Eczacılık Teamülü: Eczacılıkta Nesiller Arası Diyalog
Birbirimizi anlamıyoruz. Çünkü aynı zamanda değiliz ve aynı noktalarda yaşamıyoruz.
Tarih boyunca değişimler hep olmuştur, hep de sancılı olmuştur. Eski yeniye, yeni eskiye ait değil. Tabii bu değişimler, 20. Yüzyıldan sonra süregelen teknolojik gelişmelerle hızlanmıştır. Değişimleri anlamanın ve izlemenin en temel yollarından biri sanayi devrimleridir. Her yeni devrim, bir öncekine göre iş yapış şeklini, insanların işi yönetim şeklini etkilemiştir. Ancak her yeni dönem, sancıyla gelmiştir ve kabul edilmediği çok dönem olmuştur. 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başında, özellikle İngiltere’de tekstil işçileri yeni makinelerin işlerini ellerinden alacağını düşünerek fabrikalara girip makineleri kırıyorlardı. Bu harekete katılanlara “Luddite” denir. Hareketin adı da efsanevi bir figür olan Ned Ludd’dan gelir. Tanıdık geldi mi?
Makine düşman değildi ama kişiye kendini sorgulatıyordu. İnsanlar çoğu zaman değişime değil, değişimin kendilerini değersizleştireceği korkusuna tepki verirler. Ama değişim, bir şekilde kendine yer bulur. Kabul etsek de, etmesek de…
Şimdi asıl soru, madem değişim var ve gelecek, biz buna nasıl uyum sağlayacağız?
İletişim… Sorunumuz değişim veya zaman değil, temassızlık.
Yaşım gereği eski ve yeni arasındaki geçiş döneminde olduğumu düşünüyorum. Dönem dönem birçok öğrenci arkadaşımla, birçok meslek büyüğümle vakit geçirme şansım oluyor. Gördüğüm şu ki, arada çok ciddi bir kopukluk var. Ülkemizde, son 5 yılda taze mezun eczacı sayısı yaklaşık 13.000 civarında iken, hali hazırda eczacılık fakültesi okuyan öğrenci sayımız 25.000’e yaklaştı. Ortalama olarak Z kuşağı diye bahsedebileceğimiz eczacı sayısı 38.000 diyebiliriz. Resmin diğer tarafına bakınca, en az 6 yıl önce mezun olmuş eczacı sayımız yaklaşık olarak 40.000. Oran hemen hemen 1:1, yani, mesleğin yarısı farklı, diğer yarısı farklı. Hal böyleyken, yetmezmiş gibi bir de iletişim köprülerimiz de kırılım göstermiş durumda.
Bu yazıya hazırlanırken, yazıya referans olması için 30 kişilik Z kuşağı, 30 kişilik de X ve Y kuşağı eczacı ile sohbet ederek sorular sordum. Bu noktada çok önemli olduğunu düşündüğüm birkaç sorunu madde madde paylaşacağım;
Z kuşağı eczacıların neredeyse yarısı, üyesi oldukları eczacı odasının başkanını tanımıyor, Türk Eczacıları Birliği başkanının adını bilmiyor, Türk Eczacıları Birliği’nin ona bir fayda sağlayacağına inanmıyor.
Ez cümle, kuşaklar kesişmiyor, birleşmiyor, birbirini dinlemiyor.
X kuşağı, mesleğin hafızasının silinmesinden korkuyor. Z kuşağı ise mesleğin geleceksizleşmesinden. Biri değer kaybından endişeli, diğeri değer bulamamaktan.
Peki bu ne getiriyor? Kutuplaşma, yozlaşma ve teamülsüzlük.
Arkadaşlar, abiler, kardeşler, eşler, dostlar, Luddite’ler!
Güncel kalmalıyız. Güncel kalırken geçmişimizi unutmamalıyız. Bir mesleği değerli kılan noktalardan biri de o mesleğin kültürüdür. Almalı, vermeli, aktarmalıyız. Hangi kuşak olursak olalım, hem kendimizi hem de çevremizi güncellemek zorundayız. Yoksa kırılırız.
Çözüm mü? Bir şeyler var…
Ve daha bir sürü şey…