul Eczacı Odası’na kayıtlı tüm araçlara haciz koyduruldu. 2 Nisan tarihinde Trafik Müdürlüğü’ne başvurarak göreve çıkan tüm araçlarımız için yakalama ve trafikten men kararı aldırdı. Tefecilere yakışacak bir tutum sergileyerek gerçekten eczacılık tarihine geçecek bir başarı gösteren (!) TEB yönetiminin bu tutumunun meslek birliği kimliğiyle örtüşmediği ortadadır.
Türk Eczacıları Birliği’nin gerçek amacının İstanbul Eczacı Odası’nı üyelerine hizmet veremez hale getirmek olduğu, bu yapılanlarla net bir şekilde ortaya çıktı. İstanbul Eczacı Odası’na ait, her biri adı geçen çekin tutarının çok üstünde değeri olan taşınmazlara haciz yaptırmak dururken, nakdi hesaplarımıza ve araçlarımıza haciz işlemi uygulanması, TEB Merkez Heyeti’nin gerçek amacının, Odamızı hizmet veremez hale getirmek olduğunu ortaya koymuştur.
Türk Eczacıları Birliği’nin bu mesnetsiz ve gayrı ahlaki bulduğumuz uygulamalarının tamamına karşı tarafımızca derhal yargı yoluna gidilmiştir.
Türk Eczacıları Birliği yönetimi, İstanbul Eczacı Odası’nın gücünden ve saygınlığından rahatsızlık duymaktadır. Daha açık söylemek gerekirse, Türk Eczacıları Birliği’ni yöneten demokrasi kültüründen nasibini alamamış, dayatmacı anlayış bizlerden korkmaktadır. Bizleri bu yasadışı uygulamalar ve oldu-bittilerle sindirmeyi hayal edenler korkmakta haklıdırlar. İstanbul Eczacı Odası, ne yaparlarsa yapsınlar, TEB’in tüm dayatmalarına ve demokrasiyi katleden uygulamalarına karşı mücadelesini yükselterek sürdürecektir. Mesleğimize zarar vereceğine inandığımız her uygulamalarını meslektaşlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Sürdürdüğümüz mücadele sadece üyelerimizle sınırlı değildir. Tüm baskılara karşın, bu ülkede mesleğe sahip çıkma kararlılığı taşıyan her bir meslektaşlarımız için, doğruları söylemeye ve hak aramaya ısrarla devam edeceğiz. Tehdit ve zorbalıkla hiçbir şeyin başarılamayacağını elbette görecekler. Bu ülkede yakın süreçte hepimize karşı uygulanan yasadışı yöntemleri birebir uygulamaya kalkanlar hüsrana uğrayacaklardır.
Değerli meslektaşlarımız,
İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu olarak bizler bu saldırılara, sizlerden alacağımız destekle, göğüs germeye devam edeceğiz. Odamıza yapılan saldırıların ardından, bizlerle olan vazgeçilmez bağınızı kopartmayı amaçlayan ve sizlere yönelebilecek her türlü yasa dışı uygulamaya karşı da mücadeleye hazırız.
İstanbul Eczacı Odası’nın ekonomisini ve meslektaşlarının çıkarlarını her şeyin üstünde tutan yönetim anlayışını yıkmayı hedefleyen saldırılara karşı siz meslektaşlarımızın bizlerin yanında olacağını biliyoruz. Biliyoruz çünkü ülkemizde yaşanan tüm hukuksuzluk ve antidemokratik uygulamalara karşı duyarlılığınızın farkındayız.
Odamızın içine düşürülmeye çalışıldığı ekonomik sıkıntıyı sizlerin desteği ile en aza indirebiliriz. Bu koşullarda sözleşme dönemi olan Nisan ayı sonunu beklemeden 2014 yılı Oda aidatlarınızı merkez ve bürolarımıza yatırmanız bizlere büyük güç katacaktır.
Tüm üyelerimizi mesleğine ve meslek odasına sahip çıkmaya, gerçek demokrasinin ne olduğunu, kendilerini dev aynasında görenlere bir kez daha hatırlatmaya çağırıyoruz.
Saygılarımızla.
İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu