Eczanelerde ‘yok’ dönemi yeniden kapıda
İlkses / Kemal Özkurt - İlaçtaki kademeli Euro kuru artışının üretimi durma noktasına getirebileceğini belirten Eczacı Tuncay Sayılkan, bunun da önümüzdeki günlerde bazı ilaçların eczanelerde bulunmasını zorlaştırabileceğini belirtti.
İlaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kurunda yeni bir düzenlemeye gidildi. 12 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlandırmasında esas alınan kur kademeli olarak artırılacak. Buna göre fiyat hesaplamasında hâlihazırda kullanılan 25,3346 TL olan Euro kuru, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00 itibarıyla yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye yükseldi. 1 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 00.00 itibarıyla ise kurda yüzde 8,33 oranında yeni bir artış yapılacak ve Euro kuru 29,1164 TL’ye çıkacak. Bu artışlarla birlikte bugünden 1 Nisan 2026 Çarşamba gününe kadar toplamda yüzde 14,9274’lük bir artış gerçekleşmiş olacak. Böylece 1 Aralık 2025 ile 1 Nisan 2026 tarihleri arasındaki dönemde ilaç fiyatlarına toplamda yüzde 34,35 oranında zam gelmiş olacak. Arka arkaya gelen bu zamları değerlendiren İzmir Eczacılar Odası eski Başkanı Eczacı Tuncay Sayılkan, zam beklentisinin ilaç üretimini de etkileyebileceğine dikkat çekerek firmaların yeni fiyat artışını beklemek için üretimi yavaşlatabileceğini, bunun da özellikle önümüzdeki günlerde bazı ilaçların eczanelerde bulunmasını zorlaştırabileceğini söyledi. Sayılkan ayrıca Türkiye’de uygulanan ilaç fiyatlandırma sisteminin hem eczanelerin ekonomik yapısını zorladığını hem de vatandaşın bazı ilaçlara ulaşmasını güçleştirdiğini ifade etti.
ZAMLAR SARKITILARAK YAPILDI
Zamların enflasyonu olumsuz etkilememesi için zamana yayıldığını ifade eden Sayılkan, “Bir önceki zam Ekim, Kasım’da yapılmıştı. Bu sene fark atıldı. Aralık’ta yapıldı ama bir kısmı yapıldı. Normalde 30-35 civarı bekleniyordu. 16.9 yapıldı geçtiğimiz Aralık’ta. Yani bir zamana yayma, sarkıtma metodu var burada. Niye? Çünkü yapılan zamlar aylık ve yıllık enflasyonun düşük çıkmasıyla ilgili. Onu bir sonraki yıla, bir sonraki aya taşıyarak enflasyonun düşük rakamlarda, o raporlarda öyle çıkmasıyla ilgili bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Ama bir tarafıyla da insanlar ilaca ulaşamıyor, piyasada ilaçlar bulunamıyor. En önemli tarafı da bence vatandaşın ulaşamaması. Ama bir tane daha yine önemli bir şey var hizmetin devamlı etmesi için. Şimdi eczanelerin yılbaşında kiraları, personel giderleri, her şeyi yaklaşık yüzde 30-40 civarında artarken ilaç fiyatlarının sadece 16.9 artıyor olması da eczane ekonomilerine çok kötü yansımıştı. Şimdi önce yüzde 6,1 Nisan’da yüzde 8 onu da ikiye bölerek bir iyileştirme yapıldığı iddia ediliyor. Ancak biraz geç kalmış bir zam” şeklinde konuştu.

İLAÇ BULMAK ZORLAŞABİLİR
Zam beklentisinin ilaç üretimini de etkileyebileceğini belirten Sayılkan, “Bugün ayın 16’sı, 1 Nisan’a kadar yaklaşık 15 gün var. İlaç firmaları, depolar falan o ilaçları bizim bulmamızla ilgili hep beraber bir mücadele verdik ama göreceksiniz zaman içinde birkaç gün sonra o ilaçların bulunmasında, istenilen miktarlarda temin edilmesinde sorun yaşayacağız. Çünkü ayın 1’inde yüzde 7-8 zam geleceğini bilen ilaç üreticisi zaten çok düşük kârlarla çalışıyor. Niye bugünden binlerce kutu, milyonlarca kutu üretsin? Bekleyecek, 1 Nisan’dan sonra üretecek. Bu arada vatandaş ilacı bulamayacak. Eczacı ilacı parayla geçirmek için vakit harcayacak. Bu işler böyle sürüp gidecek. Anlatamadık biz bu işin yanlış olduğunu” diye ifade etti.
VATANDAŞ İLACI ARIYOR
İlaç fiyatlandırma sisteminde temel bir sorun olduğunu ifade eden Sayılkan, “İlaçların birçoğu Sosyal Güvenlik Kurumu ödeme kapsamında olduğu için vatandaş zamlardan çok fazla etkilenmez. Ama temelde Türkiye’deki ilaç fiyatlarının belirlenmesiyle ilgili yanlış bir politika var. Yani bir yöntem yanlışlığı var, onu gözden geçirmek lazım. Bugün bu ülkede yaşayan, vergisini veren, primini yatıran insanlar hâlâ kanser ilaçları için günlerce bekliyorsa ya da zaman zaman tüp bebek ilaçları bulunamıyorsa, hormon ilaçlarında sıkıntı varsa, organ nakli sonrası kullanılan savunma ilaçlarında sorun yaşanıyorsa burada bu insanlara bu ilaçları niye aratıyoruz? Sağlığa yeterince bütçe ayırmadığımız için. İlaç politikasında, ilaç fiyatlarını belirleyen yöntemde hata yaptığımız için” söyledi.

TÜRKİYE’YE GELMİYOR
Uygulanan fiyatlandırma sistemi nedeniyle bazı ilaçların Türkiye’ye getirilmediğini vurgulayan Sayılkan, “Bugünün en ciddi sorunlarından biri fiyatlandırma sistemi. Euro’ya endeksli fiyatlandırma çok teknik bir konu ama görünen şu ki ihtiyaca cevap vermiyor. Yabancı firmalar ilaçları Türkiye’ye getirmiyorsa hatta bazıları ülkeye gelmek için başvuru bile yapmıyorsa burada bir hata var. Yeni nesil ilaçlar dünyanın birçok yerinde kullanılıyor ama firmalar bu fiyatlandırma sistemi nedeniyle Türkiye’yi tercih etmiyor. Çünkü o kadar indirim yapılıyor ki Türkiye’de o fiyatlara satış yapmak birçok firma tarafından kabul edilmiyor. Bazı yabancı firmalar da Türkiye’den yavaş yavaş faaliyetlerini sonlandırıp çekiliyor. Burada olan vatandaşa oluyor. Hasta ve hasta yakınlarına oluyor. Sistemi gözden geçirmek lazım” ifadelerini kullandı.
KAYNAK ARTIRILMALI
Sağlık alanında tasarruf yapılmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu söyleyen Sayılkan, “Birçok alana para ve kaynak bulunurken sağlık ve ilaç gibi önemli bir konuda tasarruf yapmakta ısrar etmek insanların ilaca ulaşamaması, tedavilerin yarım kalması, tedavilerin aksaması gibi çok ciddi sonuçlar doğuruyor. Bunun gözden geçirilmesi lazım. Yapılan projeler elbette önemli olabilir. Köprüler, viyadükler, tüp geçitler kıymetlidir ama insanların sağlığı yoksa, onları kullanacak insanlar yoksa bunların hiçbir anlamı olmaz. Bu konunun herkes tarafından duyurulması, yeni bir fiyatlandırma yöntemine geçilmesi için genel basının hatta vatandaşın bile sesini yükseltmesi gerekiyor. Ankara’dan bakıldığında belki sorun yok gibi görünüyor ama biz her gün vatandaşın çaresizliğini görüyoruz. Bu işin çözümünü siyasi ve sağlık otoriteleri üretmeli” diye konuştu.
Kaynak:https://ilkses.com.tr/