Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu 10 Mart 2016 tarihinde, Ankara’ da Sosyal Güvenlik Kurumu’ nda eczacılarla bir toplantı gerçekleştirdi.
Toplantıya katılan İstanbul Eczacı Odası TEB Kongre Delegesi Eczacı Sibel Özkan Tarım, toplantı izlenimlerini kaleme alarak, sosyal medya hesabından yayımladı.
Meslektaşımız Eczacı Sibel Özkan Tarım’ ın izniyle, kaleme aldığı izlenimlerini YORUMSUZ VE OLDUĞU gibi aşağıda yayımlıyoruz:
ÇALIŞMA BAKANI İLE GÖRÜŞMEMİZ VE SÜREÇ BİLGİLENDİRME
Çok ihtiyacım var insana inanmaya diye başlamak istiyorum tüm samimiyetimle. Tarih tekerrürden ibaret olmasın istiyorum.
Dün(perşembe) Çalışma Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun isteği ile bir süredir devam eden eczacı-kurum görüşmelerinin son halkası olarak bizzat Bakan ile görüşmek üzere ben,Cenap Sarıalioğlu, Betül Zeybek ve Esra Susar Ankara’daydık.
24 Oda Başkanı ve Bölge eczacılarından 2-3 kişi ile temsiliyet yapılan, yaklaşık 100 eczacının bir araya geldiği alışılmışın dışında bir deneyimdi hepimiz için. Daha önceki kurum görüşmemizi paylaşmıştım sizlerle ve ardından Başkanlar danışma kurulu kararı ile bir eylemlilik hazırlığı başlamıştı. Slogan Artık yeter, afişler de hazırlanıyor. Eczacı artık emeğinden gelen gücünü kullanmak üzere 31 Martta haklı talepleri karşılık bulmazsa sesini yükseltmeye hazırlanıyor.
Bu süreçte sayın Bakan bizleri tekrar görüşmeye davet etti. Dün olanları hissettiğimizi, dediğimizi, duyduğumuzu sizlerle yine paylaşmak istiyorum.
Sabah saat 10 gibi ilk oturum toplantı yapıldı. Biz gitmeden odalar 4 gruba ayrılmış, listeler asılmış, her gruba bir SGK Müdür yardımcısı,1 ya da 2 eczacı milletvekili yazılmış, salon isimleri belirlenmişti. Böylece biz de İstanbul ekibi olarak, Samsun, Adana, Diyarbakır, Eskişehir, Trabzon ekipleri, 3 Merkez Heyeti üyemiz ile beraber 3 saatlik ilk toplantımızı yaptık. Daha önce aynı kurum yetkilileri ile görüştüğümüz için zaten sorunlar ve rakamlarla ilgili yeterince bilgi sahibi olduklarını biliyorduk. Farklı olarak değişik illerden gelen genç meslektaşlarımızın cümlelerine şahit olduk, milletvekillerimizin konuya nasıl baktığını gözlemlemiş olduk bu toplantıdan bazı cümleler paylaşmak isterim.
-Ben bu mesleğin üzerine bir hayat kurmayı düşünüyorum, bu yaz evleneceğim ama nasıl olacak bilmiyorum.(Adanalı bir genç meslektaşım)
-Bizden önceki eczacılar bari biraz gün yüzü görmüş, ben hiç göremedim, kış aylarında personel çalıştırıyorum yazın çıkarıyorum, anlayın işte.(Diyarbakırlı bir genç meslektaşım)
-Kurum yetkilisi: Bizler sorunlarınızı biliyoruz, verdiğiniz rakamlar inanılmaz yani nasıl geçiniyorsunuz, acaba masraflar fazla mı gösteriliyor kar az çıkıyor diye düşündük ama fazla gösterilecek bir masraf kalemi de yok sizde, gerçekten merak ediyoruz nasıl geçiniyorsunuz.
-Eczacı milletvekili: Bizler eczacıyız elbet öncelikle ama bütçenin imkanlarını da değerlendirmek lazım, sayın bakanımız ve bizler EKK yı ikna etmek için her yolu deniyoruz.
Bu kısımda işte dayanamadım sordum, sayın vekilim siz bizlerin istediği, ekonomik talebimiz olan rakamın fazla olmadığına, hakkımız olduğuna ikna mısınız ? Cevabı; elbette iknayım, ben de eczacıyım oldu.
