İstanbul Eczacı Odası önceki Başkanı Ecz. A. Semih Güngör, istanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu’ na oldukça sert eleştiriler yöneltti.


Eleştirilerini Facebook hesabından paylaştığı bir yazı ile dile getiren Güngör, yazısında; ’’Meslek Örgütleri Böyle Yönetilmez’’ başlığını kullandı.

A. Semih Güngör’ ün söz konusu yazısı olduğu gibi alıntı olarak şöyle:



MESLEK ÖRGÜTLERİ BÖYLE YÖNETİLMEZ! 1
 
Sosyal Güvenlik Kurumu ile İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun üst düzey yetkilileri 18-Haziran Cumartesi günü İstanbul’da yapılan bir toplantıda eczacılar ile buluştular. İlaç, Eczacılık, Sağlık Bilim ve Teknolojileri Vakfı(İVEK) tarafından düzenlenen toplantının gündem maddeleri, Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki son Yönetmelik, Eczacının Sağlık Hizmetindeki Rolü, Eczanelerde İş Hukuku Mevzuatı, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ve yeni SGK Protokolü idi.
 
Yapılacak toplantı SGK tarafından Medula provizyon sistemi üzerinden eczacıya duyurulunca İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu yaptığı yazılı açıklamayla rahatsızlığını dile getirip Kuruma cevaplamalarını beklediği sorular yöneltti. Soruların özünde kurucuları arasında iktidar partisinin milletvekilleri bulunan bir vakfın Kurum tarafından yapılan toplantı duyurusu ile sahiplenilmesine ve eczacılar arasında belli bir kesimin makbul görülmesine verilecek yanıtın ağır olacağı, bir özür beklendiği dile getiriliyordu.
 
İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu SGK İlaç Alım Protokolü görüşme sürecinde olduğu gibi yine tehditlerle baskı kurma alışkanlığını bu krizde de tekrarlıyordu. Oysa bir meslek örgütü asarım keserim diyerek bu tür sorunlara çözüm getirmemelidir. Bu yöntem Protokol görüşme sürecinde de sonuç vermedi. SGK istediğini verdi, bize alınanla idare etmek kaldı.
 
İstanbul Eczacı Odası Yönetimi acaba böylesine eczacı açısından son derece önemli ve cevapları merak edilen konularda yapılacak bir toplantı için SGK ve İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile görüşerek talepte bulundu mu? 
 
Eğer bu sorunun cevabı hayır ise İEO Yönetim Kurulu eczacı kamuoyunda çok yoğun tartışmaların ve rahatsızlığın yaşandığı bir ortamda neden bir talepte bulunmadı. Böyle bir talep Türkiye’nin en büyük Eczacı Odasından geldiğinde her iki Kurumun da böylesine önemli bir daveti geri çevirmesi söz konusu olmazdı. Kaldı ki eczacı kamuoyu ile bir araya gelip bu konuları tartışmak, bilgilendirmede bulunmak ve eczacıların taleplerini almak hususunda çok istekli oldukları toplantıda yaptıkları açıklamalarda çok net görülüyordu.
 
Şayet İEO Yönetim Kurulu böyle bir talepte bulunmuş ve her iki Kurum tarafından bu talep geri çevrilmiş ise o zaman yapılan açıklama için kimse tek söz söyleyemez.
 
Ancak dönüp geriye baktığımızda görüyoruz ki; Değerli Yönetimimiz SGK İlaç Alım Protokolünü bugüne kadar yapılmış en iyi protokol olarak görüyor ve toz kondurmuyor. Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki son Yönetmelik onlar için çok bir şey ifade etmiyor, çünkü bu konuda yetkili ağızlardan bu çok önemli yönetmelikle ilgili ne düşündüklerine dair dişe dokunur bir değerlendirme hiç duymadık. Kısaca söylemek gerekirse o yönetmelik görünen o ki onlar için bir şey ifade etmiyor. Değerli yönetimimiz Eczanelerde İş Hukuku Mevzuatı, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği gibi önemli konuları dizlerinin dibinde oturup ne söylerlerse yayınladıkları TEB Yönetimindeki yoldaşlarına havale etmişler, gerisine karışmıyorlar. Eczacının sağlık hizmetindeki rolü ise anlaşılan bugünün gündem maddesi değil. Durum böyle olunca da Değerli Yöneticilerimiz akıl edene kadar başkaları ortadaki boşluğu dolduruyor.
 