Sonra bir yemek arası verildi ve saat 14 00 te toplantı salonuna alındık. Bu kısım ile ilgili birkaç cümle etmeden geçemeyeceğim. Biz koltuklarımıza oturmuş beklerken karşımızda sahnede 5 koltuklu bir masa, koltukların biri diğerlerine göre epey bir ’’ağır abi’’ koltuğu. Salonda bir telaş bir telaş vekiller bir oturuyor bir kalkıyor, basından bir kaç kişi fotolar çekiyor, içeriye kulaklığı ve tehlike arar gözlerle koyu takım elbiseli adamlar giriyor çıkıyor falan, TV de zaman zaman gördüğüm ama havasını ilk defa soluduğum bir ortam. Kendime çimdik atmak istiyorum o saçma telaş beni de içine almasın diye, yüzüme savunma gülüşümü takıyorum ve işin aslı bu gergin hazırlığın yarattığı suni ve ağır havada, devlet bürokratları ile yaptığımız samimiyeti şüpheli görüşmeleri de hatırlayınca, bakanın işi çıksa da biz de çıkıp gitsek diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Ve Bakan içeri giriyor herkes ayakta, protokolün eli sıkılıyor Bakan özel koltuğuna geçiyor, yanındaki koltuklara geçecek SGK Başkanı ve müdürleri eliyle, önce kişiyi sonra koltuğunu işaret ederek belirliyor, en soldaki koltuk için Teb Başkanımıza Erdoğan Bey buyrun lütfen diyerek davetini yapıyor. Konuşmaya Bakan başlıyor önce ve araya kimseyi sokmadan eczacıya dönüyor. Bizler için bilinmez ve önyargılı bir bekleyişin ardından Bakan Süleyman Soylu konuşuyor ve öylesine samimi bir dille anlatıyor ki ortam bir anda yumuşuyor. Devlet denen dayak yediğimiz, kesinti, ceza, haksızlık duygusuyla hatırladığımız kavram bir anda ete kemiğe bürünmüş bir insan sıcaklığına dönüşüyor. Bu kıvrak bir siyasi manevraysa bile ilk anda hepimize çok iyi geldiğini itiraf etmek zorundayım.
Bakan gelmeden önce milletvekilleri bürokratlardan,’’ bunu da bakana söyleyin, şöyle söyleyin böyle söylemeyin’’ gibi telkinler duyuyoruz, Bakan sözü eczacıya bırakacakken SGK başkanı ’’ekonomik talepleri ilettik zaten size, farklı konular varsa söylensin’’ telkinine Bakan itiraz ediyor, ’’hayır ne varsa söylemek istedikleri, her şeyi duymak istiyorum’’. Meslektaşlarım konuşuyor, konuşuyoruz Bakan herkesin gözünün içine bakarak, araya girip bürokratlardan hesap sorup ’’düzeltin bunu böyle şey olur mu’’ diyerek dinliyor, anlamadığı yerde tekrar soruyor notlar alıyor, nasıl çözülür bu diye bizlere tekrar tekrar soruyor ve böyle tam 4 saat aralıksız bir diyalog sürüyor. Ben de dilim döndüğünce biraz mizaha kaçarak derdimizi anlatıyorum Bakana. Ve Bakan son kişi konuşana kadar toplantıyı bitirmiyor.
Gözümü hiç ayırmadan, uçağımı kaçırmayı göze alarak son anına kadar izledim
Özetle ne derim dün için;
Derim ki, benim Türkiye’nin dört bir yanında aynı sancıyı çektiğim ama mesleğine aşık meslektaşlarım var. Onları dinlemek aidiyet duyguma çok iyi geldi.
Derim ki, ’’Sağlıkta dönüşümün devamı için 24500 eczacı ve 71000 çalışanı ile bu hizmeti veren bizim ortağımız olan eczane ayağının memnuniyeti çok önemlidir, eczacılar mutsuz, sistem eczacıya maliyet yüklemiş ama bunları çözeceğiz, katılımcı demokrasi budur, bu toplantıları yapmaya devam edeceğiz, neleri çözdük çözemedik yine tartışacağız. Artık mağdur olmayın, varsa bize dair bir eksik bir hata bize bildirin, kimse eczanesinde mağduriyetine sessiz kalmasın, bildirin odanıza, TEB e, bana bildirin, çözelim.’’
’’EKK denilen kurumda ben de varım, ben seçimden önceki gezilerimden biliyorum ’’eczacılar mutsuz, eczacı milletvekillerimiz çok iyi bir lobi faaliyeti yürüttüler, bugün konuştuk ne oldu şimdi diyeceksiniz elbet, bu toplantıdan sonra biz kendi aramızda bir daha toplanacağız, EKK da taleplerinizin kabulü için her şeyi yapacağız, ben sonuç alacağımızı düşünüyorum, TEB yöneticilerimizi davet edeceğiz ve son durumu onlarla paylaşıp umuyorum hepimizi mutlu edecek bir sözleşme yapacağız.’’ diyen bir Bakana inanmayı istiyorum.
Geçmiş deneyimler, verilen Bakan sözlerine, atılan imzalara rağmen tutulmayan sözler ezberimizde evet, ama bu kez farklı olsun diliyorum.
Şimdi hep birlikte beklemedeyiz, TEB in kırmızı çizgisi çekildi, EKK dan bize gelecek cevabı bekliyor.
Dileğim, bize, sempatisi ve samimiyetiyle Akdenizli bir lideri hatırlatan Bakan bu işi başarsın.
’’Ege Denizi balıkların olsun’’
Ecz. Sibel Özkan Tarım