İVEK Vakfına yönelik suçlamalara gelince el insaf demekten başka bir şey gelmiyor insanın aklına. Çok değil 9 ay kadar geriye dönelim. İstanbul Eczacı Odası seçimleri yapılıyor ve dört ayrı liste seçime katılıyor.
 
Bugün İVEK vakfına dönüşmüş olan derneğe demediklerini bırakmayan Değerli Yöneticilerimiz bu derneğin kapısını çalıyor ve seçimlerde kendilerini desteklemelerini istiyorlar. İVEK talebi değerlendiriyor ve Yönetim Kurulu üyelerinden bir meslektaşımızı listelerine veriyorlar. Böylece bu yönetici kardeşlerimiz üyeleri arasında iktidar partisi milletvekillerinin olduğunu iddia ettikleri derneğin desteğiyle Oda seçimine katılıyor ve kaderin cilvesi kıl payı seçimi kazanıyorlar. Listelerine aldıkları meslektaşımız verdiği emekle İstanbul Eczacı Hareketi adıyla seçime katılan yönetici kardeşlerimiz aldıkları hayli oy desteğiyle İstanbul Eczacı Odası Yönetimine seçiliyorlar.
 
Ancak bu birliktelik bu güne kadar sürdürülemiyor. Geçtiğimiz günlerde bizim Yönetici Kardeşlerimiz listelerine aldıkları meslektaşımızı her ne hikmetse kapı dışarı ediyorlar. Şaşırmamak elde değil ama İstanbul eczacısının oyları ile seçilmiş bir üyenin Oda ile olan ilişkisi cebren sona erdiriliyor. Neden aramanıza gerek yok, önemli olan İstanbul Eczacı Odası seçimlerine giderken birlik, beraberlik söylemlerini ağızlarından düşürmeyerek oy toplamaya çalışanların aslında tek dertlerinin seçim kazanmak olduğunun gerisinin ise lafı güzaftan ibaret olduğunu ortaya çıkmış olmasıdır.
 
Meslek örgütlerinin görevi üyelerinin hak ve çıkarlarını korumaktır. Bu nedenle muhatap olduğunuz Kurumlarla karşılıklı anlayış çerçevesinde ilişki kurmak ve bu ilişkiyi temsil ettiğiniz meslek grubunun saygınlığına en ufak zarar vermeyecek şekilde sürdürmek zorundasınız. Eğer üyelerinizin haklarını sorunları doğru ortaya koyup haklarımızı arayarak değil de diyalogu bir yana bırakıp asarım keserim söylemleriyle eczacının örgütlü gücünü olur olmaz şekilde kullanarak çözmeye kalkarsanız kimse sizi muhatap almaz.
 
Bu nedenle İEO Yönetimi başarısızlığı tescil edilmiş bir TEB Başkanının peşine takılarak bir yere varılamayacağını bir an önce algılamalı ve en azından görev süreleri dolana kadar İstanbul Eczacı Odasının kamuoyundaki saygınlığına gölge düşürmeyen bir görev anlayışını benimsemelidir. Her zaman ısrarla dile getirdiğim İstanbul eczacı tabanının düşünsel zenginliğini tek tip bir siyasi anlayışı dayatarak değil meslektaşlarımızı doğru meslek politikaları etrafında kenetleyerek bir arada tutabilirsiniz.
 
Sizler İstanbul’daki 8 bini bulan eczacıyı temsil ediyorsunuz bu nedenle kim düzenlerse düzenlesin bağlı bulunduğumuz Bakanlıkların üst düzey Bürokratlarının katıldığı bir eczacı toplantısında bulunacak, görüş ve önerilerinizi onlarla paylaşacaksınız. Böyle bir toplantıda eczacının yanında olmak yönetici olmanın gereğidir.
Saygılarımla.


Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat